30 Aralık 2010 Perşembe

2010 sona ererken dileklerim..

Tatlı cadımla boyu kadar ağacını süsledik.. Koşa koşa gidişim mi, yoksa onun beni çığlık çığlığa karşılaması mı anlatabilir aramızdaki bağı, bilemedim.. Ve bir de tabi ki bakışı, gülümsemesi.. Yanı başınızda an be an takip edebildiğiniz bir çocuğun büyümesi çok heyecan verici.. Ona endekslenmiş bir çok hayatın arasında, benim için o; ilk göz ağrısı, bitanesi, kıymetlisi.. Beni gördüğünde bu kadar sevinmesi, beni kendine arkadaş görmesinden belli ki.. Özel bir çocuk, ya da bana öyle geliyor.. En tatlı, en komik, en eğlenceli, en sevecen o.. Bir yanım onunla çocuk, bir yanımsa onunla büyüyor, onunla ağlıyor, onunla gülüyor.. O da beni büyük olarak görmüyor.. 2011'de ve sonrasında an be an onun büyümesini keyifle izlemek dileğim.. Bir de her gün onu daha da çok sevmek, onunla hep katıla katıla gülmek..

2010 beyaz odalardan çıkış dualarıyla geçti ya, 2011 de sadece iyi haberlerle hastaneye gitmek dileğim..

Yeni yıl sağlık mutluluk başarı huzur getirsin, sevdiklerimizle geçecek güzel bir yıl olsun.. Kötü haber hiç olmasın, çevremizde hep güler yüzler olsun..

Benden uzak kalsın dediklerim hep uzak olsun.. Hayallerimiz gerçek olsun..

2011'de herşey gönlünüzce olsun, Yeni yılınız kutlu olsun ..

26 Aralık 2010 Pazar

Ne mi lazım?

Yüksek tavanlı bir daire lazım.. 3 oda 1 salon.. Az eşya.. Tavandan yere kadar cam lazım, bir de fransız balkon.. Önüne sadece saksılar sığacak kadar..

Bir oda komple kitaplık olması lazım.. Kitaplar rengarenk sıralanmış, duvardan duvara, yerden tavana raf.. Bir de rahat tek kişilik koltuk, önünde bir puf.. yanında bir sehpa, üzerinde kahve.. Kahvenin mis gibi kokması lazım..

2011 de bana bu  görüntü lazım =)

25 Aralık 2010 Cumartesi

Kısa bir mola

Oradan oraya savruluyoruz, gün yeni ne haber ile doğarsa ona göre şekilleniyor.. Herşey çoğu zaman başladığı yere dönüyor.. Tüm bunların arasında; tesadüfen, öyle bir şarkı karşıma çıktı ki, melodisiyle beni alıp bambaşka yerlere götürüyor.. Anthony and the Johnsons -Kiss my name ( dinlemek için )
Nasıl olsa her şey yine başladığı yere dönüyorsa; bari bu keyifli melodi ile dönsün..

22 Aralık 2010 Çarşamba

Hastane günlükleri

Hastanede geçen 4. gün.. Kendi aramızda gülmeye başladık artık.. Hemşirelerin kod adları var, suratsız, çok konuşan vs .. Çocukluğumuzda çok fazla Şirinler seyretmenin getirdiği garip ve bence çok eğlenceli bir gelenek.. Uykucu Şirin, Huysuz Şirin gibi .. Suratsız Hemşire, Asabi Hemşire, Deli Doktor, Huysuz Hasta..
Benim canımın içi de hastanenin 4. gününde artık Huysuz Hasta seçildi.. Doktor azarlar, hemşire kovar oldu.. Yarın onu görmeye giderken özel bir sertifika hazırlayacağım.. 'Hastanemizin Huysuz Hastasına teşekkürlerimizle , bir daha hiç gelmemeniz, sağlığınızın hiç bozulmaması dileklerimizle' yazılı =)
Çok sıkıldı, canı yanıyor biliyorum, anlıyorum.. Odasının o huzursuz havasını bozmak için; bambaşka şeylerden bahsediyorum.. Pek ilgilenmiyor.. Twitter dan tweet atıyorum.. Gülüyor.. Bir yandan Aidasalem de bizim hastane odası muhabbetlerimize tweeti ile katılıyor.. (Teknolojinin bizi ayrı mekanlarda olmamıza rağmen biraraya getirebilmesini seviyorum..)

Ben bu nasıl bir yıl diyorum, o hastane odasında olmasına rağmen, güzel bir yıl , birçok dileğim gerçek oldu diyor.. Ben sağlık açısından bakıyorum, 2010 Sağlık Bilançosunda; Mart ayı kazalarla başlamış, Nisan  hastane günlükleri ile devam etmiş sonra Mayıs sonu Haziran başı  hastane günlüklerine geçmiş, Aralık ayında da canımın içinin hastane günlükleri ile bizi bulmuş.. 

Tabi tüm bunların arasında Susan Miller 21 Aralık büyük gün demiş.. Hiçbir şey olmamış derken, Hemşirenin odayı basıp kibarca kovması ile ben de tarihe geçen ziyaretçi oldum sanırım.. Nasıl mı? Yatağın üstünde otururken, gözlerimi kocaman açıp; Burhan Altıntop klasiği bir replikle hemşireye : ''Ben aslında yoğuuummm'' diyerek .. Tabi buna hemşirenin bakışı da eklenince en çok canımın içi güldü..

Hadi çabuk iyileşsin, onu çok özledim..



21 Aralık 2010 Salı

Bayılıyorum ..

Kendini akıllı sanıp geri kalanın tamamını aptal yerine koyanlara,
Adam kullananlara, kullandığını zannedenlere,
İşine gelince konuşanlara,
İşi varsa güler yüz gösterene,
İşi olmayınca tanımayana,
Söylediği yalanlara herkesin inanacağını sananlara,
Olmayanı var gösterenlere,
Kendini övenlere,
Hiç kimse anlamıyor zannedip, kendini komik duruma düşürenlere,
Kötülüklerini sakladıklarını zannedenlere bayılıyorum..

Tebrik ediyorum ve gülüp geçiyorum..  Hayat siz olmadan da olurdu..

20 Aralık 2010 Pazartesi



Z. kendi havasında, ne yaptığı belirsiz.. bir adım ileri iki adım geri.. Biraz rutin, biraz durgun.. Tam yokoldu derken bir anda beliriveren cinsten.. Belki biraz; ne yardan ne serden..

N. Hayattan kopmuş.. Varlığı ile yokluğu bir.. Nefes aldığı bile şüpheli.. Uzak ama yakın, var ama yok.. Sahte samimiyet ve ilginin arkasına saklanmış, oysa odak hep başkaymış..

M. ise dünyası durmuş.. Herşeyi bir yana koymuş.. Z ve N nin oyununa katılmış, kolaya kaçmış, anlamamazlıkları oynuyor, bazen hayat kolaya kaçıyor..

M. yanlışa meyilli, bile bile hata yapmaya istekli, anlayışı kayıp, ruhu fırtınalı.. Hata üstüne hata, yanlış üstüne yanlış yapası var.. Kuralları yıkası, etrafı altüst edesi var.. Ama en çok Z ve N ye aslında aynada baktıklarında yüzlerini görmelerinin ne kadar zor olacağını gösterme isteği var.. Sahte sözleri ve maskeleri arkasında, bilseler keşke, aslında bir hiç var..


19 Aralık 2010 Pazar

Bu yıl bana yaramadı diyorum.. Anlatamıyorum..

Herkes görmek istediği yanını görüyor..
Evet, 2010 da bol bol tatil yaptım, çünkü her tatil sonrası veya öncesi onu unutturacak, etkisini silecek bir şey çıktı..
Ne uğursuz bir yılsın sen 2010 ben anlamadım, bu yıl beyaz odalardan çıkamadım..
Buna da şükür! Daha kötüsü olmasın ( nolur ) diyorum , bir yandan da ( artık ) bu son olsun istiyorum..
2010 düş yakamdan !!, bütün tatsız günlerin & gecelerin ve hastalık & üzüntülerinle..
Artık seni istemiyorum..

Not: 2011 e son 12 gün, beklentim büyük, söylemedi deme..

İyi haftalar, iyi pazarlar, veya her ne ise..

16 Aralık 2010 Perşembe

In other words..


Gülümsemek güzeldir..

Tek ihtiyacım olan, görmek istediğim bir sürü gülen yüz.. Gerisi boş.. Bunca karmaşanın arasında, günler birbirini takip eder, her yeni gün beraberinde büyük - küçük sorunlar getirirken, ve ben sürekli birilerine, birşeylere yetişmeye çalışırken, gösterdiğim güleryüzün yansımasını görmek istiyorum..

Eğer göremeyeceksem asık suratlı yüzlere bundan sonra bakmayı reddediyorum =) Bu kadar mı zor canım, güler yüze karşılık vermek ??

Bir de; kişiye özel not..
Vereceğin mesaj ne olursa olsun, kullandığın kelimeleri özenli seçer, doğru ifadeler kullanır ve güler yüz gösterirsen , mesajın daha iyi algılanır, gerçekleştirmek için çaba gösterilir.. Bilgine.. İlk defa duymuş gibi davranmana şaşırmayacağım..
Sevgilerimle
Milagros

15 Aralık 2010 Çarşamba

Hayallerimi yıktın, çok da iyi yaptın..

=)

Hayallerimi yıktı, ve buna bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmemişti..

Dahil olduğu bütün hayalleri sildi bugün, varlığının ne kadar anlamsız olduğunu gösterdi.. O olmadan hayallerin daha güzel olacağını gösterdi.. İki yabancı olduk, yabancı olduğumuzda sempati kazandı gözümde..

Bazıları hayatın dışında, davulun sesi uzakta güzel..

Hayallerimi yıktın, bana yapabileceğin en büyük iyiliği yaptın.. =)

14 Aralık 2010 Salı

Of ya da Off =)

Yoruluyorum, hafta ayrı, ay ayrı, yıl sonu ayrı yoruyor.. 2010 çabuk geçti diyemem, iyisiyle kötüsüyle, sonu geliyor ve ben heyecanla 2011 i bekliyorum.. Stresi, telaşı, yılı kapatıyoruz derken de; 2011 hayallerimi işte bu şarkı ile kuruyorum.. Monica Molina - Como el aire

Monica Molina nın ilk dinlediğim, en çok sevdiğim, sayesinde bütün albümlerini indirip, hepsini ayrı sevip, yeri en özel olan, dinlemekten sıkılmadığım şarkısı..
Her dinlediğimde yıllar öncesine gidiyorum.. Marmarisle başlayıp, Fethiye, Kalkan, Kaş  sonrasında Antalyada sona eren bir haftalık keyifli tatilimizdeki huzuru tekrar buluyorum.. Güneşe, denize doyduğum günleri hep bu şarkı ile hayal ediyorum.. Havalar soğudu ya, ben her zamankinden daha çok tatili, denizi, kumu , güneşi , yaz tatillerimi özlüyorum..

Ben bu iki gündür of durumundayım, ya da off modundayım, yorgunum, ama bu şarkı ile modumu değiştiriyorum... Kış çabuk geçsin bitsin, nolur, ben yaz gelsin istiyorum =)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Cumartesi - Lounge - Earl Grey - Dağ Evi

Bu cumartesi sabahı, huzura günaydını ekleyerek başladı, lounge ile devam etti.. En sevdiğim müzik tarzı olmasının yanı sıra, tüm gün elde çay favorim Earl Grey, bir diğerinde kitapla; Lounge huzur verir, ilaç gibi gelir.. Benim için en kıymetlisi, en dinlenilesidir.. Kütüphaneden Aralık 11 in şanslı kitabı ise filmini henüz izleyemediğim; Ye, Dua et, Sev seçilir.. Önce kitabı okunacak, sonra dvd si izlenecektir..

Gün öyle keyifli sürüp giderken, cam kenarında, dışarıyı seyretmek, sonunda beklenen soğuğu hissedip ürpermek, 2010 bir bitse demek , 2011 için dilekleri belirlemek, sohbet etmek, hayal kurmak ayrı keyiflidir..

Nasıl mı? Şimdi bir dağ evinde olmak mesela.. Yandaki gibi.. Şömine başında uyuklayan, heyecanlı bir köpek, adı tarçın.. Cinsi Golden .. Olmazsa olmaz ailem.. Bir de yılbaşını kutlamak için sevdiğimiz dostlarımızı , akrabalarımızı heyecanla beklemek mesela.. Bir de bizim tatlı cadıyla ağaç süslemek tabii ki.. Ve de hediyeleri köşe bucak saklamak yılbaşı sabahına dek =) Onun bir yaş daha büyümesini keyifle izlemek.. Kardan adamı üşümüştür diye ona çay götürme fikrinden vazgeçirmeye çalışmak bir de.. Dışarı çıkmak için bulduğu bu bahanesinden vazgeçirip, üst kattaki atölyede resim yapmaya ikna etmek en güzeldir.. Ya da en sevdiği çizgifilmi onunla ilk defa izliyormuşcasına gülmektir..
Bu yıl sözüm var, kurabiyemle boy boy kardan adam yapılacak, her fırsatta çizgi film izlenecek, daha çok kitap okunacak, daha çok zıplanacak ve daha çok gülünecek.. Onunla tekrar çocuk olmak çok heyecanlı..
Bir de bu yıl daha çok kayak tatili yapılacak =) Dağ evi olmasa bile, dağda kahve / salep / sıcak şarap keyfi yapılacak..

Sonra birden; hayaller, kitapla birlikte bir kenara, evden çıkma vakti gelir =)

7 Aralık 2010 Salı

Güneşli Günaydın

Hafta ne kadar yorgun başlarsa başlasın, Salı sabahı , günün neşesi ile geldi.. İlaç içmekten bıkkın, hala iyileşmeyen bünye, güneşli salı sabahına Frank Sinatra ile günaydın dedi..  Ne kadar güzel geldi.. 2011 planlarına New york, New york '  u ekletti, Fly me to the Moon ile haftayı ödüllendirdi..



Bir de, onun yüzü gülünce, sesi böyle neşeli gelince gün güzel devam etti, etrafa renk geldi.. Ne yaparsam yapayım, ne kadar dikkat edersem edeyim değişmiyor, onun neşesi , onun modu hep bana geçiyor.. Yanlış biliyorum ama engel olamıyorum.. Özetle; bünyem iyi olmamasına rağmen ruhum  iyi ,  iç huzurum yerinde..
Bir de kütüphanede sırada bekleyen kitaplar okunabilse :) Sonra D&R a gidip yenileri alınabilse..

Yorum-suz // Bir de ekleme; blog paylaşmak için varsa, paylaşmak güzelse, paylaşmak mutlu ederse; siz de yorumlarınızı paylaşın olur mu? Yorum-suz kalmasın perfect colors, sizin de renkleriniz yansısın.. Renkler iyidir, renkler güzeldir =) Eminim sizin renkleriniz; çok çok güzeldir...

5 Aralık 2010 Pazar

Buz gibi Aralık + Sıcak Çikolata & Rüya

Buz gibi bir pazara günaydın derken, sıcak çikolata kokusuyla uyandım bu sabah.. Özlemişim.. Pazar klasiği evde gazete keyfi ile devam etti.. Geç kalkmak,rahat rahat gazete okumak ne büyük keyif..
Aklımda nedensiz; Yalın - ki sen
Bir de uyanır uyanmaz zihnimde dönmeye başlayan o rüya..
Anlam verememe üzerine kurulu, karman çorman..

Böyle günlerde içimde hep dışarı çıkıp soğuğu hissetme telaşı .. bir de parmaksız eldivenler & starbucks Latte.. Doya doya hissettim bugün soğuğu.. Yürüdüm keyifle.. Bir de sinema keyfi, film merak ettiğim Av Mevsimi.. Beğendim mi? Oyuncuları, oyunculuklarını evet, senaryoyu hayır.. Beklediğim bu değildi..  Beğenenlere saygım sonsuz..

Bir yandan yılbaşı hazırlıkları her yerde, tabi bende de =)  Ne güzel, yılın bu zamanı ayrı keyifli, bir de kar yağsa.. Tabi evsizlere yatacak sıcacık yerler de olsa.. Kışı seviyorum bir yandan , karla örtülü sokakları da.. Ama bir yanım üzülüyor, evsiz bunca insan var sokaklarda..

Ben bu yıl tüm evsizlere ev, tüm kimsesizlere aile, sıcacık yuva, tüm hastalara şifa, gönülden istenen tüm isteklerin ise gerçek olmasını diliyorum..

Bakalım 2011 kime ne getirecek =)


4 Aralık 2010 Cumartesi

Ah bu şarkıların...


Masada rakı, deniz kenarı.. Sohbet güzel, keyfimiz yerinde..
Kadehler tokuşuyor, sağlığına dilekleriyle..
Rakı gün batımında, deniz kenarında, dostlarla ve keyifli sohbetleriyle güzel.. Söylemeden anladıklarıyla, tekrar tekrar anlatmak zorunda kalınmayanlarla anlamlı ve özel..
Bir bakış yetiyor nasılsa anlamaya..
Belki de rakı sofrasına hep az kişi oturmamızın sebebi bu.. Rakının tadını, sohbetimizin sözsüz anlaşılmalarını korumak amacımız.. Dilimize dolanmış bir şarkı;


hadi dinleyin, Ah bu şarkıların gözü kör olsun..

Öyle dudak büküp hor gözle bakma
Bırak küçük dağlar yerinde dursun
Çoktan unuturdum ben seni, çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Güzelsen güzelsin yok mu benzerin
Goncadır ilk hali bütün güllerin
Aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
En sıcak sözlerin azarlar gibi
Hiç bağlanır mıydım çoçuklar gibi
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Sonunda tuz bastım gönül yarama
Nice dağlar koydun nice arama
Seni terkedip de gitmek var ama
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Bu haftasonu sizin de keyfiniz ve dostlarınız bol olsun.. =)