29 Haziran 2011 Çarşamba

Az ve öz...

* Kendini bilmezlerin, kendileri gibi olmayanları yargılamaları çok komik oluyor.. Özellikle dışardan izlendiğinde..

* Norah Jones Feel the same way ile uyanmak, bunu sevdiğini bilen biri tarafından yapılan süpriz ise;  güne  hayata bakışı tamamen değiştiriyor..

* Sorumluluk , sen kaçmaya çalıştıkça yılmadan seni kovalıyor.. Ne yaparsan yap olmuyor.. Ağlayan mızmız bir çocuk gibi, kucağına almadığın sürece susmuyor..

* Yenilik iyidir , güzeldir, değişiklik hep istenendir, ama ne zaman başa gelse, beraberinde zorlu bir dönem getirir.. Bunu kabul etmezsen değişiklik olmuyor..

* Yanında olmak isteyen sen ne yaparsan yap yanında oluyor, olmayan ise zaten ilk fırsatta yok oluyor veya yokediliyor..

* Mucizeler her zaman oluyor =)

27 Haziran 2011 Pazartesi

bilmiyor..

O kıymetini bilmiyor.. Benim için önemini..
Kimi zaman benim yüzümden, kimi zaman kör gözlerinden, görmüyor..
Kimi zaman sesimden, kimi zamansa gürültüsünden duymuyor..
Yansımayı başka hayatlarda görmek -iyisi güzel de, kötüsünde görmek- sanki zamanı geri sayıyor..
Gidilen tüm yolları boşa çıkartıyor..

Ve bir anda seneler öncesinden Mor ve Ötesi ve Hayat geliyor..

Uğraş didin farklı şeyler yapmak için
Üç kişi ya da beş kişi anlar
Ve zaman, ve zaman farklı yüzlerle
Bazen yanında bazen arkanda
Yalan diye bir şey yok
Gördük ama konuşmadık
Ve hayat her şey yolundayken dur dedi artık
Ve hayat herkes evindeyken dur dedi artık
Ve hayat – ki canına tak etmişti – sus dedi artık
Ve hayat
Kırık düşler, aynı yalnızlık
Öyle azaldık ve yıprandık ki
Kafamız karışık, değişmek zor
Dünya yıkılsa anlamazlar


Uzak tutulması gereken her şeyin, uzakta kalması dileği ile..

14 Haziran 2011 Salı

Yarını görür müyüz?

-Gün ortasında, aniden beliriverdi kafamda.. Yarını görür müyüz?
-Ne görmek istediğine bağlı, umutla beklersen eğer, yarın pırıl pırıldır, görürüz..
-Peki, ne getireceği hiç belli olur mu? Bugün üzüldüğün yarın öbür gün iyi ki olmamış dedirtiyorsa şu hayatta.. Yarını gördüğümüzde sevinir miyiz?? Yoksa üzülür müyüz??

Karman çorman bir düşünce..
Hem yarını merak eden, hem de ya yarın olmazsa dedirten ..

Bir yanı yaşlanmak ister mi insanın? Yaşadıklarını paylaşacak küçükler görmek ister mi?
Bir yandan anaokulu bahçesine dalıp, her çocukla ayrı ayrı oynamak ister mi?

Bu düşüncelerin arasında saatlerce kaybolur gider mi..

10 Haziran 2011 Cuma

Uykuyla uyanıklık arası.. Bir rüyanın tam ortası..

Hayat bu ara sakin, anlayışlı ve uysal.. Uykuyla uyanıklık arası.. Sanki bir rüyanın tam ortası.. Hep olmak istenen , resmedilen fotoğraf karesi.. Yönlendirmesi kolay, düşünülesi..
Sesimin bu aralar pek çıkmamasının sebebi de bu aslında..
Tadını çıkartıyor(d)um.
Önemli kararlar çok düşünülerek verilmiyor(muş) , öğreniyor(d)um..
Yaz sabahlarına pencere açık , hafif bir esinti ile uyanmak, çalar saatin alarmına fark atıyormuş, hissediyordum..
Boş tuvale yeni manzaramı resmediyor(d)um..
Ben bu aralar, uykuyla uyanıklık arası, gülümsüyor(d)um..


5 Haziran 2011 Pazar

Phoenix / Zümrüt-ü Anka

Kaf dağında yaşayan, kendini yakıp küllerinden tekrar doğan Zümrüt-ü Anka..

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerine kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyler yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş,
Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yok oluş” ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki;
“SIMURG ANKA – Otuz Kuş” demekmiş.
Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş.
Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…