27 Aralık 2011 Salı

Naranananna Naaaaa :)

Uc gune bedel bir gun nasil gecer?
Aksamina etkisi neden bitmez?
24 saat insana nasil yetmez? :)
Gun saat tarih ay kavrami nasil birbirine karisir!!
Babam cilekli pasta yapmayi nereden ogrendi :) ?

Sevgiler

Milagros

25 Aralık 2011 Pazar

Sene biterken.. Kaybolan hayaller, yeni ümitler, hayata dair herşey..

2011 in son günlerinde, Ocak 1 den bu yana kurduğum hayalleri düşündüm..
Süprizlerini, üzüntülerini, sevinçlerini, şaşkınlıklarını..
Hepsi ayrı özel, ayrı güzeldi.. İçinde hayal kırıklıkları barındırsa bile..
Bir sahil kasabasında olması planlanan butik otel hayallerinden vazgeçtim ben bu sene..
Ne komik, planları belli olmasına rağmen, yıkıldı gitti işte..
Sadece plan da değil, hayalleri inşa ettiğin kişiye de güven yıkıldı, planlarla birlikte..
Bir çok maske düştü, bir çok gerçek yüz göründü bu sene..
Bir çok 'bu kadarı da olmaz, olamaz' dedirtecek söz duyuldu.. Susuldu, yok sayıldı..
Önemsememek daha iyi olur kanaatine varıldı..
Bir çok süpriz oldu bu sene, bir çok hayal de gerçeğe kavuştu..
Yepyeni adımlar atıldı, en güvendiklerim hep yanımdaydı, bir adımda takılsam koluma giren biri hep vardı.. Çok gezildi bu sene, 'keşke' denen ne varsa, 'anında' oluverdi..
Hayat ani kararlarla çok güzeldi..
Aramıza yeni katılanlarla dünyamız renklendi, kiminin de bir bakışı bir ömre bedeldi..
Çok laf dinlendi bu sene, çok doğru kararlar verildi..
Geriye dönüşü olmasın denilen çok yoldan geçildi..
Tesadüfleri çok güzeldi, planlasan bu kadar olmaz dedirtti..
İç sesin söylediğini hep haklı dedirtti, bir daha iç sesin söylediğinin tersi olmayacak kararı verildi..
Bazen yordu, üzdü, bekletti ama, genelde iyiydi, iyi geldi, iyi geçti..
Daha da iyisi olsun 2012 de dedirtti..


23 Aralık 2011 Cuma

Kim ne derse desin; yagmur, trafik , soguk olsa da Cuma guzelsin..

Iste bir cuma daha! :)

Trafik olsa da.. Yagmur yagsa da, soguktan donsam da.. Cuma guzelsin..

Haftasonu bir suru sunum arasinda kaybolmak zorunda olacak olsam da , haftasonu evde olma fikri, guzelsin...

2011 bitiyor, sonlar sevmem ama, 2012 gelisini beklemek, yilbasi partisi planlamak, guzelsin...

Kosturmacanin arasinda dusunmeye firsat bulamamak, guzelsin..

Cuma gununden pazartesini dusunmek, planlamak, guzelsin..

Kim ne derse desin...

19 Aralık 2011 Pazartesi

Budur!!

Sabah starbucksta calisma firsati bulmak candir :) kahve ondan daha candir..

18 Aralık 2011 Pazar

Haftaya başlarken..

Her sabah, gün bu şarkıyla başlasa.. Her sabah günün dünden daha güzel geçeceğini anlatsa..

Boğazımda düğümlenmiş paragraflarım var benim..

Boğazımda düğümlenmiş paragraflarım var benim..
Şimdi başlasam üç gün aralıksız yazabilecek kadar çok..
Görmemezlikten geldiklerim, yok saydıklarım, anlamamazlıklarım, derin nefes alıp içime atışlarım..
Sessizliğe kaçışlarım..

Yazmak gelmiyor içimden, biliyorum ki birini anlatsam devamı gelecek..
Ve biliyorum ki anlatmak hiçbir şeyi değiştirmeyecek..

Bir hafta daha, öncekiler gibi geçip gidecek..
Benim paragrafları üst üste biriktirecek..

Hava soguk kabul ama insanlar daha soguk..

Hava sisli, insanlar belirsiz...
Hava hircin.. İnsanlar negatif..

Hava soguk, insanlarin ici donmus

Yazik..

8 Aralık 2011 Perşembe

En güzeli ne biliyor musun?

En güzeli ne biliyor musun ; düşünmeye fırsat bulamayacak kadar yoğun olmak..
Rüya görsen bile sabah uyandığında hatırlamamak..
Yeni olmak, yeniden başlamak..
Yağmura doymak, huzur bulmak..
En güzeli ne biliyor musun, küçük mutlulukların kıymetini anlamak..
Birşeyleri uzun süre düşündükten sonra, parçaları vapurda denize bırakmak..
Sıkıntılardan uzaklaşmak..
En güzeli ne biliyor musun, kendi sessizliğine ve kendi tercihlerine sahip olmak..


30 Kasım 2011 Çarşamba

Hayatın Ritmi

Gözlerini kapatıp ansızın , rüzgarı hissedersin.. Yüzünü sıyırır geçer, derin bir oh çekersin..

Sessizlik içinin sesidir, o an bambaşka sesleri farkedersin..
Güçlenir, adım adım duymaya başlarsın hiç sesi yükselmeyenleri..
Yaprakların hışırtısı, rüzgarın sesi, martılar, dalga sesleri, bir adım, bir kahkaha, kapı gıcırtısı , akrep ve yelkovanin ritmi.. Hepsini seversin..
Hayat ritmini paylaşır seninle, dinlersin..
Bir zaman sonra ritme uymayan sesleri eler algın, ritmi benimsersin..
Sessiz kalır, ritmi , andan kopmadan, uzaklaşmadan dinlemek istersin..
Hayat ritmini paylaşır seninle, hissedersin..
Fısıldar kulağına bir rüzgarla, o an hiç bitmesin istersin..

26 Kasım 2011 Cumartesi

Bir sabah uyanirsin,

Bir ruyanin etkisinde.. İcin rahatlar gercek olmadigini anladiginda, derin bir nefes alirsin, gune baslamaya hazirsin..

Perdeyi aralar bakarsin, gunes seni bekler.. Hava soguk olacak bellidir ama olsun dersin.. Ne farkeder zaten soguk havalari da seversin..

İcin anlamsizca kipirdar, gun bir baska basladi ya ondan dersin.. Goren arkadaslarin sende bir farklilik var, farkli bir enerji der, her zamanki halim, belki makyajimdandir dersin..

Deniz havasi alir, biraz yurur, saate bakinca gec kaldigini farkedersin, hizli adimlarinin arasinda, beklemedigin bir anda gorur gozlerin..

Beklenmedik bir gulumseme cikar karsina, o an gunun neden boyle gectigi belli olur, sabahki anlamsiz kipirtinin habercisi karsinda durur..

Hep iki arada bir derede olur ya, hani hep bir yerlere yetismeye calisirken.. Bilirsin..

Hayat seni hep olmadik yerde sasirtir, gulersin.. :)

22 Kasım 2011 Salı

ne yaptın?

Bugün kendin için ne yaptın?

Hayatın koşturmacasında, hep birileri için birşeyler yaparken, sen, kendin için ne yaptın?
Kitap okudun mu dilediğin gibi? İstediğin saatte uyandın mı... İstediğin anda işi gücü bırakıp, bambaşka konulara odaklandın mı? Trafiği görmezden geldin mi acaba..
Sırf canın istediği için yolunu uzattın mı?  Aynı şarkıyı aralıksız dinledin mi mesela.. Müziğin sesini istediğin kadar açtın mı? Gözünü kapatıp istediğin hayali kurdun mu? Hayallerine ulaşacak yolu buldun mu? Dışarıdan gelen ses ne olursa olsun, sen iç sesinin ritmini tutturdun mu?

Bugün kendin için ne yaptın, ne seni mutlu eder hiç sordun mu? Şanslıyım dedin mi hiç.. Bir çekilişe katılmadan kazanacağını hissettin mi?

Başkası değil, senin ne düşündüğün / ne hissettiğindir seni mutlu eden, farkettin mi?
Sabahı düşünerek uyuduğunda, gününü nasıl planlarsan öyle geçiyor, denedin mi?

Hayat sen ne planlarsan, onunla geliyor, kendin için ne yaptığının ne kadar önemli olduğunu hissettin mi?

20 Kasım 2011 Pazar

Bir pazar gecesi..

Bir pazar gecesi, huzurla biten gününe teşekkürlerinin arasına, boğazındaki düğümleri gizlersin..
Tanımadığın bir Süper Kahraman için dua eder, iyi olsun istersin.. Ne yaptığının, ne hissettiğinin, gününün, gecenin, olan bitenin, ne yazdığının önemi yoktur hiç.. Herşeyin bir nedeni vardır dersin.. Mutlaka bir nedeni vardır bilirsin.. Bir okuldan bahseder satır aralarında, dünyan değişir, orada olduğunu hissedersin.. Çocukları çok sevdiğinden, dünyan durur, ilerleyemezsin..

Bir yazı okursun bir zaman, artık okumadan önceki sen olamayacağını bilirsin..
Bir pazar gecesi, boğazın düğümlenir, günün, gecen önemini kaybeder, yazacaklarından vazgeçersin..

19 Kasım 2011 Cumartesi

Güzel şeyler de olur hayatta..

Güzel şeyler olur hayatta.. Güneş yeniden doğar, gün yeniden başlar..
İçin sıkılır, dost hisseder..  Konuşur seninle, içindeki huzursuzluğun nedenini keşfeder..  Kardeş gibidir o, hatta gibisi fazla kalır, kardeşten ötedir..
O seni bilir, seni neyin iyi hissettireceğini bildiği gibi.. Paylaşır senin sıkıntını, hafiflersin.. ' Sen böyle değilsin ' der, sözcüğünün altında yatan asıl anlamı çıkartıverir, sevinirsin.. Anlar seni, susar bazen, yeri geldiğinde kullanır kelimelerini, sessizliğini paylaşır seninle.. Huzur verir, kahkahalarını paylaşır seninle.. Seninle yeniden başlar güne, kafana takılan ne varsa düne dair, siler..
Tüm dünya dönse sırtını, o dönmez, yanıbaşındadır bilirsin..
Sen dönsen sırtını tüm dünyaya, o da seninle döner sırtını hayata.. Hissedersin..

Paylaşmak güzeldir, güzel şeyler olur hayatta, iyi ki dersin..

18 Kasım 2011 Cuma

Bekledigimden guzel bir sabahim var benim

Ruyamda gordugumun sabah haberini aldigim beklenmedik bir sabah..
Telasin olmadigi bir sabahim var benim, saatle isimin olmadigi o nadir gunlerden birindeyim.. Yetismem gereken bir yer yok bugun benim... Istedigim saatte istedigim yerde olabilirim ..

Guzel bir cuma sabahina uyanan benim, cuma benim... Hayat benim..

17 Kasım 2011 Perşembe

Plansız yaşam, spontane hayat ve Ajanda insanları

Plansız yaşam, ömrü uzatır, stresten arındırır..
Plansız yaşayabilen insanlara hep özenmişimdir, onlar asla yaşlanmayacaklar, kendilerini gereksiz strese hiç sokmayacaklar biliyorum. Bense gün içinde kaçta nerede olacağına, ne kadar kalacağına, trafikte ne kadar vakit kaybedeceğine kadar planlayanlarla birlikte stresle yaşam tekniklerine her gün yenisini katıyorum.. Hani şu hafta sonu planları pazartesi gününden belli olanlar, ajanda insanları arasından el sallıyorum..
Ani kararlar verebilmeyi bile son 10 ayda deneyimleyebilen ben, düşünme boyutunu aradan çıkartarak karar sürecini kısaltmaya yeminli, kendime bir günüm plansız geçer mi diye sorup duruyorum..
Cevabı mı?
-Sanmıyorum :/
İşin ilginç tarafı, ajandalarımdan birini kullanmaktan vazgeçsem acaba diğeri peşimi bırakır mı emin olamıyorum..  Kolumdaki saati çıkarsam, kafamdaki saati söküp atabilir miyim merak ediyorum..
Spontane yaşayanlar, cumartesi sabahına plansız uyananlar, son dakika planları yapanlar, sınavlara son dakika çalışanlar, olmazsa olmasın benden daha mı kıymetli diyenler, vapur kaçırmayı dert etmeyenler, aman boşver diyip gülümseyenler : Size özeniyorum..
Ayakta alkışlıyor, tebrik ediyorum..


16 Kasım 2011 Çarşamba

Bulaşık

Bulaşık, ruh dinlendirme terapisidir...
Yanında kocaman bulaşık makinesi bomboş duruyorken , sen, tüm bulaşıkları elde yıkıyorsan; kafanda temizlemek istediğin bir düşünce var demektir..
Deneyimle sabit, bu her zaman böyledir..
Her işten çabucak sıkılan ben, elde bir sürü tabak, çanak, tencere yıkıyorsam, ruhumu dinlendiriyorum, kafamdaki düşünceleri temizliyorum demektir..

Bu hiç değişmedi, yıllar sonra bile değişmeyecek..


salı , çarşamba, perşembe farketmez..


Ha Salı olmuş, ha perşembe?? Ne farkeder ki.. Hepsi birbirinin kopyası geçiyor nasılsa...
Tepkiler aynı, saatler aynı, mekanlar aynı..

Bari bugünün farkı, şarkısı olsun..

15 Kasım 2011 Salı

14 Kasım 2011 Pazartesi

Bu aralar, bir aralar, bir zamanlar, şimdi , falan filan..

Bir akşam üzeri, sıcacık battaniye, rahat bir koltuk, güzel bir müzik, hava soğuk, avuç içini ısıtan kahve sıcacık, dışarıyı izlerken; seneler öncesine gitse bir anda aklın.. Dünden bugüne anılarda gezinsen.. Biraz ondan, biraz bundan, akılda kalan cümleleri, kararları ,anları & anıları görsen..

Her 'bu en doğru karar' dediğinde yanılmış olacağını bilsen, her yol ayrımında iç sesinin seni çıkmaz sokaklara götüreceğini hissetsen, her yanlış dediğinin doğru olduğunu görsen, yine de seçer miydin???

Ben seçerdim, baştan sona aynı adımları tekrar atar, hata olduğunu bile bile aynı basamakta takılır, sonra ilerlerdim.. Dönüp silmek istediğim bir adımım olmadı hiç benim.. Veya yeni baştan başlama hayalim.. Hep her açıdan düşünüp ilerledim zaten, hep hayırların hayır kaldığında iyi olduğunu deneyimledim..
Ben hep doğru insanlara güvendim, yanlış insanlara şans verdim, yanlış olduklarını bile bile beni yanıltsınlar istedim.. Yanıltmayı beceremediklerinde gülüp geçtim..
Dönüp silmek istediğim bir adımım olmadı hiç benim..
Şimdi dönüp bakıyorum, yine aynı kararları verirdim..
Pişman değilim..

Pişman değilim dediysem, aynı hataları bundan sonra da yaparım demedim..



13 Kasım 2011 Pazar

İşte şimdi de pazar akşamına yakışmayan bir yazı..

Şu hayatta, en çok beklemediğin anda, beklemediğin kişiden yediğin laf/kazık ağır gelir..

Fedakarlık dediğin şey sadece senin içindir, sen yaparsın adını sen fedakarlık koyarsın, karşındaki içinse bu hiçbir şeydir, asla anlamaz, boşa yaparsın..

İnsan, karşısındakini görmek istediği gibi gördüğü sürece salaktır, o iyidir, o bla bla geyikleri kendini kandırmaktan başka bir şey değildir..

Birilerine yardım ettiğin, yanında olduğun sürece sevileceksen, hiç sevilme daha iyidir.. En azından bir defa yanında olamadığında tonla laf işitmemiş olursun..

Seni , senden başka kimse anlamaz, anlatsan da anlamaz, dinlese de anlamaz..

Senin kadar kimse sevinemez, kimse de üzülemez.. Duygularını paylaşamazsın, kendin yaşarsın..

En iyi ben tanırım dediğin bile, bir gün, düşündüğünün tersi laf edersen, tanımadığın bir insan haline dönüşebilir, içinden çıkan bambaşka karaktere hayretle bakarsın..

Bir de yaralar iyileşmez, sarfedilen sözler geri gelmez, insanlar affetmez.. Unutmaz, unutturmaz..

Ayrıca ; insan nankördür, insan bencildir..

Aklımdaki..



Bu resmi görür görmez başladı herşey..
Benim böyle bir okuma odam olmalı..
Müzik açık , kitap yarım uyuyakalabileceğim..
Hiç çıkmak istemeyeceğim böyle bir oda olmalı..
Renkleri gri , beyaz, yeşil..

12 Kasım 2011 Cumartesi

En sevdiklerim

Kiyamiyorum kullanmaya.. Icimden bir suru sey yazmak geliyor, sayfalarini aciyorum, oylece kaliyorum..

Kiyamiyorum yazmaya..

Ozellikle de kara kapli olanlara, onlarin simsiyah sayfalarina..

7 Kasım 2011 Pazartesi

Bayram, farklı, güneşli, başka..

İyi bayramlar..
Herkese, sevdikleriyle birlikte, keyif dolu, mutlu, umutlu, huzurlu, bol kahkahalı..
Güneşli günlerin tadını çıkarmak isteyenlere, büyüklerini mutlu edebilenlere..

Bu bayram hislerim eski bayramlardan çok farklı..
Bayrama yüklediğim anlam farklı, bakış açım başka kaldı..
Bu yüzden bu bayram; herkesin ne beklediğine, nasıl geçmesini istediğine göre değişir, herkes beklediğini bulur umarım..
Ben farklı bir mantık arıyorum , içten gülümsemeleri kazıyorum hafızama..
Onları biriktiriyorum, bir sonraki bayramlara..
Bir anneannede, gelecekteki aile büyüğünü görüyorum..
Bir torunda yeniden çocuk oluyorum..
Benim pamuk babaannemin bana evvel zaman bir bayramda verdiği mendil elimde, onunla yeniden bayramlaşıyorum..
Bir büyükbabanın bayramın ilk gününü nasıl dolu dolu geçirdiğini anımsıyorum..
Anneanne evinde baklava, dedenin kollarında huzur buluyorum..
Her çocuk, her büyük böyle bayram geçirsin diliyorum..

Bir bayram ziyareti bitiyor, ben sonraki bayramı onlar kadar heyecanla bekleyeceğimi biliyorum..

3 Kasım 2011 Perşembe

Vapur sefasi

Deniz guzel, hava karanlik ama binalar isil isil.. Geri donus sanki universite yillarina.. Aradan seneler gecmemis, hic buyumemis gibi, o gunku gibi.. Mutlu , huzurlu, umutlu..

Cok keyifli.. Cok o gunku ben gibi.. Belki daha da gercek ben simdiki..

Daha emin adimlar, daha dik bir durus hayata..

Daha net bir sirt donus geride kalanlara ve degeri kaybolanlara...

Hayat guzel vapur sefasi hem eski hem yeni.. Ayni huzur ve umutla..

1 Kasım 2011 Salı

Kasım sen ne güzelsin, her günün böyle geçer misin??

Kasım geldi, beklenen, özlenen, hadi artık dedirten ilk günü çok keyifli, çok da güzel geçti..
Her günü keşke böyle olsa dedirtti, eski dostlardan yeni haberler, süpriz gelişmeler, beklenen telefon, beklenmeyen ama ne güzel oldu dedirten gelişmeler.. Özlenen aile büyükleri, mıncıklanma seasından asla kurtulamayacak küçümenlerle ne keyifliydi..

Suyun altında dakikalarda nefesini tutup, hızla su yüzünde daha gözler açılmadan alınan en derin, oh dedirten, yaşadığını hissettiren nefesti..

Kasım sen ne güzelsin, her günün böyle geçer misin??

31 Ekim 2011 Pazartesi

Gereksiz Ekim'in Son gününden Sevgilerle

Bugün keyfim yerinde, gitmedi bir yerlere, hatta yerleşmeye karar verdi, uzunca bir süre benimle kalacakmış.. Söz verdi.. Israr da etti, kıramadım kal tabi , burası senin de sayılır dedim =)

Gereksiz Ekim'in Son gününde, sendromsuz Pazartesi'ye merhaba derken karşıma geçen sene Mayıs ayının tatlı , mutlu,  umutlu mailleri çıktı.. Okudukça güldüm, bunları gerçekten ben mi yazdım dedim.. En son , maillerden birinde ' tek kişilik tiyatro oyununun çok rollü oyuncusu ' imzasını attığımı görünce hayretler ettim..
Majestelerinin haftasonu çalışma arzusu mu, kulların tavsiye mektubu mu daha komikti karar veremedim..
Ama en güzeli, durup dururken , geçmişe dönüp gülebilmeyi sevdim.. Geyik yapmayı seven ama altında ince & akıllı mesajlar verebilen çok iyi arkadaşlarım var benim.. Hayatı yeri gelince ti ye alabilen.. Alamadığı yerde traji-komik mevcut duruma gülebilen.. Bir de yardıma giderken , yardıma muhtac olabilme ihtimaline gülüp, güldüğü başına gelen.. =)

Bugün keyfim yerinde benim, uzun zaman da buralarda olacak, beklerim..

Sevgilerimle

Mili - traji-komik hikayelerin gereksiz gülebilen oyuncusu

28 Ekim 2011 Cuma

His wings

I can fly, but I want his wings...

Cok onceydi ve cok kiymetli.. Bu sarkiyi her dinledigimde benim icin en özel yeri baslangici ve bu sozleri..

Bazen tek basina yapabileceginiz bir seyi bir baskasi ile yapmak istersiniz..
Bu bir baskasi ozel biridir sizin icin, kiymetlidir..
Benim icin de oyleydi / hala da oyle tabi..
Ben tek basima degil onunla olsun istedim..
Onun kanatlariyla olsun, onun yaninda huzur buldugum, ona cok guvendigim icin...
O hersey oldugu icin..

Yanimda olmasi hep bambaska bir guven verdi.. İlk adimi onla atmak hep ugur getirdi.. Paylastigimiz anlar ne kadar fazla olduysa bagimiz hep o kadar guclendi, O oldugu yere hep nese, hep keyif, hep mantık, hep özleneni getirdi..
Bu yuzden bu sarki benim icin O demekti..
Bu satirlari hic okumayacak, bir blogum oldugunu bilmiyor bile..
Ama olsun o beni yazdiklarimi okumasa bilmese bile ne hissettigimi hep bildi..

I can fly

But I want his wings
I can shine even in the darkness
But I crave the light that he brings
Dinlemek için

27 Ekim 2011 Perşembe

Kasım gelsin derken, kışı beklerken..

Kasım gelsin artık, Ekimin sonuna geldik zaten, neredeyse bitti, şu 3 gün de çabucak geçsin..
Hayat ne garip Eylülde dört gözle Ekimi beklemiştim, Ekim olsun tatile gidip bol bol gezmek için gün saymıştım.. Tatil bitti , gitti, ben geri gelip sanki hiç tatil yapmamış hissiyatı ile derslere koşturmaya başladım.. Şimdi Kasım gelsin diyorum, bayram gelsin, aile büyükleri ile toplanılsın.. Anneanne baklavası yensin, çocuklar sevilsin, benim dünyalar güzeli kurabiyem el öpsün..

Bu bayram söz verdim kendime burada olmak için.. Saydım son 4 bayramda da burada değildim.. Bayramlaşmayı özledim.. Bayram sabahı kahvaltılarımızı , birarada kocaman bir aile olmayı özledim..
Zaten bu bayram burada olabilmek için tatil planımı öne çektim, bayram gelmeden gittim geldim..
Muhtemelen bir daha bu kadar uzun süre tatil yapmayabilirim, ya da fırsat yaratamayabilirim..

Bu aralar anı yaşamaya, kıymet bilmeye odaklandım.. Geri kalan herşeyi boşverebilirim..
Aileden, dostlardan , mutluluktan ve sağlıktan önemlisi yok, bunlar haricinde hiçbir şeye kafa yoramayabilirim..

Bir yandan son zamanlarda kafamı yoran, canımı sıkan ne varsa affettim ve hayatımdan sildim, bir daha onlara denk gelmeyebilirim.. Karşılaşsak görmeyebilirim, konuşsalar duymayabilirim..
Ben en çok ekim ayının bu yönünü sevdim, hemencecik bitsin isteme sebebim de bu benim..
İyi-kötü geldi, geçti hadi artık bitsin, ben çok sevdiğim Kasıma heyecanla kucak açabilirim..

Bir de sizin de hayatınızda, ağırlık yapan, yoran, kafa kurcalayan, yersiz duran, gereksiz bulunan ne varsa, her kim olursa silinsin gitsin dileğim.. Hafifleyin, ağırlıklarınızdan kurtulun temennim..

İyi gelecektir Kasım, eminim..

26 Ekim 2011 Çarşamba

Gel yanıma otur, deniz kenarında sabahı karşılayalım..

Gel yanıma otur, deniz kenarında sabahı karşılayalım..
Ben sana masal anlatırım..  Bu sefer sen benim dizime yat, ben senin saçlarını okşarım..
Bu dünyada isyan edecek ne kadar çok şey bulduğunla alakalı olmayacak masalım..
Yıkılan binaları, şehitleri, kaç annenin gecelerce evlatlarına ağladığını ve ağlayacağını da anlatmayacağım.. Bunlar hayatın kabul etmek istemediğin gerçekleri farkındayım..
Eve girerken kapı önünde gördüğün, gözlerin dolu dolu, 'ama .. ama.. ölmüş..' dediğin kedi de olmayacak anlatacağım.. Hava soğuk, hayat acımasız,bazı kalpler nasırlı, sen ne yaparsan yap , insanların anladığı kadarıdır yaptıkların, bunları hatırlatmayacağım...
Gel yanıma otur, deniz kenarında, dalga sesleriyle sabahı karşılayalım..
Ben sana  inanmak istediğin herşeyle, insanların temiz kalpli olduğu, hayat toz pembe masalları anlatırım.. Bu masalda yeni hayatlar, huzurlu anlar yaratırım..
Hani bazen yola devam etmek istemiyorsun ya; ben seninle , senin yerine adım atarım.. Görmek istediğin gökyüzünü , istediğin maviye boyar, kara bulutları dağıtırım..
Sabah olur, uyanırsın, bakarsın masal gerçek, ben yanıbaşındayım..

22 Ekim 2011 Cumartesi

Dusunmekten vazgeciyorum..

Vazgeciyorum dusunmekten, cok uzaklara gidiyorum.. Giderken yanima kitap bile almiyorum.. Sorumluluklarimin tamamini birakip cikiyorum kapidan, sessizligi alip gidiyorum.. Sadece gerektigi kadar seyle gerektigi kadar ilgileniyor, uzaklasiyorum, bu sefer basardim diyorum!!
Unuttugum anda karsima cikiyor, aklimi yoruyor, bir anda basa donuyorum..
Ve anliyorum ki caresiz, vazgectim zannediyorum ama yapamiyorum..

18 Ekim 2011 Salı

Ben kacar

Bir hafta yokum, soguga, yagmura gezmeye, ozlenene gidiyorum.. Giderken kiymetlimle , bitanemi de goturuyorum..
Dondugumde yeni fotograflar, keyifli anlar, huzur , kahkaha paylasmayi umuyorum..

Bir de , dondugumde iyi seyler olacak, hissediyorum...

16 Ekim 2011 Pazar

Düş

Sadece bir düştü, benim düş-üm,
İçinde biraz iz düşümün,
Bir düştü sadece, 
Biri seni/n düş-ündü,
Vicdanında kaybolup, gözden düş-tün..

Sen düş-tün..


14 Ekim 2011 Cuma

Yağmur, İstanbul, Rüzgar, Umut

Yağmurlu İstanbula kocaman günaydın..
İşe yürüyerek gidip gelebilen nadir şanslılardan olduğum için; ne işime ne trafiğe söylenirim ben.. Hatta yürürken yüzüme vuran soğuğu, rüzgarı da çok severim, yüzümü rüzgarla bir daha yıkadım derim.. Sonra sıcak ofisime girmeyi daha da çok severim, kahvemi kapıp masama yerleşmeyi.. Gazetelere göz gezdirmeyi..

Bu sabah kahvemi alırken; çapraz pencerede tatlı bir gülümsemeye merhaba dedim, kır saçlı, ince yüzlü tatlı bir bayana.. El salladı önce, selamlaştık, içten gülümsedi.. Tek bir gülümseme ile ''Hayat ne kadar güzel '' dedirtti..  Aklıma seneler önce her sabah günaydınlaştığım komşumuz geldi, içim burkuldu, kimbilir şimdi nerede ki ?? İş hayatımın ilk zamanları, sabah 6.30 da kalkıp, 7.00 da beni sokağın başından alacak servise yetişmeye çalışırken, sokakta karşı kaldırımda hep hazır beklerdi benim 75+ yaşındaki tonton mu tonton, güler yüzlü komşum, adını bilmediğim dedeciğim..
Zihin açıklığı, hayırlı günler diler, selamlarla yollardı her gün işe.. Her gün aynı disiplinle , aynı saatte o da beklerdi birilerini.. Hep takım elbisesiyle..  Şimdi merak ediyorum, iyi mi? kimbilir nerede...
Ne zaman erken kalksam camdan bakarım acaba yine aynı yerde görür müyüm diye?? Bir ara apartmanlarını kapı kapı gezip sormak geldi aklıma, korktum alacağım ''kaybettik'' cevabından.. Yapamadım.. Hala benim için umut demek onu görmek.. Bir umut bakarım her sabah, umarım iyidir , umarım görürüm düşüncesiyle...

Hayatta; siz hiç farkında olmasanız da; sizin için dua eden insanlar vardır, ben onlardan biriyim, selamını, güleryüzünü esirgemeyen tontonlara hep dua ederim..

Yaşlıları ve çocukları ayrı severim.. Bak şimdi tonton dedemi özledim, cam kenarında onunla çay içmeyi, 40 sene öncesinin Beyoğlunu, Çiçek Pasajını ondan dinlemeyi...

Bir yağmur, bir gülümseme, İstanbul ve Umuttan sevgilerle..

Milagros

11 Ekim 2011 Salı

Soğuk ama olsun..

Koşa koşa okula gitmek ne güzelmiş meğer, internetten sipariş edilen kitapları heyecanla beklemek, akşam olsun derse gidelim demek.. Trafik olur mu olmaz mı telaşına düşmek..

Öğrencilik kıymet bildiğin dönemde ne kadar keyifliymiş meğer.. Defter kaleme kavuşmak, sınava heyecanlanmak, not tutmak, ders notlarını arkadaşından almak..
Bir kez daha iyi ki dedim, iyi ki aniden karar vermişim..

Bu yıl kendi kendime hızlı kararlar alacağım, düşünüp taşınmak birşey değiştirmiyor demiştim, ani kararlarım beni hiç yanıltmadı, hatta avantaj bile sağladı.. Tavsiye ederim =)

Yakında karar almadan önce yazı-tura atarsam hiç şaşırmayın.. hımm bir de unutmadan, yarın da ders var, yaşasınnn =)

10 Ekim 2011 Pazartesi

Hoşgeldin Yağmur, pazartesi, sendromu boşver, Adele



Sabahları yağmurla uyanmayı çok özlemişim, bir yerde okumuştum insanlar doğdukları mevsimleri severler diye.. Ben öyleyim, yağmuru, sonbaharı severim.. Siyah beyaz fotoğrafları, yerde sarı yaprakları, eskiyi, kalın montları, üşümeyi, sıcak kahveyi bu mevsime özdeşleştiririm..

Dün de , bugün de yağmur gördüm ya, çok sevindim.. Yağmurlu havada evde olmak ayrı, dışarıda olmak ayrı keyifli geldi.. Bir de ilk fırsatta yine Londraya gidebilsem, iç karartıcı havasına doysam dedim, diledim, ne yalan söyliyim..


Fotoğraf merakımdan vazgeçtim sananlar, hemen paylaşmak isterim iphone uygulamalarında o kadar eğlenceli programlar buldum ki, elimden düşürmeden çalışmalara devam ediyorum.. Yarı profesyonel makinemle ise, 18 inde tatile gidiyoruz, bir hafta yokuz, bol bol fotoğraf çekmeyi planlıyoruz..
Kim bilir, belki gittiğimiz yerden yeni bi makine ile bile dönebiliriz =) ya da yeni polaroid filmlerle...
Bence en keyifli fotoğraflar Polaroid ile çekiliyor, anı ölümsüzleşirmenin en güzel yolu elinize o fotoğrafı anında almakla oluyor .. =) Gerçi benim Amsterdamdan aldığım siyah beyaz polaroid filmler sepya olarak elimize düşüyor ama olsun =) Lomo Mr. Pink ise , şimdilik, güneşli havada iç karartıcı , buğulu fotoğraflarla hayrete düşürüyor..

Fotoğraflar için, çok önce söylediğim ve hep istediğim gibi,  ayrı bir blog hazırladım, yakında burada adresini paylaşırım =)

9 Ekim 2011 Pazar

Söz

Önce havadan sudan sorularla, sonra el kol hareketlerimle, cümlelerimin altına sakladığım gizli anlamlarla, susup başka yerlere bakmamla, zamansız susmalarımla, anladı..
Söz vermiştin dedi, saçma sapan şeyleri kafana takmayacaktın..
Gereksiz yere üzülüp, içine atmayacaktın..
Haklısın dedim, söylenecek başka ne vardı??
'' Haklısın ama.. ''
Başlayan cümlemi olduğu gibi kesip attı tek cümlesiyle, bir cümleyle özetledi yaşananları, yaşanmışlıkları..
Haklıydı, cümlelerim yarım kaldı..
En çok bu yanına hayranım belki de..
O, gökyüzünü bir anda maviye boyayabilir, tek cümlesiyle..
Umudu sevdirir, güne heyecanla uyanmayı, ''bugün dünden daha güzel olsun mu?'' soruna gülümsemeyi öğretir önce..  '' Sessizlik bazen yaraya merhemdir, sessiz kaldığında yaraların kapanabildiğini yaşayarak öğrenirsin '' der..

Fırtınanın tam ortasında, yağmura aldırış etmeden , güneş yaratıp, ona koşmayı sever..
Önüne bakmak yerine ileriye bakar, her durumda ''ya daha kötüsü olsaydı ? ''  sorusuyla kendine getirip, bakışıyla, ses tonundaki güvenle sakinleştirir..
'' Olduğun yerden gördüklerin hoşuna gitmediyse, yerini değiştir, bakış açın değişir '' der,
''Beklentiler gerçekleşmediğinde yola devam edebilirsin, olduğun yerde beklentilerini bırak yeter..''

Bu sözü bile olduğu gibi yeter..
Hayatı özetler..


Sonsuz teşekkürler..

7 Ekim 2011 Cuma

Uyuyor musun?

Hersey bir anda basladi, sessizlik bir anda..

-Uyuyor musun?
-Dusunuyorum..
-Neyi?
-Senin ne dusundugunu..

Sessizlik bu kisa konusmadan daha cok sey ozetler hayata.. Yakip gitmek istedigin tum gemileri, bildiklerini silip atmak istersin, yapamazsin..

Sessizligin anlattiklarini bilirsin, durduramazsin.. Konusup bolmek istersin, sozlerinden korkarsin.. Elin kolun baglanir, konduramazsin..

Hayat seni, beklemedigin bir anda sessizlige bogar, konusturamazsin..

Sessizligi kabul etmek istersin, duramazsin.. Hayati melodilere baglar, daldigin derin dusuncelerden koparsin istersin, kacmaya calistigin herseye daha cok baglanirsin..

Sessizlik bazen sonsuzluk gibidir, sessiz sozcuklerini paylasamazsin..




5 Ekim 2011 Çarşamba

Ben ne zaman

Ben ne zaman birseye uzulsem, tepkimi belli etmesem, soylemek istediklerimi soylemeyip, icime atsam, hasta olurum.. Bu hic degismedi.. Bogazim kipkirmizi olur, soyleyemedigim hersey iz birakir sanki..
Vucudum tepki veriyor icine atma soyle diyor ama nafile... Yapamiyorum..

Yine oyle oldu, hasta oldum, icime attim, sonumu kendim hazirladim diyorum :S

Milagros hasta yatagindan bildiriyor, hasta olmak, bu gunesli havada evde yatmak cok zor..

3 Ekim 2011 Pazartesi

Mantık ve duygular arasında kaldığında;

Mantığı seçip mutlu olabilir misin?
Şartlar böyle olmasa yapardım dediğini yapmadığında, kendini affedebilir misin..
Başkalarını bırak, kendini kandırdığında, kendi cümlelerinle ne kadar idare edersin?
Olmadığını bile bile, bir daha görmek istesen, değişebilir misin, sonucu değiştirebilir misin..
Yalan söylersen eğer, o yalanla hiç yüzleşmez misin..
Bir daha bakmadığında, konuşmadığında, düşünmediğinde, yerine başka bir şey koyabilir misin? merak ediyorum..

Güne güzel Günaydın, Ordinary Day

Sabah yataktan kalkmakla kalkmamak arasında gidip gelirken, uykumu alamadım, acaba biraz daha uyusam mı derken, elin telefona uzanır, saate bakayım derken güzel bir mesaj karşılar, sonrasında da bir mail..
Birileri için sadece şarkı, ama benim için şarkıdan çok daha fazlası..
Pazartesi sabahı süprizi, ödülü, huzuru..
Gün güneşli başladı, Ordinary day ile taçlandı..

Teşekkür ederim  =), hem de çok..

This is just an ordinary day

Wipe the insecurities away
I can see that the darkness will erode
Looking out the corner of my eye
I can see that the sunshine will explode
Far across the desert in the sky
Beautiful girl
Won't you be my inspiration?
Beautiful girl
Don't you throw your love around
What in the world, what in the world
Could ever come between us?
Beautiful girl, beautiful girl
I'll never let you down
Won't let you down
This is the beginning of your day
Life is more intricate than it seems
Always be yourself along the way
Living through the spirit of your dreams
Beautiful girl
Won't you be my inspiration?
Beautiful girl
Don't you throw your love around
What in the world, what in the world
Could ever come between us?
Beautiful girl, beautiful girl
I'll never let you down
Won't let you down
Down, down...

Dolores O'riordan Ordinary Day


 



2 Ekim 2011 Pazar

Ben, özledim..

Ben çok özledim..
Cuma sabahına kadar saat, dakika sayarım, cuma gelir, atlar uçağa, yanına giderim..
Özledim..
O canımbenim..

Kimse bilmez

Bir pazar akşamında elime Hatırla Sevgili albümü geldi.. İçinde yeri ayrı bir şarkı.. ve geçmişe yolculuk böyle başladı.. Beyne hükmeden düşüncelerin hızına yetişmek ne mümkün..
Kimse bilmez..
Sene 2006-2007.. Dönüp baktığımda ne çok ve yersiz üzülmüşüm, ne denli düşünmüşüm diyorum.. Zaman ve hayat neleri değiştirmiş, dünyamın merkezi neredeymiş, sonrasında neler gelmiş, geçmiş..
Bugüne baktığımda, iyi ki gelmiş, ve iyi ki geçmiş..
Hayat; amin denen dualar gerçekleşmediğinde iyi ki demeyi öğretmiş..

Pazar gününü geçmişe dönük geçirmek isteyenlere,
Milagros'tan sevgilerle..

Dinleyin, hatırla sevgili, kimse bilmez...

Bulut geçti
Gözyaşları kaldı çimende

Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
Seher yeli eser yırtar eteğini gülüm
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülüm
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez kimse bilmez

Keyifli pazar şarkısı..

Geçmişe dönmek güzeldir, pazar günü dinlenesi en keyifli şarkı Abdel Kader' dir =)


Hayatı bu sefer ben sürüklüyorum..

Bu zamana kadar o beni sürükledi durdu, o seçti yapılacakları, çoğu zaman emrivaki yaptı..
Şimdi ise; ben sürüklüyorum hayatı, bazı hatalarımı tekrarlıyorum, bile bile.. Belki de hata olup olmadıklarını kontrol ediyorum, hata olduklarına emin oluyorum.. İyi yapıyorum, hata da olsa kendi bildiğim benim seçtiğim diyorum..

Bir pazar sabahı uyanıp, planları iptal ediyor, kendimi şımartma vaktim geldi diyorum..  Güzel bir kahvaltı, evde en özlenen cam kenarı kahve keyfi, huzur, sevilen albümler, haftanın enleri, altı çizilen güzel cümleler, en değerliler..



Benim pazarımda, benim penceremden, hayat huzur, hayat güzel, hayat ben nereye istersem oraya.. Yeni başlangıçlara, eski hatalara, yeni kararlara.. Beni yanıltmadığını ispatlamaya takılmış bu ara..

Üstelik süprizleri ile, cumayı, cumartesinden, pazarı ise hepsinden farklı kılmaya hevesli, şaşırtmaya yeminli..

Hayat ne getirmeye çalışırsa getirsin, bir tek sağlıkla ilgili değilse, boşversin,olduğu yerde olduğu gibi bırakıp devam etsin.. Sağlıksa şayet çözümle gelsin..

Ekimse süprizileri ile gelmeye devam etsin, bir ekim akşamında gelen gitmesin =)

1 Ekim 2011 Cumartesi

Hayir

Her iste vardir bir hayir diye bosuna dememisler.. Inaniyorum, biliyorum, hissediyorum...

Hayatta hicbir sey tesaduf degildir.. Basina gelen herseyin bir nedeni vardir.. Hayirdir, hayirlidir...

Could I??

Could I have this kiss forever??

Sarkilar guzeldir :)

Dont you remember??

When will I see you again
You left with no goodbye
Not a single a word was said
No final kiss to seal any sins
I had no idea in the state we were in
I know I have a fickle heart
And a bitterness and a wandering eye and a heaviness in my head

But don't you remember
Don't you remember
The reason you left me before
Baby, please remember me once more
When was the last time
You thought of me
Oh have you completely erased me from your memory

I often think about where I went wrong
The more I do the less I know
I know I have a fickle heart
And a bitterness and a wandering eye and a heaviness in my head

But don't you remember
Don't you remember?
The reason you left me before

Baby, please remember me once more
Gave you the space so you could breathe,
I kept my distance so you would be free,
And hope that you find the missing piece,
To bring you back to me,

Why don't you remember?
Don't your remember?
The reason you left me before
Baby, please remember me once more
When will I see you again

Dinlemek iyi gelir..
3 gündür elimden düşüremediğim albüm Adele -21.. Her şarkısı birbirinden güzel.. Ama bu biraz daha farklı.. Dinlerken başka hissettiriyor..
Ben her sonbahar hayatın en güzel renklerini karşılarken, böyle şarkılara takılır kalırım..
Keşke hava hep kapalı, yağmurlu olsa der, Londrada olmanın hayallerini kurarım..
Aynı günü orda yaşasam nasıl olurdu diye kendime sorar, sokaklarda kaybolurum..

İşte şimdi, yine kayboldum..












28 Eylül 2011 Çarşamba

3.gun

Master isi iyi hos da, iki kelimeyi bir araya getiremeyen super universitelerin mukemmel mezunlari ne olacak acaba?? Kimseyi hicbir konuda genellemek istemem her birey kendine has , ozel ve tektir ama bu nasil bir dusuk kabiliyettir??

Ayrica trafik ne kadar sevilir???

Bir de gereginden fazla iyi niyet gostermek okul heyecani ile ne kadar ilintilidir??

Insan yogunlukta ne kadar enerjik olabilir??

Soylenmeyecegine dair verilen sozler ne kadar sure ile gecerlidir??

Bu son dediginde son olmasi icin ne olmasi gerekir??

Ve son olarak; babam bu kadar guzel pasta yapmayi kimden ogrendi :)

26 Eylül 2011 Pazartesi

Dilek

Bir dilek tutmustum bundan uc yil once.. Zaman beni, ben zamani yanilttim gerceklesmesi bugunu buldu...

Ben bugun dilegimi gerceklestirdim, simdi sorsan gec kalmisim , napalim, mutluyum diyebilirim.. Cok ozledigim defter kalemime okul siralarima kavustum.. Ben bugun okullu oldum :)

Yuksek lisans icin gec kalmisim desem de cevremdeki bircok arkadasim bu dogru zaman, iyi yaptin diyor..

İcimden bir sesse ister gec ister erken, ne farkeder gercek olduktan sonra diyor...

Benim icin sans dileyin, hayatima yeni bir renk geliyor :)

Sevgiler
Milagros

22 Eylül 2011 Perşembe

Yarin

Yarin benim icin ozel bir gun, dogum gunum, fakat bu yil dogum gunum onemli degil eskisi gibi...

Sanirim yaslaniyorum...

19 Eylül 2011 Pazartesi

Bir de cok sevilen..

Paylasiyorum, ben bu caya bayiliyorum.. (:

Zor..

Anlatacak birçok şeyi, kelimelere dökmek değil, doğru kelimeleri seçmek zor olan..

Ben bu aralar kelimelerimi seçemiyorum, o yüzden anlatamıyorum..
Zaten bu aralar hayat benle uğraşmasın istiyorum... Ama bir yandan da attığı adımlara karşılık vermeden duramıyorum.. Önüme bir fırsat çıkardığında elimin tersiyle itemiyorum..

Bazen kendimi dinlemek bile istemiyorum, içimdeki ben çok konuşuyor, çok şey hatırlatıyor, durmuyor, yorulmuyor.. Boşver geçti gitti diyorum, susmuyor, anlatıyor, hatırlatıyor, durduramıyorum..

Bazen gözümü bambaşka bir yerde açıyor, güne kurabiyemle başlıyorum.. İşte o gün mükemmel geçiyor, onunla yeniden büyümek hoşuma gidiyor.. Beni onun kadar içten kimse sevemez dedirtiyor.. Çocukla çocuk olmak iyi geliyor, onun benim için bu kadar kıymetli olması , onunla geçen her anın bu kadar özel olması beni herşeyden herkesten uzaklaştırıyor, bambaşka bir dünyaya taşıyor..

Sonra gün bitiyor, tatil bitiyor, gerçek hayata dönüş başlıyor.. Gün bana güzel süprizlerle geliyor, mutlu ediyor, bazen benle yarışıyor, bazen küsüp gidiyor, ama ne olursa olsun, her akşam huzurla bitiyor..

Benim içim bu aralar çok, dışımsa tam tersi zor konuşuyor..

Hayat tepki vermeden, az kelimeyle daha güzel geliyor..

12 Eylül 2011 Pazartesi

Mektup

Sevgili Hayat,

Sen bu satırları okurken ben tam arkanda seni izliyor olacağım.. Bir yeter, yapma etme dedim, durmadın.. Artık senle uğraşmak lazım..
Bir iki üç tepki vermedim ama sen şansını zorlamaya başladın, bunu sana birinin sürekli hatırlatması lazım..

Ayağını denk al, yaz bitti ben artık buralardayım..

Sevgiler

Milagros

11 Eylül 2011 Pazar

Geçmişten gelen..

Niçin fırsatlar kaçtıktan,
Sevgiler yittikten
Ve insanlar öldükten
Sonra anlaşılır değerleri..
Niçin elde tutamadıklarımız
Kabus olur dikilir önümüze
Anılara sarılırız
Şahit olduğumuzda bir dostun beklenmedik ölümüne
Ve parmak uçlarımıza dek pişman oluruz
Ona söyleyemediklerimize..

1998..

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Bazen

Bazen anlatacak cok sey vardir, soylenecek bir dolu sozcukten olusacak cumleler.. Bir dolu paragrafin olur dilinin ucuna gelen..

Iste o an hangi birinden baslayacagini bilmeden susmayi tercih edersin..

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Gunbatimindan Sevgilerle

Huzur doluyum neseyle besleniyorum Mutluyum..

Sadece tatil oldugu icin degil, deniz kum gunes, muzik kitap icin de degil, ailece birlikte oldugumuz icin, birarada gulebildigimiz icin mutluyum..

Akrabadan daha yakin ve samimi dostlarla , evden uzak ama kendimi evimde hissettigim yegane yerde olmak, onlarin gulumsemelerindeki ictenligi bulmak, cevrede samimi gulen gozlerle karsilasmak keyifli olan...

Dalindan meyve koparip yiyebilmek, cimlere keyifle uzanabilmek, gokyuzunu doya doya seyredebilmek , gunbatiminda turuncuyu kirmiziyi ayri sevmek ani yasanilasi kilan..

Ben bu bayram da huzur doluyum, cok mutluyum.. Burada neseyle besleniyorum sukrediyorum...

26 Ağustos 2011 Cuma

Dün hayata mola, kısa bir ara günüydü..

Dün , gün ortasında kendine iki saat ayırma, sadece şımartılma günüydü..  Hayata mola, kısa bir ara günüydü.. İki saat zaman durdu ..
Masaj dünyanın en güzel şeyi ilan edildi, kahve keyfi sabahın vazgeçilmezi seçildi, hava güzeldi, Milagros kuş gibi hafif..
Bugün , bikaç işi toparlayıp, valiz hazırlama vakti.. Yol şarkıları çoktan seçildi, kitaplar onlarla birlikte..
Yarın ise, en sevdiğim yerde, sevdiklerimle bambaşka bir şehirde sabaha kadar oturup, sohbet muhabbetle, dalga sesi ile geçecek..

Ben gidiyorum =)

Şimdiden iyi bayramlar..

22 Ağustos 2011 Pazartesi

...

Kendimi ; hayatın getirdiklerine eşlik etmeye zorunlu, düzenlemeye hevesli, çekip gitmeye , her daim yeniden başlamaya cesaret dolu, herşeyden vazgeçmeye yeminli hissetmek bu..

Yapacak daha çok şey var, gidecek çok yol..




20 Ağustos 2011 Cumartesi

Özgürlük

Özgürlük; istediğin an istediğin yerde olabilmek, istemediğinde çekip gitmek, tercih edebilmek, tercihlerinle varolabilmektir..
Tercih edebilmeyi seviyorum...

Günaydın Cumartesi

Mozart ile başladıysam güne.. Hava böyle güneşli ve neşeli!
Akşam B. nin doğum günü yemeği.. Bayram için tatil planı kesinleşmişse,  herkesin keyfi & sağlığı yerindeyse.. Daha senden ne isterim?? Ne beklerim.. Tabii ki hiçbir şey..

Çok şükür der , heyecanlı haftasonuma devam ederim! =)

18 Ağustos 2011 Perşembe

Bana mı seslendin??

Varım ama yokum işte.. Az ama çok şey var aklımda.. Yorgun ama enerjik, hem gidebilir , belki de kalabilirim modunda.. Bazen gencim, bazen yaşlı.. Çoğu zaman kararlı.. Biraz ordan, biraz burdan, daha yolu uzun olanlardan.. Bu aralar sessiz cümleler kuranlardan..




15 Ağustos 2011 Pazartesi

Herşey böyle başladı..


Herşey bir hamak hayali ve bu şarkı ile başladı..
Bu yüzden perfect colors blogun adı..
Bir arkadaşım aşkı ; dinlemekten bıkmadığın şarkı olarak tanımlamıştı ,
'' O şarkıyı dinlemekten sıkılmıyorsan, Onu sevmekten de sıkılmazsın..''
Kim bilir? Belki, bir gün..

Harry Potter üzgünüm, çok geç kaldım, bunu nasıl yaptım ? =/

Ben nasıl olur da Harry Potter izlemek için bu kadar geç kalırım..
Bunu kendime nasıl yaparım???
Haftasonu fırsat bulup keyifle DVD player a film taktım, önce çok duyduğum  Kaybedenler Kulübünü izledim.. Elimde kahvem, kafam bomboş, yetişmem gereken bir plan yok oh ne güzel dedim...
Yetmedi.. Başka filmler de izlemek istedim..
Bir aydır DVDlerimin arasında duran 7 film set ( son film hariç)  Harry Potter a uzandım...
İlk film Felsefe taşı..
Evirdim , çevirdim, izler miyim, izlemez miyim derken , kahvemi aldım izlemeye başladım..

Sevgili dostlar, arkadaşlar , izleyenler, sevenler, merak edenler, size sesleniyorum, insan hiç mi uyarmaz, hiç mi söylemez, otur izle demez =)

İşi gücü bıraktım aklım fikrim kalan filmleri izlemek oldu.. Yerde süpürge görünce aklım uçar oldu..
Şimdiki çocuklar şanslı, benim çocukluğumda Harry Potter olsaydı, bu hayal gücü ile çok başka yerlerde olurdum =) İpek Ongun kitapları okuyacağıma, Harry Potter kitaplarının kurdu olurdum..
Game gear oynayacağıma süpürge ile uçma hayallerim olurdu, bir yerimi mutlaka kırardım, ama olsun pes etmez tekrar tekrar uçma denemeleri yapardım, yetmezdi arkadaşlarımı ikna eder, onların denemelerini izlerdim.. =)

Bir önceki jenerasyona göre renkli televizyon gördüğüm izlediğim için şanslıydım, ama 3D şirinler izleyen, Harry Potter ile tanışan bu jenerasyona göre şanssızım.
.
Kıskandım, kıskanıyorum, kıskanacağım =)



PS: Filmdeki yemek salonunu Oxford Christ Church de görmüş, orada bulunmuş biri olarak filmi izledikten sonra tekrar gidesim geldi..


13 Ağustos 2011 Cumartesi

Huzur

Huzur= supriz kahve makinesi + mozart

Huzur= earl grey + film

Huzur= norah jones + yuruyus

Huzur= bir telefon + kocaman bir gulumseme + gun batimi

** Bugun hepsi gerceklesmis biri olarak, huzur doluyum.. =)
Perfect Colors - Milagros

13.08.2011

Tek istegim tum gun uyumak.. Cok yoruldum cok.. Calismaktan degil ama.. Anlamaya calismaktan, empati yapmaktan yoruldum..
Perfect Colors - Milagros

11 Ağustos 2011 Perşembe

Kürkçü dükkanından sevgilerle..

Dönüp dolaşıp geri döneceğim yerdeyim.. Kıymetli Kürkçü Dükkanım benim.. Senden uzaklarda bol bol gezdim deniz, kum , güneş üçlüsüne bol kahkaha, enfes bir sürü yemek, dostlar ve huzur ekledim..

Enerji doldum, geri geldim =) Mr.pink benleydi, bol bol fotoğraf çektim, tatilin hakkını verdim.. Özlediğim gibi plajda kitap okuyarak kendimi ödüllendirdim..  Dinledim, dinlendim, düşünmem gerekenlerle, düşünmem gerektiği kadar ilgilendim, düşünmemem gerekenleri sildim, en derinlere bıraktım, boğulup orada kalsınlar dedim..

Sorumun cevabını buldum, planımı çizdim, bulmama yardım eden herşeye teşekkür ettim =)


4 Ağustos 2011 Perşembe

Öyle çok şey var ki içimde..

Yine birkaç günlük kaçamak... Yine en sevilen dostlarla.. Yine heyecan, yine içim kıpır kıpır.. Onlarla bir gün, bir haftaya bedel.. =) Bizimki kitap okunamayan, müzik dinlenemeyen tatillerden.. Kısa bir süre buralarda yokum, bol bol fotoğraf çekip , az uyku bol kahkaha ile geçecek günler biliyorum.. Belki birkaç satır karalarım diyorum.. İçimden geçenler kağıda dökülür, burdan paylaşırım, okuyunca mutlu olacak birkaç kişi biliyorum.. Belki sadece fotoğraf ile anı paylaşırım, aynı hissi yaşatır, umuyorum..

Ben birkaç gün yokum, dünya üzerinde bir yerlerde, aynı gökyüzünün altında, daha huzurlu, deniz kum güneş fısıltısı ile uyanacağım, biliyorum.. Akşam rüzgar beni bir başka sarmalayacak, hissediyorum..

Ben gidiyorum =)


3 Ağustos 2011 Çarşamba

İlla dediğin her cümlenin cevabı asla ile başlar buralarda..

Değiştirmeye çalışanlar, zorlayanlar var.. Ne saçma.. İlla dediğin her cümlenin cevabı asla ile başlar buralarda.. Doğası bu.. Sen ne kadar ısrar edersen o kadar tersi olur..
Bile bile yanlış yapılır, yanlış olduğu daha önce milyonlarca defa ispatlansa da..

Samimiyetsizlikleri farkedilip , dışarıda bırakılanlar var burada..  Çemberin dışında kalmaya mahkumlar..
Çok büyük konuşup, çok iddialı cümelerin altında ezildi onlar..Bundan sonra başka hayatların öznesi olmak zorundalar.. 

Bir de aktörlerin yapmak istemediklerini yapan dublörler var.. Onlar en yazık , en acınası olanlar..
Zaten hep hayatın, başrollerin dışında kalmışlar, ama hep ben demeye hevesleri, bir gün belki ben de önemli biri olurum hayalleri var.. İşte onlar en pis işleri maşa olarak yapanlar, hep dışlanmaya mahkum olacaklar..

Ben bugün çemberin dışında kalacaklarla, onların maşalarını dönüşü olmamak üzere gönderdim..

İçten bir derin nefesle, iyi ki gittiler dedim..


Milagros Dünyanın bir yerinden bildiriyor

Nereye gidersen git, huzur senle birlikte geliyor..

Çevremde az da olsa, huzuru olduğu yere taşıyan insanlar var..
Onlar içten gülümsüyor, hayat ne getirirse getirsin , çizgisini bozmuyor, isyana yönelmiyorlar..
Öğrenmekten ayrı keyif alıyor, dinlerken bakışları ile bambaşka bir dünya sergiliyor..
İyi geliyor, iyi hissettiriyorlar..

Onlarla hayat ayrı keyifli oluyor, onları dinlemek ayrı huzur veriyor...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Karmakarışık..

İyi, kötü, kabus, rüya, o, ben, kızgınlık, mutluluk, gitmek, kalmak, olmak , olmamak..
Hepsi birarada..
Rüyadan uyandığındaki hissi, güne taşıyamamak bir yana, kırılanları yapıştırmaktan vazgeçmek bir yana.. 
Eskilerden arda kalan satırlar, kelimeler, onlara ait cümleler sadece..
Ona yüklenen iyi veya kötü  ise cümlelerden bağımsız , o anlara saklı , sessizce..
Hatırlamayı unuttuklarından uyandığında devam eden hayatta, cümleler anlamsızlaşır öylece..



25 Temmuz 2011 Pazartesi

Back to Black.. Üzgünüm Blog..

Üzgünüm Blog..

Ben sevmem böyle hüzünlü şeyler yazmayı aslında.. Ama bu sefer başka..
Benim için ayrı bir yeri olan şarkının / şarkıların / mükemmel sesin sahibi öldü.. Amy Winehouse..
Back to black senelerdir dilimden düşmeyen, 2006 ile özdeşleşen çok özel bir şarkı..
Yarı unutma çabası, yarı hatırlayıp tekrarı olmaması için ders olsun dedirten..
we only said good-bye with words
ı died a hundred times
you go back to her
and ı go back to.....
ı go back to us
ı love you much
ıt's not enough
you love blow and ı love puff
and life is like a pipe
and ı'm a tiny penny rolling up the walls inside


Back to Black

Nasıl öldüğü, hakedip haketmediği, su yolu , su testisi umrumda bile değil.. Ben sevdiğim birini, bir şeyi, bir 'daha dinlenecek çok şarkı' şansını kaybettim..

Gerisi önemli değil..


22 Temmuz 2011 Cuma

Bu sabah hayalim İtalya Amalfi

Bu yazıya bu şarkı ile başlanır..   =>  Sting Fragile

Sıcağın habercisi bir sabah..
Deniz özlemi..
Sabah çok değerli bir dostun eşsiz sohbeti..
Hayalinde, gözlerinin önünde canlanan Amalfi ..
Italya' da ; içini ısıtacak Akdeniz insanı gürültüsü ve neşesi, bir hamak, bir harita ve buz gibi bir limonata.. Gözlerin kapalı, derin bir nefes, kulağında Sting şarkılarının eşsiz melodileri..
Şort & sandalet sokakların arşınlandığı sıcak bir hava, daracık sokaklar ve aklın bir köşesinde denize koşma isteği..

İşte hayallerin gerçek olacağı Amalfi..


Bugün aklımın gittiği Amalfi'den sevgilerle..
Bir sabah orada uyanmak dileği ile =)

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Ne çok boş konuşan insan var ..

Ne çok boş konuşan insan var, bilmeden yorum yapan.. Aynı soruyu 4 kere soran..
Kendi kendine konuşan, dinlenmediğinin farkında olmayan.. Lafları uzattıkça uzatan.. Havadan sundan muhabbetlerin suyunu çıkartan...
Tahammül sınırlarını zorlamayı iletişim sanan..
Bir de ne çok meraklı insan var.. Haddi olmayan soruları sormayı cesaret sayan, olmayan şeyleri varmış gibi göstermek için cevapların içinde kelime ayıklayan..
Ve ne çok kendini bilmez insan var.. Aslında hiçbir şey olmayıp, çok şey olduğunu sanan..
Hayal dünyasında yaşayan, yeryüzünde hasbelkader ayakta kalmış varlıklara sesleniyorum, hiçbir şey için geç değildir, hala birşeyler öğrenebilir, kendinizin ne olduğunun farkına varabilirsiniz.. Yeter ki isteyin..
Unutmayın kitapçılardaki kişisel gelişim bölümleri sizlere  çok şey katabilir..

Bu yazı asla kendi kendini imha etmeyecek, siz kendini bilmezler topluluğunu ,varolduğunuz sürece takip edecek, doğruyu gösterecektir =)

Fazla sıcak bir Çarşamba gününden sevgilerle..

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Ben..

Ben aniden gider oldum.. Hızlı kararlar verir oldum.. Kulakları yarı duyar, gözleri uzak görür oldum..

Hiç uğraşmıyorum senle hayat.. Çarşamba esiyor, 15 dakika içinde karar verip bilet alıyor, perşembe sabah kendimi bambaşka yerlerde buluyorum.. Valiz hazırlamak bile dert değil artık.. Unuttuğum her ne olursa olsun önemli değil diyorum..
Önceliklerimi biliyorum hayat, ben senin kurallarınla artık oynamıyorum.. İnsanoğlu kuş misali, bir gün orda, hooop öbür gün burada diyorum =)

İçimden geleni, içimden geçen zamanda yapıyorum.. Ben bu aralar az kırılıyorum.. Özensiz seçilmiş kelimeleriyle canımı acıtmaya çalışana anında sırtımı dönüyorum.. Susmak yerine yok sayıyorum.. Kızmak yerine görmemezlikten geliyorum..

Dört koca gün boyunca; istediğim anda suya sırt üstü uzanabilmek, gün batımını elimde şarap kadehi ile izlemek, gece güvertede yıldızları seyrederek uyumak ve güne yüzümü denizde yıkayarak başlamaktan başka hiçbir şeyle ilgilenmedim.. Hiçbir şey düşünmedim.. 

Ben en çok ani kararlarımı sevdim.. Hızlı karar almayı benimsedim =)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Tesadüf..

Tesadüfen karşıma çıktı bu yazım.. Hissettiğimi yazmışım , çok da iyi yapmışım.. Bugün görüyorum ki dediğimi de yapmışım.. Bir sabah yataktan kalkıp ani ama olumlu kararlar almışım..
-----
08 Ocak 2011 Cumartesi   ''Bu yıl plansız olsun'' dan..
Gelenekler değişmez ama yapılacaklar değişebilirmiş, baktım olmuyor, bu yıl farklı olsun, planlar eksik olsun dedim..
Duyurulur, bu yıl tüm sorumluluklarımdan vazgeçebilir, aniden gidebilirim =) Belli bir süre yok olup, vazgeçip geri de dönebilirim.. Bir sabah yataktan kalkıp hayatı değiştirebilirim, ani kararlar verebilirim.. Büyük konuşabilirim , asla yapmam dediklerimi yapabilirim.. =) Hatta yapabilirim dediğime bakılmasın, yaparım , niyetliyim (=
-----

29 Haziran 2011 Çarşamba

Az ve öz...

* Kendini bilmezlerin, kendileri gibi olmayanları yargılamaları çok komik oluyor.. Özellikle dışardan izlendiğinde..

* Norah Jones Feel the same way ile uyanmak, bunu sevdiğini bilen biri tarafından yapılan süpriz ise;  güne  hayata bakışı tamamen değiştiriyor..

* Sorumluluk , sen kaçmaya çalıştıkça yılmadan seni kovalıyor.. Ne yaparsan yap olmuyor.. Ağlayan mızmız bir çocuk gibi, kucağına almadığın sürece susmuyor..

* Yenilik iyidir , güzeldir, değişiklik hep istenendir, ama ne zaman başa gelse, beraberinde zorlu bir dönem getirir.. Bunu kabul etmezsen değişiklik olmuyor..

* Yanında olmak isteyen sen ne yaparsan yap yanında oluyor, olmayan ise zaten ilk fırsatta yok oluyor veya yokediliyor..

* Mucizeler her zaman oluyor =)

27 Haziran 2011 Pazartesi

bilmiyor..

O kıymetini bilmiyor.. Benim için önemini..
Kimi zaman benim yüzümden, kimi zaman kör gözlerinden, görmüyor..
Kimi zaman sesimden, kimi zamansa gürültüsünden duymuyor..
Yansımayı başka hayatlarda görmek -iyisi güzel de, kötüsünde görmek- sanki zamanı geri sayıyor..
Gidilen tüm yolları boşa çıkartıyor..

Ve bir anda seneler öncesinden Mor ve Ötesi ve Hayat geliyor..

Uğraş didin farklı şeyler yapmak için
Üç kişi ya da beş kişi anlar
Ve zaman, ve zaman farklı yüzlerle
Bazen yanında bazen arkanda
Yalan diye bir şey yok
Gördük ama konuşmadık
Ve hayat her şey yolundayken dur dedi artık
Ve hayat herkes evindeyken dur dedi artık
Ve hayat – ki canına tak etmişti – sus dedi artık
Ve hayat
Kırık düşler, aynı yalnızlık
Öyle azaldık ve yıprandık ki
Kafamız karışık, değişmek zor
Dünya yıkılsa anlamazlar


Uzak tutulması gereken her şeyin, uzakta kalması dileği ile..

14 Haziran 2011 Salı

Yarını görür müyüz?

-Gün ortasında, aniden beliriverdi kafamda.. Yarını görür müyüz?
-Ne görmek istediğine bağlı, umutla beklersen eğer, yarın pırıl pırıldır, görürüz..
-Peki, ne getireceği hiç belli olur mu? Bugün üzüldüğün yarın öbür gün iyi ki olmamış dedirtiyorsa şu hayatta.. Yarını gördüğümüzde sevinir miyiz?? Yoksa üzülür müyüz??

Karman çorman bir düşünce..
Hem yarını merak eden, hem de ya yarın olmazsa dedirten ..

Bir yanı yaşlanmak ister mi insanın? Yaşadıklarını paylaşacak küçükler görmek ister mi?
Bir yandan anaokulu bahçesine dalıp, her çocukla ayrı ayrı oynamak ister mi?

Bu düşüncelerin arasında saatlerce kaybolur gider mi..

10 Haziran 2011 Cuma

Uykuyla uyanıklık arası.. Bir rüyanın tam ortası..

Hayat bu ara sakin, anlayışlı ve uysal.. Uykuyla uyanıklık arası.. Sanki bir rüyanın tam ortası.. Hep olmak istenen , resmedilen fotoğraf karesi.. Yönlendirmesi kolay, düşünülesi..
Sesimin bu aralar pek çıkmamasının sebebi de bu aslında..
Tadını çıkartıyor(d)um.
Önemli kararlar çok düşünülerek verilmiyor(muş) , öğreniyor(d)um..
Yaz sabahlarına pencere açık , hafif bir esinti ile uyanmak, çalar saatin alarmına fark atıyormuş, hissediyordum..
Boş tuvale yeni manzaramı resmediyor(d)um..
Ben bu aralar, uykuyla uyanıklık arası, gülümsüyor(d)um..


5 Haziran 2011 Pazar

Phoenix / Zümrüt-ü Anka

Kaf dağında yaşayan, kendini yakıp küllerinden tekrar doğan Zümrüt-ü Anka..

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerine kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyler yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş,
Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yok oluş” ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki;
“SIMURG ANKA – Otuz Kuş” demekmiş.
Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş.
Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…


 

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Başka

Aklımda öyle bir plan, içimde öyle bir heyecan var ki.. Gerçek olursa / gerçek olduğunda hayat bambaşka, gökyüzü bambaşka bir gökkuşağı ile taçlanacak..

                                                                        Eğer olursa / olduğunda sabahlar bir başka başlayacak..

Bu sefer hissediyorum.. Olacak..

22 Mayıs 2011 Pazar

Nefes..

Gün güneşli ve güzel ya bir kaç gündür..  Ruhum sokaklarda, özgür... İçim kıpır kıpır..
Sabah uyanır uyanmaz cam açılası bir sabaha uyanmakla, derin bir nefes almak ne büyük mutluluk!! =)
Bir de tabi tatilin yaklaşması..
Biz bu hafta 4 günlük bir kaçamak yapıyoruz..
Kanal turu, bisiklet gezisi, alışveriş derken günlük planlar belirlendi..
Bir yandan da yaz tatili planları yapılıyor..
Tatil düşünmek/ planlamak bana herşeyi unutturuyor..
Cumartesi sabahı Dryuss la kendimizi Karaköyde bulduk.. Mr.Pink ile çekilen fotoğrafları tab ettirmeye gittik.. Aman ne heyecan bendeki, sormayın gitsin.. Koşa koşa gittik, Vapura binmek ayrı keyif, fotoğraf çekmek ayrı..
Fotoğrafların hazır olmasını beklerken kendimizi Namlı ya kahvaltıya atıverdik... Hmmm leziz.. Deniz havası, keyifli kahvaltı, bol kahkaha, hoş sohbet.. Çay keyfi ayrı kahve keyfi ayrı güzeldi..

Cumartesi keyiflidir, turist gibi Karaköyde gezerseniz çok eğlencelidir..

Ama daha güzeli, heyecanla tatili beklemektir.. Hayat doğru yerde doğru zamanda olursanız çok güzeldir..

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Bedene sığmayan ruh, güne sığmayan planlar..

Ben hep güne sığmayan planlar yaptım, sonra da kendimi illa hepsi olacak diye zorladım.. Zoru başardım, dediğimi hep yaptım, yaptığımdan hep yoruldum, yorulduğumda durmadım, tekrar baştan başladım.. Baştan başlamaya alıştım, kötü sonuçları hep sildim, canımın istediğini gördü gözlerim, beğenmediğim her şeye sırt çevirdim..

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Yine mi Güzeliz, Yine mi Çiçek..

Ben bu aralar, her cumartesi , her fırsatta, dostları bir araya toplar oldum.. Sohbeti keyifli,  rakı seven, hem dinleyen, hem söyleyen, güler yüzlü eski dostlarla , rakı kültürünü tekrar oturttuk birlikte, mezenin sohbetle tatlı olduğunu ispatladık..
Devleti tekrar tekrar kurtardık, basıp gittik, döndük geldik, tatil planladık, geleceği ayarladık, kutladık, dertlendik, üzüldük , eğlendik..
Cumartesine geri sayar olduk, Asmalı , Taksim ikamet belirledik..

Büyüdükçe hayat ne kadar zor olursa olsun, onlarla zorlukların üstesinden geldik..
Bu akşam da yine öyle bir akşam olacak.. Haftasonu değerlenecek, hafta anlam kazanacak..

Bir yandan kısa süreli fotoğrafçılık kursunu tamamladık, f değeri oynamaları, ISO denemeleri başladı.. Lomoda ise ilk film bitti, yaptırmak için sabırsızlığı başladı.. I Love Mr.Pink =)

Ayrıca Müzik arşivimi düzenlemeyi planlıyorum.. Sezen Aksu albümlerini piyasaya çıkarma vakti geldi..

Ve bir de; bu aralar Güneş kendini göstermeye başladı ( tam anlamıyla ) Aydınlandık.. Isındık.. Sevindik.. Kararlar verdik.. Planlar yaptık..
Bekledik...

Şimdilik bu kadar..

Not: Her gün bilgisayar başına geçip yazmak için blog u açan ben, yeni postları okumaktan kendi bloguma yazamaz oldum =)

Sevgilerimle

Mili

5 Mayıs 2011 Perşembe

İnandığın masallar

İnandığın masalların; yarısı yalan, yarısı eksik..
Hiç paylaşılmamış bölümleri sahte gülümsemelerle kesik..
Gökyüzünde saklı, bir parça buluttu kalan,
Farkında değilsin sanılan, koskoca gerçeğin kenarında köşesinde kalmış bir yalan..

Masallar büyüklere anlatılan yalanlarla dolmuş, bir bakmışsın gerçekle hiç alakası yokmuş..
Sen büyüdükçe hayat daha da zormuş..






 

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Bambaşka bir haftasonu..

Haftasonu hep özeldir, hep güzeldir.. Ama bu sefer bir başkaydı..

Sabah keyifli bir toplantı, yüzlerde gülümseme ve canımın bir parçasının aldığı ödülle, gururla başlar, öğlen eski dostla yeni hobinin ilk adımları ile devam eder, kahve sohbeti ile şenlenir, akşamı ayrı eğlence barındırırsa; üstüne bir de / yetmezmiş gibi Pazarı bol kahkaha ile başlar, Japon fotoğrafçı Moda'da görülür, çekim yapılır; gelene geçene ayrı bir hikaye yazılır; kimi zaman 'mantı yiyerek 46 kilo nasıl verilir' isimli kitabım yakında piyasada, mutlaka alın denir, kimisine de 'türkü kasetim çok yakında müzik marketlerde ' denirse; hatta bir ara yoldan geçenlerden biri 'Artiiiizzz misin' sen derse;  hafızaya unutulmazlar listesine yer eder..
Biz bu haftasonu çok eğlendik..

Güneşi gören bünyenin bastırılamaz sevincinden midir, B(ego) nun enerjisinden midir, Japonun çekimlerinden mi bilemedim ama; her saniyesi beraberinde kahkaha getirir..

Tabi bir de haftasonu kabiliyet gerektirir =) Henüz Canon makinesine yeni yeni alışmaya / öğrenmeye çalışan bendeniz; arkası flu fotoğraflar çekmeyi becerebilirsem şayet; yakın zamanda burada paylaşacağım...

Ama ışığı rengi bozuk, fotoğrafın tüm kurallarına aykırı birkaç örnek isterseniz; çok yakında burada olacak..
B(ego) nun anlatımıyla hayran kaldığım, görür görmez heyecanlandığım Diana çok yakında geliyor..  Bu aralar sadece Björk, Massive Attack, Royksopp dinleyen ben; Mr.Pink' ten başka bir şey düşünemez oldum..
Fotoğraf kuralları altüst ediliyor.. Nasıl mı? Lomography süprizlerle dolu..
 
İşte size birkaç bilgi:


Eski Rus mercek fabrikası Lomo tarafından üretilen ve hâlen çok ilgi çeken LC-A modeli, 1991 yılında Çek Cumhuriyeti gezileri sırasında bir grup Viyana'lı öğrenci tarafından özel merceği ve ilginç etkilerle şekillendirdiği farklı fotoğraf dokusu üreten bir makina olarak keşfedilince, doğu bloğu ülkelerinde uzun zamandır bilinen bu fotoğraf makinası batı ülkelerinde de bir moda halinde tanınmaya başladı.
Lomo LC-A ile çekilmiş örnek fotoğraf1994 yılında New York ve Moskova'da açılan ilk Lomo sergilerinin ardından kendine has bir doku üreterek çalışan bu makinanın kullanıcıları Lomografi akımını tanımladılar. Vizörden bakmadan, belli bir konum ve çerçeveye bağlı olmadan çekilen, netlik, doğru kadraj gibi teknik sınırlamaların reddedildiği bu anlayışla çekilen fotoğrafların yayımlandığı özel sergiler ve daha sonra internet siteleri açıldı. Alanda en çok tanınan sitenin yürütücüsü Avusturya'lı Lomographische AG, Lomography markasını ticari anlamda saklı tutmaktadır.
Eastman Kodak tarafından ortaya atılan "Kodak anı" kavramına benzer biçimde, Lomografi de "düşünme, çek" deyişini temel alan bir fotoğraf anlayışı yaratmıştır. Rastgele, yakın-plan, her tür bozulma etkisine açık, net olmayan ve genellikle doğal olmayan renklerden oluşan lomoğraflar kendi içinde, bu yaklaşıma bağlı bir estetik içinde değerlendirilmektedir.
Lomographische AG tarafından, Lomo LC-A dışında Holga, Holga 35mm, Actionsampler, Frogeye, Pop-9, Oktomat, Fisheye, Fisheye2, Colorsplash, Colorsplash Flash, F-stop Bang, SuperSampler, Horizon 202, Seagull, TLR ve Smena 8M modellerinin satışını sürdürmektedir.
Lomografçıların akıma sadakat anlamında şekillendirdikleri ve Lomographisce tarafından desteklenen 10 Kural bulunmaktadır:

10 Altın Lomografi Kuralı
1. Kameranızı gittiğiniz her yere götürün. Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.
2. Kameranızı günün her saati kullanın, gündüz ve gece. Çünkü her anın ayrı bir hissi var.
3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı. Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...
4. Kameranızı farklı açılarda tutun. Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.
5. Kameranız elinizdeyken, yakınlaşmaktan korkmayın. İçinizde fotoğraf çekme arzusu oluşturan nesne ya da kişiyi mümkün olduğunca yakın markaja alın.
6. Düşünmeyin! Kameranızı alın, dışarı çıkın ve önünüze geleni çekin.
7. Hızlı olun! Saniyenin onda biri bile önemli. Ayarlarla vakit kaybetmeyin.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz. Rastlantılara izin verin. Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.
9. Sonradan da... “Aaa! O ne? Bunu ne zaman çekmişim? Nerde çekmişim?” Beyninizi bu tür sorularla meşgul etmeyin.
10. Kuralları kafanıza takmayın. 10 Altın Kural’ı unutun. Canınız ne istiyorsa, onu yapın.