2 Kasım 2015 Pazartesi

Yaz, biraz.


Çok özlemişim, bilgisayar başına geçip, aklımdan geçenleri yazıvermeyi...

Arada kısa cümlelerle özetlemek, günü kısa notlarla hatırlamak, hisleri yarıda bırakıyor sanki...

Oysa yazacak, anlatacak çok şey var düne dair!

Adım adım yürürken ucsuz bucaksız kumsallarda, düşünce balonları sahile vuran dalgalar misali bir belirip bir kayboluyor avuclarımın arasında.

Hangisi daha önemli, hangi dalga savurur derinlere çeker bilinmez, uzaklara dalıp gidiyorum.

Verdiğim kararlar artık daha anlamlı, zaman doğruluğunu ispatlamaya yeminli, birlikte değişiyoruz an be an.

Ben yürüdüğüm yollarda çok takıldım taşlara, çoğunu alıp yolumun dışına itiverdim, bazılarını denizin derinliklerine, en ileriye , en uzaga göndermekti niyetim.

Yoluma devam ederken bir cogunu da yolda görünür yerlere yerleştirdim, olur da peşimden gelen varsa, o tasların güzelliğini görsün, deneyimlesin istedim.

Umut ettim, diledim, en cok da hayal ettim.

Hayaller benim eşsiz sevinclerim!

Yol arkadaslarıma deger verdim, bazılarınınsa o yolda olmalarının tesaduf oldugunu farkettim.

Birileri karsınıza iyiyi, birileri ise kötüyü göstermek icin cıkıyormus, öğrendim.

Kötüyü iyiye cevirmeninse yolu yokmus, denemeden bilemezdim.

Aynı acıdan baskasının o dünyaya bakması imkansıza yakınmıs, birileri yanınızdayken aslında enerjinizi alırmıs, kimisi soru sorar cevabına bakmazmıs, bazısı da zaten laf olsun diye sorarmıs...

Gercek dinleyicilerle tanıstıgımda farkettim.

İkinci sans varmıs, ama ucuncu sans olmazmıs.

Yaptıgın iyilikler, gün gelir sorumlulugun sanılırmıs. İc ses yanılmazmıs, 6.his iyi ki varmıs.