31 Ekim 2010 Pazar

=)

Güzeldi..

Çabuk geçti gitti, ne yazık ki..  Perşembe yağmurla başladı , evet ama güneşli bir pazarla sonlanması ayrı keyifliydi..

Yine az uyku, çok gezme, bol kahkaha reçetesi uygulandı, tavsiye ederim.. Şu ana kadar hiç yanıltmadı..

Şimdi ise bayram tatili için geri sayım vakti..

Aynı yere farklı gözle bakarken hatırlanması gereken, geride bıraktığı his unutulmasın istenilen, bu kısa tatili en güzel ifade edecek, hep mırıldanılan şarkı ..
                                                                              Michelle - dinlemek için..


İyi haftalar =)

25 Ekim 2010 Pazartesi

Çok yorgun Pazartesi & İstaNbuL

Haftaya uyanamadım, günü kabul etmiyor bünyem.. Kim dedi sana o kadar gez diye? Hava güzel tadını çıkarmak için ardarda planlar yap diye.. Kim?
Kim olacak tabiki içimdeki çocuk..
Vır vır vır konuştu durdu aklımı çeldi.. Dinlemedi..
Hava güzel, Ekim bitiyor , Kasımda bu günleri ararsın dedi..

Ordan oraya gezip durduk haftasonu, özlediğim Ortaköyle biraraya geldik, Tomtom da terastan Sarayburnunu seyrettik.. Aklım hala orada.. Manzara inanılmazdı..

Orada anladım ki deniz görmeden geçen bir günüm yok ve olmasına da izin veremem..
O an anladım ki hafta sonları olmadan haftaya tahammül edemem..
O gün hissettim ki İstanbul gibi hiçbir şehri sevemem..

20 Ekim 2010 Çarşamba

Veda / Onun gözüyle

Ve birgün gitti.. Arkasında hiçbir not bırakmadan..
Ansızın..
Düşünecek, öğrenilecek birçok cevap ve cevapsız soru, dinlenecek şarkıları bırakıp..
Gitme dememe fırsat vermeden..
Aldırmadan..

Veda etmeden gitti..
Soru bile sormadı cevabını artık merak etmediğinden..

Belki de anlamalıydım, uzaklara dalıp gitmesinden..
Ben burada olmasam ile başlayan  cümlelerinden..

Ve birgün gitti,
ansızın geldiği günkü gibi..

Geriye bir şarkı bir de rüzgarı kaldı, balkondan içeri süzülüp perdeleri inceden hareketlendiren..

'We don't get two lives to live'.. dinlemek için

19 Ekim 2010 Salı

'We don't get two lives to live'..


'We don't get two lives to live'..

Farkettiğimde çok geç kalmamıştım.. hatta farkettiğimde onla geçecek bir hayat da olmadığını anlamıştım.. Ve onun aslında yaşamadığını da.. Nefes alıp vermeyi yaşamakla karıştırdığını da..
Bizim onla yaşanacak bir hayatımız yok, ama ne güzel ki onsuz yaşanacak/devam eden çok güzel bir hayat var..
Vedalaştık birkaç gün önce, farkında bile değil.. Ben yola devam ettim, onun geride kalması önemli değil.. Benim gittiğimi de çok uzun zaman sonra anlar biliyorum..  Umursamıyorum..

Yaşanacak ikinci bir hayat yok, hissediyorum.. Artık vakit kaybetmek istemiyorum..




18 Ekim 2010 Pazartesi

Pazartesi Reçetesi

Bu pazartesi bünye hastalığa yenik, halsiz bir günaydınla başladı..

Ne yaptıysam, ne içtiysem olmadı..

Damarlarımda dolaştı durdu halsizlik..

Biliyordum hafta sonu bu kadar gezmenin ve uykusuzluğun bir yerden çıkacağını..

Bile bile yaptım, cuma akşamdan pazar akşamına ucuca ekledim planları, aralıksız.. Hatta çok sevdiğim için / çok sevdiğimi bildikleri için pazar günü 3 farklı yerde kahvaltı sofrası ile karşıladılar beni..
 Cihangirdeki ayrı keyifliydi..

Pazar gece eve girdiğimde artık belliydi, ben bünyemi bu kadar yorunca meydan mikroplara kaldı..

İlaçların yanında bu pazartesi reçetemde Before Sunrise & Before Sunset yazılıydı..

Ruhum dinlendi,  ne kadar güzel iki filmdi..

Birinci filmde Viyana sokakları ayrı ama ikinci filmde Paris sokaklarında gezmek çok keyifliydi..

Koşturmacalı geçen hafta sonuna inat, pazartesinin süprizi / iyiliği / jesti sanki hep beklenendi.. Bu süpriz de tabi ki Kelimelerin büyülü prensesine aitti.. 


- Sana bir vals söyleyeyim.

- Birden bire aklıma geliverdi.

- Sana bir vals söyleyeyim

- Bir gecelik bir ilişki hakkında

- O gece benim için yaratılmış gibiydin

- Hayatta hayalini kurduğum her şeydin

- Ama artık yoksun

- Çok uzaktasın

- Yağmur adana gelen kadar

- Senin için sadece bir gecelik bir şeydi

- Ama benim için çok daha önemliydin

- Bunu bilesin

- Ne dedikleri umurumda değil

- O gün benim için yaratıldığını biliyorum

- Bir daha denemek istiyorum

- Bir gece daha istiyorum

- Pek dogru görünmese de

- Benim için çok önemliydin

- Daha önce tanıstıklarimın hepsinden daha önemli

- Seninle bir tek gece küçük Jesse

- Baska biriyle geçen binlerce geceye bedel

- içimde acılık yok, tatlım

- O bir gecelik seyi hiç unutmayacagım

- Yarin baskasının kollarında olsam bile

- Kalbim ölene kadar senin olacak

- Sana bir vals söyleyeyim

- Hiç beklenmedik bir anda, aklıma geliverdi

- Sana bir vals söyleyeyim

- Harika bir, bir gecelik ilişki hakkında[Son sahne repliği]


Celine: Bebeğim, uçağı kaçırmak üzeresin.


Jesse: Biliyorum…





14 Ekim 2010 Perşembe

Yeni favorim..

Tanıştırayım, yağmurlu Cuma akşamında D&R da zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir anda karşıma çıktı.. Elimden bırakamadım..

Benim aklım bir karış havada, ruhum orda burda gezer, elimde de Saffet Emre Tonguç Avrupa' da görülecek 101 yer..

Kitabı açar açmaz karşıma çıkansa Barcelona Las Ramblas.. İşaret gibi =)

Nerede yenir? Nerede kalınır? bilgiler süper, resimlerse inanılmaz..

Tavsiye ederim


11 Ekim 2010 Pazartesi

Günün Önemlisi

Yazılacaklar uzun zamandır aklımdaydı, bir türlü fırsat olmamıştı..

Güzel geçen doğum günü kutlamalarının ardından gezmeyi ne kadar çok sevdiğimi bilen bir dostum bana Keyfegezer i hediye etti..

İnsan bir kitabı eline aldığında bu kadar mı heyecanlanır?? Valiz & uçak bileti hazır okunması gereken bir kitap Arzu Çağlan' ın kitabı..

Şimdi kitapta sayfa 140, Paris ' te olma zamanı..

İçimde ise Kasımda Paris' i seneler sonra tekrar görecek olmanın heyecanı..

Beni ararsanız; bu akşam Champs-Elysees de yürüyorum..

Sevgilerimle,

Milagros

Dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan herkese itafen..

Hani küçük dağları yaratan, bire bin katan şu efsanevi geçmişe sahip , yıldızlı , rütbeli, sevgili , eğlenceli, nadide, eşsiz, tarif edilemez varlıklar..

Dünya sizin etrafınızda dönüyordu ya hani, herşey sizin varlığınızla anlam kazanıyor, sizin ışınızla aydınlanıyordu ya.. O dünya artık dönmüyor.. Duralı da baya bir zaman oldu..

O yüzden boşuna kendi etrafınızda dönüp, dünya benim etrafımda dönüyor demekten vazgeçin..

Dünya sizin etrafınızda dönmüyor, siz olduğunuz yerde dönüyorsunuz..

Bu pazartesi yazısı kendini asla imha etmeyecek, siz varolduğunuz sürece buradan size seslenecektir =)

PS:  me, myself &my (B)ego yazılarını çok özledim..

Karmaşık teşekkür

Kısa bir zaman önce risk almış, fikrine değer verdiğim/önemsediğim birine blogumdan bahsetmiştim..
Onun gözünden yorumlar geldi sonunda,

Blog karmaşık, fazla duygusal / romantik ve ağır...
Sonuç mu: Beğenmedi..
Beklediğim tepki miydi? Hayır, kesinlikle değildi..

Cümleler daha basit olabilirmiş, cümleler karmaşıklaşmaya başladıkca anlamdan uzaklaşıyormuş..

Bu da bir yorumdur, değer verdiğim biri dedim ya, karşıt görüş de güzeldir..

İşte buyrun size basit anlatımlı bir yazı..

Teşekkür ederim.

10 Ekim 2010 Pazar

PerfectColor

Tanto Project Perfect Color dinlemek için...

Hakkı verilen bir haftasonu daha geçti gitti, yağmura , soğuğa, kışa aldırmadan..
Bu sefer farklıydı aslında, anlatacak çok şey vardı, ama kelimelerle sınırlandırılamadı...

Haftasonunun özeti Tanto Project Perfect Color olabilir sadece..

5 Ekim 2010 Salı

Ekim, Yağmur, Rüzgar & Soğuk

Yapraklar dökülüyor, engel olamıyorum, sanırım olmak da istemiyorum..
Bir rüzgar esiyor, toplayabildiğini alıp götürüyor, savuruyor uzaklara..
Bu kaçıncı sonbahar, bu kaçıncı gidiş.. Artık saymıyorum..
Yenilerini savurdum bugün rüzgarla, gökyüzüne karıştılar..


Ben her sonbahar, bu son diyorum,son bu bahar diyip, terkediyorum..

3 Ekim 2010 Pazar

Haftanın sonu, bence haftasonu..

Benim haftasonundan anladığım;

Her dakikanın kıymetini bilmek, keyifle geçirmek..

En sevdiğin , hep dinlediğin albümde saklı şarkıyı bulmak..

Sabahtan akşama ordan oraya gezmek ama asla yorulmamak..

Dostlarla olmak, bol bol gülmek, süprizler yapmak, süprizlerle karşılaşmak..

Uzaklardaki eski bir dosttan güzel haber almak..

Samimi bir maille , küçük bir sır paylaşmak..

Bir şans daha tanımak..

Huzurlu olmak, güneşle uyanmak, arada yağmurla ıslanmak.. Biraz üşümek, biraz gizlemek..

Biraz geri saymak, biraz hayal etmek..

Benim hafta sonundan anladığım, günü hayatının son günü gibi yaşamak..