30 Temmuz 2010 Cuma

Uzak

Gün gelir, eşyalar kapıda, bulunduğun mekandan ruhen uzakta, sadece zamanın geçmesini beklersin..

Zaman geçer, an gelir, herşeyi olduğu gibi bırakır, elinde valizin.. gidersin..

Birkaç gün buralarda yokum, döndüğümde görüşmek üzere =)



26 Temmuz 2010 Pazartesi

Çocuk

Bir market alışverişi..
Yorgun argın, kendi kendime söylenirken..
Saat 20:50
Aldıklarımı kasadan hızla geçirirken yan kasadan bir bayanın  7-8 yaşlarındaki kız çocuğuna seslenişi 'baban bunlardan ister mi? Almak istediğin başka bir şey var mı?'
Çocuk tepkisiz..
Ne alaka dedim birden kendi kendime.. Garip geldi.. Nasıl bir çocuk bu? Arkamı döndüm, çocukla göz göze geldim, gülümsedim.. Kadının yanında duruyor öylece..Çocuk tepkisiz, kapkara gözlerinde donuk bir bakış.. Garip.. Çocuk dediğin neden gülümsemez ki?
Bir yandan onların kasasından geçenlerin, bir yandan bizim kasadan geçenlerin bip sesi.. ardarda..
Elimde poşetler, kasiyere ' iyi akşamlar & iyi kandiller' diyip kapıya yöneldiğimde,  çocukla tekrar göz göze geldim kapıda, yanında bu sefer bir adam, çocuk elindeki market poşetini adama uzattı, elini tuttu...
Adamsa teşekkür etti kasada ödemeyi yapan bayana..
Öylece , elele, yürüyüp gittiler.. Kadın bir tarafa, çocuk ve adamsa diğer tarafa..
Bense kalakaldım..
Bir kandil akşamı..
Karşındakini hiç kırmadan, kimseye farkettirmeden yapılan bir yardım..
Saat 20:50..
Ben hayran kaldım..

Uykusuz Pazartesi Aydınlanışı

Haftasonu dolu dolu, oradan oraya, bol kahkahayla çabucak geçti bitti ne yazık ki.. Geriye gülümseten anları kaldı sadece..

Sabah yataktan zar zor kalkıp, bu pazartesi nasıl geçecek diye düşünürken, o geldi..
Süper bir enerji ve tatilden dönüşün verdiği mutlulukla.. Sabah kahvesi ve eşsiz sohbetiyle..
Üstelik mükemmel bir tatil hediyesi ile..

Hayat ayrıntılarda gizlidir, güne tüm bakışımı değiştirdi küçük hediyesi ve yanına iliştirdiği o eşsiz not.. O kadar tatlı o kadar güzel ki.. Sabahtan beri ona bakıp duruyorum, hiçbir şey beni bu kadar mutlu edemezdi..

Teşekkür ederim, iyi ki varsın =) Hiçbir pazartesi bu kadar güzel aydınlanamazdı..

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Yağmura teşekkür

Dün , bugün yağmur beni hiç yalnız bırakmadı..

Hava kapalı ve yağmurluyken bir kez daha anladım, ben sonbahar insanıyım.. Eylül ayında doğmakla alakası var mı bilmiyorum ama, ben yağmuru, yağmur sonrası toprak kokusunu seviyorum..

Damlalarıyla şehrin tüm kirini, kötülüklerini sildi götürdü sanki..

Sonrası mı, Yağmurlu günlerin keyfini İstanbulda , İstanbulla çıkardıktan sonra ; birkaç gün buralardan yok olacağım günlerin planları başladı şimdiden..


Geri sayım başladı, son 8 gün..

18 Temmuz 2010 Pazar

Muhteşem

Bunca anlamsızın içinde, puzzle ın oraya buraya dağılmış yüzlerce parçasını, cevapsız soruları, ilgili ilgisiz cümleleri anlamlandırmaya çalışmayı bırakıp, kendimi bu manzarada buldum,
 hem cumartesi , hem pazar...
İyi geldi, huzur verdi..
Burası bir arkadaşımın Şefliğini yaptığı ; birbirinden güzel lezzetlere imza attığı teras..
Tek kelimeyle; herşeyiyle 'muhteşem'..


14 Temmuz 2010 Çarşamba

Sahibinden az kullanılmış kelimeler



Boğazıma düğümlenen, dilimin ucuna gelip de söyleyemediğim kelimelerimin vedasındayız, artık gidiyorlar..

Sahibinden az kullanılmış kelimeler, az sevilmiş, alışılamamış, öylesine alınıp dolapta aylarca giyilmeyi beklemiş, her seferinde vazgeçilmiş giysiler gibiler..
Belki bir gün kullanırım diyerek yerleştirildikleri köşeden çıkartıp, üzerine düşünmeden, oldukları gibi gönderildiler bilinmeyene..

Değişen bir şeyler var, dile gelmese bile.. Yaprak dökümü var iç mevsimde.. Kelebekler terk etti bahçeyi..
Kelebek mevsimi yarınlara kaldı, inandığım masallarla birlikte..
Sayfalarca okunmuş, tekrar tekrar dinlenmiş yalanlar geldikleri yere gönderildiler bugün, üzerinde 'en başından biliyordum, sen giderken ben dönüyordum' notu iliştirilmiş, aynı kara kaplının altı çizili satırları ile birlikte..


11 Temmuz 2010 Pazar

Haftasonunun ardından..

Haftasonu keyifle yazlıkta geçti, İstanbuldan uzaklaşmak iyi geldi.. Hiç bitmesin istedim..
Paulo Coelho 'Brida' ile geçen haftasonunda akılda kalan cümle
'Sana bakmanın şerefine..' *Casablanca

Kim Ruh-eşini, bu cümle ile bir başkasına uğurlayabilir ki?? Uzun uzadıya düşündürdü; kimbilir, belki, bir gün, (sanmam ama) ben de / olabilir mi..Hmm ,Bilemedim..

Yaşamadan varsayımlar üzerine yorum yapmanın anlamı yok ama; ben aynısını yapmaya sanırım cesaret edemezdim..

Kitaptan başımı kaldırdığımda ise; havanın, haftasonunun, huzurun, şükretmenin, düşünmemenin, uzakta olmanın, dinlenmenin, uykunun, dinlemenin, uzun kahvaltıların, kahve sohbetlerinin, ailenin, şımartılmanın, sevilmenin, sevmenin, keyfini çıkardım durdum..



Bir de dip not: *Aynı basamağa tekrar takıldım, bu son demenin sonrasında her defasında tekrar takıldığım için; bu son demekten vazgeçtim.. (Basamağı kabullendim..)
* Unutmadan; Risk Aldım.. + büyük konuşmaktan vazgeçtim = sonucunu zaman gösterecek..

4 Temmuz 2010 Pazar

Biz..


Biz, haftasonu yoktuk, çok mutluyduk..
Sıkıntıları, hüzünleri burada bırakıp, elimizde valizlerimizle kaybolduk..
Güldük, eğlendik, yüzdük, sevdik, sevindik, enerji topladık, kafamızı dağıttık..
Kenetlendik, iyi hissettik, uyuduk, uyandık, derin nefes aldık, hep burada yaşayalım dedik, hayal kurduk, keşke dedik, şükrettik, tekrar gitmeye söz verdik..