29 Mart 2011 Salı

Sene 1945

Güne bu şarkıyla başlamak.. Güneşli bir salı gününe uyanmak..
Yeniden başlamanın verdiği huzur ve akşam dinlenme fikrinin verdiği heyecan + mutluluk..

Gel asırlardan uzan da tut ellerimi sımsıcak
Yoksa bendeki çocuk da böyle çaresiz kalacak..

Öfke ile beslenen çocuklar yanlızdılar
Ve ümitleri çiçeklerden acıları tarihlerden
Senin gibi benim gibi onlar da hep insandılar

Ve sevgiye inandılar ve saygıya inandılar
Senin gibi benim gibi..
Onlar biraz terkedilmiş, biraz küskün çocuktular
Sanki biraz incitilmiş
Sanki yetersiz sevilmiş,
Sanki utandılar kavgadan ve sustular
Öp incilenen gözyaşları kurusun inançlarında
Sene bindokuzyüzkırkbeş onlar da hep insandılar

Ve sevgiye inandılar ve saygıya inandılar
Senin gibi benim gibi...

28 Mart 2011 Pazartesi

ki sen..

Ki sen, benim gözyaşlarımı da gördün.. Sen benim ilk aldığım güldün..
Ne zaman içim sıkılsa aklıma Yalının bu şarkısı gelir.. Sözleri etrafımı sarıverir..
Heyecanını kaybetmişsin, yok inancını kaybetmişsin..
İç karartıcı şeyler yazmayayım diyorum ama olmuyor blog.. İçim kapkara yine.. Olmayan birşeyler var, ama çaba gösterip değiştirecek güç yok.. İçimden gelmiyor belki de.. Belki de yorgunum sadece..
İyileşemiyorum 3 aydır.. Hastalığımın altından yatan, bugün öğrendiğim alerji, bu kadar zamandır enerjimi sıfırladı durdu.. Halsizim çok..
Üstüne bir de; akşam yatmak, sabah kalkmak bilmiyorum.. Ve tabi bir yandan da görev aşkı ile yanıp tutuşan doktorun sözleri: dinlenmek çok önemli, uyku düzenine dikkat.. Oldu bil, sanki söylemekle oluyor.. Eğer olacaksa beynimi al kenara koy; düşünmeyi de bırakayım bari.. Bak işte : Olmayınca olmuyor.. Çok bilmiş laflar icraata uymuyor.. Doktor sen bana bir bak, iki haftada bir kulak burun boğaz doktoruna gelen ben; habire farklı bir doktoru dinlemekten ; artık bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyor.. Elimde ilaç torbasıyla bu kaçıncı eve gelişim.. Ben alerjinin nedenini biliyorum, benim bünyem ofise alarm veriyor, canı sadece tatil istiyor..

Milagros pazartesinin salıya döndüğü 00:39 dan bildiriyor, olmak istenen yer ile olmak zorunda olunan yer arasındaki mesafe bünyemi zorluyor..


24 Mart 2011 Perşembe

Yorgunum, Yorgunsun,Yorgun

Yorulmaktan yoruldum.. Yorgunluğa alıştı zannettiğim bünyem her sabah alarm veriyor..
Uyanamıyor, yataktan kalkamıyorum..
Yorgunum..
Yapılacaklar listesi boyumu aştı, her geçen gün listeye yeni bir yapılacak ekleniyor, yetişemiyorum..
Haftasonu uzaktaydım, etkisinden kurtulamıyorum.. Havaalanında ayaklarım geri geri giderken; uçağın rötar yapması 'biraz daha buradayım ne güzel' mutluluğu verirken, İstanbula dönüş ve adapte olamama, birikmiş bir sürü iş ve yapılacaklar Pazartesi sabahı kapıda beni bekliyordu..
Ben kaçmaya çalışırken daha fazlası beni buldu..
Güzel şeyler olmuyor mu? Tabii ki oluyor.. Zaten onlar sayesinde gün; yaşanılası hale geliyor, anlam kazanıyor..
Haftasonundan akılda çok güzel anlar, kahkahalar vardı.. Ama döndüğümde birşeyler eksik , bir yanım orada kaldı..
Dönmesi dört gözle beklenen var, orada iyi olduğu bilinen.. ama çok özlenen..
Bundan sonra inşallahlarda çabuk gelmesi, zamanın çabuk geçmesi dilenen..

14 Mart 2011 Pazartesi

Bir ( pazartesi ) varmış, bir ( pazartesi ) yokmuş..

Güneşli güne uyanıp gülümsemeye rağmen, insanın içi uyurmuş..
Uyanıp güne hemen başlamak isterken, ayakları geri gidiyormuş..
Hem zaman geçsin, çabucak akşam olsun, hem de zaman dursun istiyormuş..
İçinden geçen şarkı ise Depeche Mode - Enjoy the silence olmuş..

Bir ( pazartesi ) varmış, bir ( pazartesi ) yokmuş...

7 Mart 2011 Pazartesi

Pencereyi açıp temiz havayı solumak gibisin..

Pencereyi açıp , temiz havayı solumak gibisin.. Blog ; sen nefes aldığım nadir yerlerdensin..

Özlemişim, hem de çok.. Blog olmadan ne kadar zormuş hayat.. Digiturk ne kadar nefret edilesi olmuş..
Ya sahi; ne kadar alışmışım, haberim yokmuş..
Anlatacak sıradan günlerin ,sıradan olaylarının , sıradan kahramanlarını sildim blogsuz geçen günlerde..
Geriye bakıp hatırlamak ve anlamak istemiyorum gereksizleri.. Onlar zaten yarı kalıcı ortamların zorunlu + maskeli sakinleri..
Bir tek; içimde bastırılmaz bir tatil direnişi var.. 4 günlük kaçamak işe yaramadı, aksine daha fazla gidiş planlarını tetikledi.. Tabi bir de kaçış yollarımı..
İsyanlarda bu ara hayat..  Hele ki kalbimi kıranlara karşı.. Bütün duvarlarımı ördüm geri, bana o duvarların yıkılışının gereksizliği nasılsa kanıtlandı..

Geriye kalansa; birçok atasözünün doğruluğunun onayı, sıfır pişmanlık ve iyi ki yapmışım yorumları..

Zaten geri kalanın beklenemezdi farklı olması..