31 Ekim 2011 Pazartesi

Gereksiz Ekim'in Son gününden Sevgilerle

Bugün keyfim yerinde, gitmedi bir yerlere, hatta yerleşmeye karar verdi, uzunca bir süre benimle kalacakmış.. Söz verdi.. Israr da etti, kıramadım kal tabi , burası senin de sayılır dedim =)

Gereksiz Ekim'in Son gününde, sendromsuz Pazartesi'ye merhaba derken karşıma geçen sene Mayıs ayının tatlı , mutlu,  umutlu mailleri çıktı.. Okudukça güldüm, bunları gerçekten ben mi yazdım dedim.. En son , maillerden birinde ' tek kişilik tiyatro oyununun çok rollü oyuncusu ' imzasını attığımı görünce hayretler ettim..
Majestelerinin haftasonu çalışma arzusu mu, kulların tavsiye mektubu mu daha komikti karar veremedim..
Ama en güzeli, durup dururken , geçmişe dönüp gülebilmeyi sevdim.. Geyik yapmayı seven ama altında ince & akıllı mesajlar verebilen çok iyi arkadaşlarım var benim.. Hayatı yeri gelince ti ye alabilen.. Alamadığı yerde traji-komik mevcut duruma gülebilen.. Bir de yardıma giderken , yardıma muhtac olabilme ihtimaline gülüp, güldüğü başına gelen.. =)

Bugün keyfim yerinde benim, uzun zaman da buralarda olacak, beklerim..

Sevgilerimle

Mili - traji-komik hikayelerin gereksiz gülebilen oyuncusu

28 Ekim 2011 Cuma

His wings

I can fly, but I want his wings...

Cok onceydi ve cok kiymetli.. Bu sarkiyi her dinledigimde benim icin en özel yeri baslangici ve bu sozleri..

Bazen tek basina yapabileceginiz bir seyi bir baskasi ile yapmak istersiniz..
Bu bir baskasi ozel biridir sizin icin, kiymetlidir..
Benim icin de oyleydi / hala da oyle tabi..
Ben tek basima degil onunla olsun istedim..
Onun kanatlariyla olsun, onun yaninda huzur buldugum, ona cok guvendigim icin...
O hersey oldugu icin..

Yanimda olmasi hep bambaska bir guven verdi.. İlk adimi onla atmak hep ugur getirdi.. Paylastigimiz anlar ne kadar fazla olduysa bagimiz hep o kadar guclendi, O oldugu yere hep nese, hep keyif, hep mantık, hep özleneni getirdi..
Bu yuzden bu sarki benim icin O demekti..
Bu satirlari hic okumayacak, bir blogum oldugunu bilmiyor bile..
Ama olsun o beni yazdiklarimi okumasa bilmese bile ne hissettigimi hep bildi..

I can fly

But I want his wings
I can shine even in the darkness
But I crave the light that he brings
Dinlemek için

27 Ekim 2011 Perşembe

Kasım gelsin derken, kışı beklerken..

Kasım gelsin artık, Ekimin sonuna geldik zaten, neredeyse bitti, şu 3 gün de çabucak geçsin..
Hayat ne garip Eylülde dört gözle Ekimi beklemiştim, Ekim olsun tatile gidip bol bol gezmek için gün saymıştım.. Tatil bitti , gitti, ben geri gelip sanki hiç tatil yapmamış hissiyatı ile derslere koşturmaya başladım.. Şimdi Kasım gelsin diyorum, bayram gelsin, aile büyükleri ile toplanılsın.. Anneanne baklavası yensin, çocuklar sevilsin, benim dünyalar güzeli kurabiyem el öpsün..

Bu bayram söz verdim kendime burada olmak için.. Saydım son 4 bayramda da burada değildim.. Bayramlaşmayı özledim.. Bayram sabahı kahvaltılarımızı , birarada kocaman bir aile olmayı özledim..
Zaten bu bayram burada olabilmek için tatil planımı öne çektim, bayram gelmeden gittim geldim..
Muhtemelen bir daha bu kadar uzun süre tatil yapmayabilirim, ya da fırsat yaratamayabilirim..

Bu aralar anı yaşamaya, kıymet bilmeye odaklandım.. Geri kalan herşeyi boşverebilirim..
Aileden, dostlardan , mutluluktan ve sağlıktan önemlisi yok, bunlar haricinde hiçbir şeye kafa yoramayabilirim..

Bir yandan son zamanlarda kafamı yoran, canımı sıkan ne varsa affettim ve hayatımdan sildim, bir daha onlara denk gelmeyebilirim.. Karşılaşsak görmeyebilirim, konuşsalar duymayabilirim..
Ben en çok ekim ayının bu yönünü sevdim, hemencecik bitsin isteme sebebim de bu benim..
İyi-kötü geldi, geçti hadi artık bitsin, ben çok sevdiğim Kasıma heyecanla kucak açabilirim..

Bir de sizin de hayatınızda, ağırlık yapan, yoran, kafa kurcalayan, yersiz duran, gereksiz bulunan ne varsa, her kim olursa silinsin gitsin dileğim.. Hafifleyin, ağırlıklarınızdan kurtulun temennim..

İyi gelecektir Kasım, eminim..

26 Ekim 2011 Çarşamba

Gel yanıma otur, deniz kenarında sabahı karşılayalım..

Gel yanıma otur, deniz kenarında sabahı karşılayalım..
Ben sana masal anlatırım..  Bu sefer sen benim dizime yat, ben senin saçlarını okşarım..
Bu dünyada isyan edecek ne kadar çok şey bulduğunla alakalı olmayacak masalım..
Yıkılan binaları, şehitleri, kaç annenin gecelerce evlatlarına ağladığını ve ağlayacağını da anlatmayacağım.. Bunlar hayatın kabul etmek istemediğin gerçekleri farkındayım..
Eve girerken kapı önünde gördüğün, gözlerin dolu dolu, 'ama .. ama.. ölmüş..' dediğin kedi de olmayacak anlatacağım.. Hava soğuk, hayat acımasız,bazı kalpler nasırlı, sen ne yaparsan yap , insanların anladığı kadarıdır yaptıkların, bunları hatırlatmayacağım...
Gel yanıma otur, deniz kenarında, dalga sesleriyle sabahı karşılayalım..
Ben sana  inanmak istediğin herşeyle, insanların temiz kalpli olduğu, hayat toz pembe masalları anlatırım.. Bu masalda yeni hayatlar, huzurlu anlar yaratırım..
Hani bazen yola devam etmek istemiyorsun ya; ben seninle , senin yerine adım atarım.. Görmek istediğin gökyüzünü , istediğin maviye boyar, kara bulutları dağıtırım..
Sabah olur, uyanırsın, bakarsın masal gerçek, ben yanıbaşındayım..

22 Ekim 2011 Cumartesi

Dusunmekten vazgeciyorum..

Vazgeciyorum dusunmekten, cok uzaklara gidiyorum.. Giderken yanima kitap bile almiyorum.. Sorumluluklarimin tamamini birakip cikiyorum kapidan, sessizligi alip gidiyorum.. Sadece gerektigi kadar seyle gerektigi kadar ilgileniyor, uzaklasiyorum, bu sefer basardim diyorum!!
Unuttugum anda karsima cikiyor, aklimi yoruyor, bir anda basa donuyorum..
Ve anliyorum ki caresiz, vazgectim zannediyorum ama yapamiyorum..

18 Ekim 2011 Salı

Ben kacar

Bir hafta yokum, soguga, yagmura gezmeye, ozlenene gidiyorum.. Giderken kiymetlimle , bitanemi de goturuyorum..
Dondugumde yeni fotograflar, keyifli anlar, huzur , kahkaha paylasmayi umuyorum..

Bir de , dondugumde iyi seyler olacak, hissediyorum...

16 Ekim 2011 Pazar

Düş

Sadece bir düştü, benim düş-üm,
İçinde biraz iz düşümün,
Bir düştü sadece, 
Biri seni/n düş-ündü,
Vicdanında kaybolup, gözden düş-tün..

Sen düş-tün..


14 Ekim 2011 Cuma

Yağmur, İstanbul, Rüzgar, Umut

Yağmurlu İstanbula kocaman günaydın..
İşe yürüyerek gidip gelebilen nadir şanslılardan olduğum için; ne işime ne trafiğe söylenirim ben.. Hatta yürürken yüzüme vuran soğuğu, rüzgarı da çok severim, yüzümü rüzgarla bir daha yıkadım derim.. Sonra sıcak ofisime girmeyi daha da çok severim, kahvemi kapıp masama yerleşmeyi.. Gazetelere göz gezdirmeyi..

Bu sabah kahvemi alırken; çapraz pencerede tatlı bir gülümsemeye merhaba dedim, kır saçlı, ince yüzlü tatlı bir bayana.. El salladı önce, selamlaştık, içten gülümsedi.. Tek bir gülümseme ile ''Hayat ne kadar güzel '' dedirtti..  Aklıma seneler önce her sabah günaydınlaştığım komşumuz geldi, içim burkuldu, kimbilir şimdi nerede ki ?? İş hayatımın ilk zamanları, sabah 6.30 da kalkıp, 7.00 da beni sokağın başından alacak servise yetişmeye çalışırken, sokakta karşı kaldırımda hep hazır beklerdi benim 75+ yaşındaki tonton mu tonton, güler yüzlü komşum, adını bilmediğim dedeciğim..
Zihin açıklığı, hayırlı günler diler, selamlarla yollardı her gün işe.. Her gün aynı disiplinle , aynı saatte o da beklerdi birilerini.. Hep takım elbisesiyle..  Şimdi merak ediyorum, iyi mi? kimbilir nerede...
Ne zaman erken kalksam camdan bakarım acaba yine aynı yerde görür müyüm diye?? Bir ara apartmanlarını kapı kapı gezip sormak geldi aklıma, korktum alacağım ''kaybettik'' cevabından.. Yapamadım.. Hala benim için umut demek onu görmek.. Bir umut bakarım her sabah, umarım iyidir , umarım görürüm düşüncesiyle...

Hayatta; siz hiç farkında olmasanız da; sizin için dua eden insanlar vardır, ben onlardan biriyim, selamını, güleryüzünü esirgemeyen tontonlara hep dua ederim..

Yaşlıları ve çocukları ayrı severim.. Bak şimdi tonton dedemi özledim, cam kenarında onunla çay içmeyi, 40 sene öncesinin Beyoğlunu, Çiçek Pasajını ondan dinlemeyi...

Bir yağmur, bir gülümseme, İstanbul ve Umuttan sevgilerle..

Milagros

11 Ekim 2011 Salı

Soğuk ama olsun..

Koşa koşa okula gitmek ne güzelmiş meğer, internetten sipariş edilen kitapları heyecanla beklemek, akşam olsun derse gidelim demek.. Trafik olur mu olmaz mı telaşına düşmek..

Öğrencilik kıymet bildiğin dönemde ne kadar keyifliymiş meğer.. Defter kaleme kavuşmak, sınava heyecanlanmak, not tutmak, ders notlarını arkadaşından almak..
Bir kez daha iyi ki dedim, iyi ki aniden karar vermişim..

Bu yıl kendi kendime hızlı kararlar alacağım, düşünüp taşınmak birşey değiştirmiyor demiştim, ani kararlarım beni hiç yanıltmadı, hatta avantaj bile sağladı.. Tavsiye ederim =)

Yakında karar almadan önce yazı-tura atarsam hiç şaşırmayın.. hımm bir de unutmadan, yarın da ders var, yaşasınnn =)

10 Ekim 2011 Pazartesi

Hoşgeldin Yağmur, pazartesi, sendromu boşver, Adele



Sabahları yağmurla uyanmayı çok özlemişim, bir yerde okumuştum insanlar doğdukları mevsimleri severler diye.. Ben öyleyim, yağmuru, sonbaharı severim.. Siyah beyaz fotoğrafları, yerde sarı yaprakları, eskiyi, kalın montları, üşümeyi, sıcak kahveyi bu mevsime özdeşleştiririm..

Dün de , bugün de yağmur gördüm ya, çok sevindim.. Yağmurlu havada evde olmak ayrı, dışarıda olmak ayrı keyifli geldi.. Bir de ilk fırsatta yine Londraya gidebilsem, iç karartıcı havasına doysam dedim, diledim, ne yalan söyliyim..


Fotoğraf merakımdan vazgeçtim sananlar, hemen paylaşmak isterim iphone uygulamalarında o kadar eğlenceli programlar buldum ki, elimden düşürmeden çalışmalara devam ediyorum.. Yarı profesyonel makinemle ise, 18 inde tatile gidiyoruz, bir hafta yokuz, bol bol fotoğraf çekmeyi planlıyoruz..
Kim bilir, belki gittiğimiz yerden yeni bi makine ile bile dönebiliriz =) ya da yeni polaroid filmlerle...
Bence en keyifli fotoğraflar Polaroid ile çekiliyor, anı ölümsüzleşirmenin en güzel yolu elinize o fotoğrafı anında almakla oluyor .. =) Gerçi benim Amsterdamdan aldığım siyah beyaz polaroid filmler sepya olarak elimize düşüyor ama olsun =) Lomo Mr. Pink ise , şimdilik, güneşli havada iç karartıcı , buğulu fotoğraflarla hayrete düşürüyor..

Fotoğraflar için, çok önce söylediğim ve hep istediğim gibi,  ayrı bir blog hazırladım, yakında burada adresini paylaşırım =)

9 Ekim 2011 Pazar

Söz

Önce havadan sudan sorularla, sonra el kol hareketlerimle, cümlelerimin altına sakladığım gizli anlamlarla, susup başka yerlere bakmamla, zamansız susmalarımla, anladı..
Söz vermiştin dedi, saçma sapan şeyleri kafana takmayacaktın..
Gereksiz yere üzülüp, içine atmayacaktın..
Haklısın dedim, söylenecek başka ne vardı??
'' Haklısın ama.. ''
Başlayan cümlemi olduğu gibi kesip attı tek cümlesiyle, bir cümleyle özetledi yaşananları, yaşanmışlıkları..
Haklıydı, cümlelerim yarım kaldı..
En çok bu yanına hayranım belki de..
O, gökyüzünü bir anda maviye boyayabilir, tek cümlesiyle..
Umudu sevdirir, güne heyecanla uyanmayı, ''bugün dünden daha güzel olsun mu?'' soruna gülümsemeyi öğretir önce..  '' Sessizlik bazen yaraya merhemdir, sessiz kaldığında yaraların kapanabildiğini yaşayarak öğrenirsin '' der..

Fırtınanın tam ortasında, yağmura aldırış etmeden , güneş yaratıp, ona koşmayı sever..
Önüne bakmak yerine ileriye bakar, her durumda ''ya daha kötüsü olsaydı ? ''  sorusuyla kendine getirip, bakışıyla, ses tonundaki güvenle sakinleştirir..
'' Olduğun yerden gördüklerin hoşuna gitmediyse, yerini değiştir, bakış açın değişir '' der,
''Beklentiler gerçekleşmediğinde yola devam edebilirsin, olduğun yerde beklentilerini bırak yeter..''

Bu sözü bile olduğu gibi yeter..
Hayatı özetler..


Sonsuz teşekkürler..

7 Ekim 2011 Cuma

Uyuyor musun?

Hersey bir anda basladi, sessizlik bir anda..

-Uyuyor musun?
-Dusunuyorum..
-Neyi?
-Senin ne dusundugunu..

Sessizlik bu kisa konusmadan daha cok sey ozetler hayata.. Yakip gitmek istedigin tum gemileri, bildiklerini silip atmak istersin, yapamazsin..

Sessizligin anlattiklarini bilirsin, durduramazsin.. Konusup bolmek istersin, sozlerinden korkarsin.. Elin kolun baglanir, konduramazsin..

Hayat seni, beklemedigin bir anda sessizlige bogar, konusturamazsin..

Sessizligi kabul etmek istersin, duramazsin.. Hayati melodilere baglar, daldigin derin dusuncelerden koparsin istersin, kacmaya calistigin herseye daha cok baglanirsin..

Sessizlik bazen sonsuzluk gibidir, sessiz sozcuklerini paylasamazsin..




5 Ekim 2011 Çarşamba

Ben ne zaman

Ben ne zaman birseye uzulsem, tepkimi belli etmesem, soylemek istediklerimi soylemeyip, icime atsam, hasta olurum.. Bu hic degismedi.. Bogazim kipkirmizi olur, soyleyemedigim hersey iz birakir sanki..
Vucudum tepki veriyor icine atma soyle diyor ama nafile... Yapamiyorum..

Yine oyle oldu, hasta oldum, icime attim, sonumu kendim hazirladim diyorum :S

Milagros hasta yatagindan bildiriyor, hasta olmak, bu gunesli havada evde yatmak cok zor..

3 Ekim 2011 Pazartesi

Mantık ve duygular arasında kaldığında;

Mantığı seçip mutlu olabilir misin?
Şartlar böyle olmasa yapardım dediğini yapmadığında, kendini affedebilir misin..
Başkalarını bırak, kendini kandırdığında, kendi cümlelerinle ne kadar idare edersin?
Olmadığını bile bile, bir daha görmek istesen, değişebilir misin, sonucu değiştirebilir misin..
Yalan söylersen eğer, o yalanla hiç yüzleşmez misin..
Bir daha bakmadığında, konuşmadığında, düşünmediğinde, yerine başka bir şey koyabilir misin? merak ediyorum..

Güne güzel Günaydın, Ordinary Day

Sabah yataktan kalkmakla kalkmamak arasında gidip gelirken, uykumu alamadım, acaba biraz daha uyusam mı derken, elin telefona uzanır, saate bakayım derken güzel bir mesaj karşılar, sonrasında da bir mail..
Birileri için sadece şarkı, ama benim için şarkıdan çok daha fazlası..
Pazartesi sabahı süprizi, ödülü, huzuru..
Gün güneşli başladı, Ordinary day ile taçlandı..

Teşekkür ederim  =), hem de çok..

This is just an ordinary day

Wipe the insecurities away
I can see that the darkness will erode
Looking out the corner of my eye
I can see that the sunshine will explode
Far across the desert in the sky
Beautiful girl
Won't you be my inspiration?
Beautiful girl
Don't you throw your love around
What in the world, what in the world
Could ever come between us?
Beautiful girl, beautiful girl
I'll never let you down
Won't let you down
This is the beginning of your day
Life is more intricate than it seems
Always be yourself along the way
Living through the spirit of your dreams
Beautiful girl
Won't you be my inspiration?
Beautiful girl
Don't you throw your love around
What in the world, what in the world
Could ever come between us?
Beautiful girl, beautiful girl
I'll never let you down
Won't let you down
Down, down...

Dolores O'riordan Ordinary Day


 



2 Ekim 2011 Pazar

Ben, özledim..

Ben çok özledim..
Cuma sabahına kadar saat, dakika sayarım, cuma gelir, atlar uçağa, yanına giderim..
Özledim..
O canımbenim..

Kimse bilmez

Bir pazar akşamında elime Hatırla Sevgili albümü geldi.. İçinde yeri ayrı bir şarkı.. ve geçmişe yolculuk böyle başladı.. Beyne hükmeden düşüncelerin hızına yetişmek ne mümkün..
Kimse bilmez..
Sene 2006-2007.. Dönüp baktığımda ne çok ve yersiz üzülmüşüm, ne denli düşünmüşüm diyorum.. Zaman ve hayat neleri değiştirmiş, dünyamın merkezi neredeymiş, sonrasında neler gelmiş, geçmiş..
Bugüne baktığımda, iyi ki gelmiş, ve iyi ki geçmiş..
Hayat; amin denen dualar gerçekleşmediğinde iyi ki demeyi öğretmiş..

Pazar gününü geçmişe dönük geçirmek isteyenlere,
Milagros'tan sevgilerle..

Dinleyin, hatırla sevgili, kimse bilmez...

Bulut geçti
Gözyaşları kaldı çimende

Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
Seher yeli eser yırtar eteğini gülüm
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülüm
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez kimse bilmez

Keyifli pazar şarkısı..

Geçmişe dönmek güzeldir, pazar günü dinlenesi en keyifli şarkı Abdel Kader' dir =)


Hayatı bu sefer ben sürüklüyorum..

Bu zamana kadar o beni sürükledi durdu, o seçti yapılacakları, çoğu zaman emrivaki yaptı..
Şimdi ise; ben sürüklüyorum hayatı, bazı hatalarımı tekrarlıyorum, bile bile.. Belki de hata olup olmadıklarını kontrol ediyorum, hata olduklarına emin oluyorum.. İyi yapıyorum, hata da olsa kendi bildiğim benim seçtiğim diyorum..

Bir pazar sabahı uyanıp, planları iptal ediyor, kendimi şımartma vaktim geldi diyorum..  Güzel bir kahvaltı, evde en özlenen cam kenarı kahve keyfi, huzur, sevilen albümler, haftanın enleri, altı çizilen güzel cümleler, en değerliler..



Benim pazarımda, benim penceremden, hayat huzur, hayat güzel, hayat ben nereye istersem oraya.. Yeni başlangıçlara, eski hatalara, yeni kararlara.. Beni yanıltmadığını ispatlamaya takılmış bu ara..

Üstelik süprizleri ile, cumayı, cumartesinden, pazarı ise hepsinden farklı kılmaya hevesli, şaşırtmaya yeminli..

Hayat ne getirmeye çalışırsa getirsin, bir tek sağlıkla ilgili değilse, boşversin,olduğu yerde olduğu gibi bırakıp devam etsin.. Sağlıksa şayet çözümle gelsin..

Ekimse süprizileri ile gelmeye devam etsin, bir ekim akşamında gelen gitmesin =)

1 Ekim 2011 Cumartesi

Hayir

Her iste vardir bir hayir diye bosuna dememisler.. Inaniyorum, biliyorum, hissediyorum...

Hayatta hicbir sey tesaduf degildir.. Basina gelen herseyin bir nedeni vardir.. Hayirdir, hayirlidir...

Could I??

Could I have this kiss forever??

Sarkilar guzeldir :)

Dont you remember??

When will I see you again
You left with no goodbye
Not a single a word was said
No final kiss to seal any sins
I had no idea in the state we were in
I know I have a fickle heart
And a bitterness and a wandering eye and a heaviness in my head

But don't you remember
Don't you remember
The reason you left me before
Baby, please remember me once more
When was the last time
You thought of me
Oh have you completely erased me from your memory

I often think about where I went wrong
The more I do the less I know
I know I have a fickle heart
And a bitterness and a wandering eye and a heaviness in my head

But don't you remember
Don't you remember?
The reason you left me before

Baby, please remember me once more
Gave you the space so you could breathe,
I kept my distance so you would be free,
And hope that you find the missing piece,
To bring you back to me,

Why don't you remember?
Don't your remember?
The reason you left me before
Baby, please remember me once more
When will I see you again

Dinlemek iyi gelir..
3 gündür elimden düşüremediğim albüm Adele -21.. Her şarkısı birbirinden güzel.. Ama bu biraz daha farklı.. Dinlerken başka hissettiriyor..
Ben her sonbahar hayatın en güzel renklerini karşılarken, böyle şarkılara takılır kalırım..
Keşke hava hep kapalı, yağmurlu olsa der, Londrada olmanın hayallerini kurarım..
Aynı günü orda yaşasam nasıl olurdu diye kendime sorar, sokaklarda kaybolurum..

İşte şimdi, yine kayboldum..