25 Mayıs 2011 Çarşamba

Başka

Aklımda öyle bir plan, içimde öyle bir heyecan var ki.. Gerçek olursa / gerçek olduğunda hayat bambaşka, gökyüzü bambaşka bir gökkuşağı ile taçlanacak..

                                                                        Eğer olursa / olduğunda sabahlar bir başka başlayacak..

Bu sefer hissediyorum.. Olacak..

22 Mayıs 2011 Pazar

Nefes..

Gün güneşli ve güzel ya bir kaç gündür..  Ruhum sokaklarda, özgür... İçim kıpır kıpır..
Sabah uyanır uyanmaz cam açılası bir sabaha uyanmakla, derin bir nefes almak ne büyük mutluluk!! =)
Bir de tabi tatilin yaklaşması..
Biz bu hafta 4 günlük bir kaçamak yapıyoruz..
Kanal turu, bisiklet gezisi, alışveriş derken günlük planlar belirlendi..
Bir yandan da yaz tatili planları yapılıyor..
Tatil düşünmek/ planlamak bana herşeyi unutturuyor..
Cumartesi sabahı Dryuss la kendimizi Karaköyde bulduk.. Mr.Pink ile çekilen fotoğrafları tab ettirmeye gittik.. Aman ne heyecan bendeki, sormayın gitsin.. Koşa koşa gittik, Vapura binmek ayrı keyif, fotoğraf çekmek ayrı..
Fotoğrafların hazır olmasını beklerken kendimizi Namlı ya kahvaltıya atıverdik... Hmmm leziz.. Deniz havası, keyifli kahvaltı, bol kahkaha, hoş sohbet.. Çay keyfi ayrı kahve keyfi ayrı güzeldi..

Cumartesi keyiflidir, turist gibi Karaköyde gezerseniz çok eğlencelidir..

Ama daha güzeli, heyecanla tatili beklemektir.. Hayat doğru yerde doğru zamanda olursanız çok güzeldir..

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Bedene sığmayan ruh, güne sığmayan planlar..

Ben hep güne sığmayan planlar yaptım, sonra da kendimi illa hepsi olacak diye zorladım.. Zoru başardım, dediğimi hep yaptım, yaptığımdan hep yoruldum, yorulduğumda durmadım, tekrar baştan başladım.. Baştan başlamaya alıştım, kötü sonuçları hep sildim, canımın istediğini gördü gözlerim, beğenmediğim her şeye sırt çevirdim..

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Yine mi Güzeliz, Yine mi Çiçek..

Ben bu aralar, her cumartesi , her fırsatta, dostları bir araya toplar oldum.. Sohbeti keyifli,  rakı seven, hem dinleyen, hem söyleyen, güler yüzlü eski dostlarla , rakı kültürünü tekrar oturttuk birlikte, mezenin sohbetle tatlı olduğunu ispatladık..
Devleti tekrar tekrar kurtardık, basıp gittik, döndük geldik, tatil planladık, geleceği ayarladık, kutladık, dertlendik, üzüldük , eğlendik..
Cumartesine geri sayar olduk, Asmalı , Taksim ikamet belirledik..

Büyüdükçe hayat ne kadar zor olursa olsun, onlarla zorlukların üstesinden geldik..
Bu akşam da yine öyle bir akşam olacak.. Haftasonu değerlenecek, hafta anlam kazanacak..

Bir yandan kısa süreli fotoğrafçılık kursunu tamamladık, f değeri oynamaları, ISO denemeleri başladı.. Lomoda ise ilk film bitti, yaptırmak için sabırsızlığı başladı.. I Love Mr.Pink =)

Ayrıca Müzik arşivimi düzenlemeyi planlıyorum.. Sezen Aksu albümlerini piyasaya çıkarma vakti geldi..

Ve bir de; bu aralar Güneş kendini göstermeye başladı ( tam anlamıyla ) Aydınlandık.. Isındık.. Sevindik.. Kararlar verdik.. Planlar yaptık..
Bekledik...

Şimdilik bu kadar..

Not: Her gün bilgisayar başına geçip yazmak için blog u açan ben, yeni postları okumaktan kendi bloguma yazamaz oldum =)

Sevgilerimle

Mili

5 Mayıs 2011 Perşembe

İnandığın masallar

İnandığın masalların; yarısı yalan, yarısı eksik..
Hiç paylaşılmamış bölümleri sahte gülümsemelerle kesik..
Gökyüzünde saklı, bir parça buluttu kalan,
Farkında değilsin sanılan, koskoca gerçeğin kenarında köşesinde kalmış bir yalan..

Masallar büyüklere anlatılan yalanlarla dolmuş, bir bakmışsın gerçekle hiç alakası yokmuş..
Sen büyüdükçe hayat daha da zormuş..






 

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Bambaşka bir haftasonu..

Haftasonu hep özeldir, hep güzeldir.. Ama bu sefer bir başkaydı..

Sabah keyifli bir toplantı, yüzlerde gülümseme ve canımın bir parçasının aldığı ödülle, gururla başlar, öğlen eski dostla yeni hobinin ilk adımları ile devam eder, kahve sohbeti ile şenlenir, akşamı ayrı eğlence barındırırsa; üstüne bir de / yetmezmiş gibi Pazarı bol kahkaha ile başlar, Japon fotoğrafçı Moda'da görülür, çekim yapılır; gelene geçene ayrı bir hikaye yazılır; kimi zaman 'mantı yiyerek 46 kilo nasıl verilir' isimli kitabım yakında piyasada, mutlaka alın denir, kimisine de 'türkü kasetim çok yakında müzik marketlerde ' denirse; hatta bir ara yoldan geçenlerden biri 'Artiiiizzz misin' sen derse;  hafızaya unutulmazlar listesine yer eder..
Biz bu haftasonu çok eğlendik..

Güneşi gören bünyenin bastırılamaz sevincinden midir, B(ego) nun enerjisinden midir, Japonun çekimlerinden mi bilemedim ama; her saniyesi beraberinde kahkaha getirir..

Tabi bir de haftasonu kabiliyet gerektirir =) Henüz Canon makinesine yeni yeni alışmaya / öğrenmeye çalışan bendeniz; arkası flu fotoğraflar çekmeyi becerebilirsem şayet; yakın zamanda burada paylaşacağım...

Ama ışığı rengi bozuk, fotoğrafın tüm kurallarına aykırı birkaç örnek isterseniz; çok yakında burada olacak..
B(ego) nun anlatımıyla hayran kaldığım, görür görmez heyecanlandığım Diana çok yakında geliyor..  Bu aralar sadece Björk, Massive Attack, Royksopp dinleyen ben; Mr.Pink' ten başka bir şey düşünemez oldum..
Fotoğraf kuralları altüst ediliyor.. Nasıl mı? Lomography süprizlerle dolu..
 
İşte size birkaç bilgi:


Eski Rus mercek fabrikası Lomo tarafından üretilen ve hâlen çok ilgi çeken LC-A modeli, 1991 yılında Çek Cumhuriyeti gezileri sırasında bir grup Viyana'lı öğrenci tarafından özel merceği ve ilginç etkilerle şekillendirdiği farklı fotoğraf dokusu üreten bir makina olarak keşfedilince, doğu bloğu ülkelerinde uzun zamandır bilinen bu fotoğraf makinası batı ülkelerinde de bir moda halinde tanınmaya başladı.
Lomo LC-A ile çekilmiş örnek fotoğraf1994 yılında New York ve Moskova'da açılan ilk Lomo sergilerinin ardından kendine has bir doku üreterek çalışan bu makinanın kullanıcıları Lomografi akımını tanımladılar. Vizörden bakmadan, belli bir konum ve çerçeveye bağlı olmadan çekilen, netlik, doğru kadraj gibi teknik sınırlamaların reddedildiği bu anlayışla çekilen fotoğrafların yayımlandığı özel sergiler ve daha sonra internet siteleri açıldı. Alanda en çok tanınan sitenin yürütücüsü Avusturya'lı Lomographische AG, Lomography markasını ticari anlamda saklı tutmaktadır.
Eastman Kodak tarafından ortaya atılan "Kodak anı" kavramına benzer biçimde, Lomografi de "düşünme, çek" deyişini temel alan bir fotoğraf anlayışı yaratmıştır. Rastgele, yakın-plan, her tür bozulma etkisine açık, net olmayan ve genellikle doğal olmayan renklerden oluşan lomoğraflar kendi içinde, bu yaklaşıma bağlı bir estetik içinde değerlendirilmektedir.
Lomographische AG tarafından, Lomo LC-A dışında Holga, Holga 35mm, Actionsampler, Frogeye, Pop-9, Oktomat, Fisheye, Fisheye2, Colorsplash, Colorsplash Flash, F-stop Bang, SuperSampler, Horizon 202, Seagull, TLR ve Smena 8M modellerinin satışını sürdürmektedir.
Lomografçıların akıma sadakat anlamında şekillendirdikleri ve Lomographisce tarafından desteklenen 10 Kural bulunmaktadır:

10 Altın Lomografi Kuralı
1. Kameranızı gittiğiniz her yere götürün. Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.
2. Kameranızı günün her saati kullanın, gündüz ve gece. Çünkü her anın ayrı bir hissi var.
3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı. Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...
4. Kameranızı farklı açılarda tutun. Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.
5. Kameranız elinizdeyken, yakınlaşmaktan korkmayın. İçinizde fotoğraf çekme arzusu oluşturan nesne ya da kişiyi mümkün olduğunca yakın markaja alın.
6. Düşünmeyin! Kameranızı alın, dışarı çıkın ve önünüze geleni çekin.
7. Hızlı olun! Saniyenin onda biri bile önemli. Ayarlarla vakit kaybetmeyin.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz. Rastlantılara izin verin. Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.
9. Sonradan da... “Aaa! O ne? Bunu ne zaman çekmişim? Nerde çekmişim?” Beyninizi bu tür sorularla meşgul etmeyin.
10. Kuralları kafanıza takmayın. 10 Altın Kural’ı unutun. Canınız ne istiyorsa, onu yapın.







Doğan güne..

Getireceğin her ne ise; huzur içersin..
Gülümseme barındırsın, biraz güneş, biraz sıcak hissettirsin..
Gerisini getirme, boşver gitsin =)