30 Haziran 2010 Çarşamba

Tahammül edemiyorum..

Birkaç kendini bilmez yüzünden huzurun bozulmasına,
başkalarının cümleleri ile konuşulmasına,
kendince yorumlar katılmasına,
anlamamasına rağmen anladığını iddia edenlere ,
susmaya,
söyleyecek tonla sözüm varken susmak zorunda kalmaya,
yoktan olay var edenlere,
densizlere,
hadsizlere,
zorunlu ortamlara,
aptal yerine konmaya,

cidden tahammül edemiyorum..

Tahammül etmek zorunda olmak istemiyorum!!

21 Haziran 2010 Pazartesi

Bir varmış, bir yokmuş...

Aynı basamakta kaç defa takılır insan? Ve kaç defa 'bu son' der kendi kendine? Kaç defa aynı hatayı yapar farklı zamanlarda.. İnsan kendine neden yalan söyler, başkasını aklamak pahasına..

Öğrenmemekte direnenlerin ilk sırasındayım bugünlerde, illa bana bu ders olmasın diyorum..  Ben büyürken anlatılan masallar farklıydı.. Masallardaki gerçek olur, iyiler hep kazanır sandım, başım dizlerinde kalırsa.. Anlatılanlar doğru olur sandım.. Yanıldım..

Herkes farklıymış, zaman ve şartlar değişirmiş.. Herkesin doğrusu kendineymiş.. Bir bildiği varmış.. Herkes iyiymiş, istemeden olurmuş..

Anlatılanların dışında yaşanan hayat farklıymış, içinde olunca farkedemediklerimiz varmış, onlar eksik anlatılmış, bazıları yok sayılmış...

Bir varmış, bir yokmuş..

Bence artık yokmuş...

Anlatılanlar değil ama ; benim kendi yazdığım masallar nasılsa gerçekmiş..
 

20 Haziran 2010 Pazar

Dün bugün yarın..


Dün; geçmişten silinen anılarla karşılaştım , garip ama gerçek.. Sanki hiç yaşanmamış, hiç benim değilmiş gibi.. Bana , başka bir gözle beni, üniversite yıllarımı anlattı, hiç değişmemişsin dedi.. Neden değişeyim ki diye düşünürken, aradan geçen 8 yılı hatırlattı.. Ben günlerin , haftaların takibini  yapamazken yıllar geçmiş.. Ne güzel ki hiç önemsememişim..

Bugün, unutmak istemediklerime yenilerini katarak ilerliyorum, bazılarını değiştiriyorum, bazılarını siliyorum.. Geçmişin süprizlerine gülüp geçiyorum, bazı anılarla ise tekrar tanışmak istiyorum..  Paris'i tekrar görmek, Londra'ya tekrar gitmek, Frankfurt Düsseldorf arası hızlı trene tekrar binmek, tekrar Roma'ya gitmek ama bu sefer Venedik gezisini eklemek,  Oxford'da kitapçı içindeki Nero'da tekrar kahve içmek, gezilecek yerleri belirlemek, tekrar görmek istiyorum..

Yarınlarda ise; orman içine gizlenmiş bir dağ evi, yeşile doyulacak günler var.. Bir de odalar dolusu kitap.. Dinlenecek bir çok şarkı.. Bir hamak, bir fincan kahve..
 
Bütün planlarıma eşlik edense, geçmişten en sevilenlerden : Alanis Morissette - the collection  
 
 



İyi haftalar şimdiden :)

18 Haziran 2010 Cuma

Mozart , Cuma , Huzur , Güneş ve Yaşasın Haftasonu

Bu hafta Mozart dinleyerek geçti, haftaya kattığı anlam hiçbir şeye değişilmezdi.. Sabah Mozart dinleyerek uyanmak, kulağımda melodisiyle günü & hayatı anlamlandırmak..

Dinlerken gözümü kapattığım anda olmak istediğim yer Oyuncak Ev ' in güzel sahibesi ile, kocaman verandaya açılan bir kütüphanede, cam kenarında kahve içip kitap okumak, beğendiğimiz bölümleri yorumlamaktı.. Hava kapalı, belki biraz yağmurlu, belki biraz soğuk..Havaya inat; insanın içini ısıtan bir gülümseme ve sıcacık bir dostluk.. Keyifli bir sohbet.. Nasıl geçti anlaşılmayan zamanlar..  Keşkelerde kalmaması gereken, hayatı renklendiren..

Hafta ortası süprizi ise vazgeçilmezlerimle sinema keyfi.. Açık havada Sex and the City , kız kıza , bol kahkaha ile taçlanmış, gökyüzü bir başka mavi, havuz kenarında mumlar yıldız misali, dostların neden vazgeçilmez olduklarını bir kez daha hatırlatan cinsten.. Işıl ışıl, narin, özel ve anlam yüklü..

Sonunda çok özlenen, hep beklenen keyifli Cuma ya kavuşulduğunda ise; sabahın güneşle selamlanması, biraz deniz kokusu, hafif bir esinti, derin bir nefes.. Ruhun aydınlanması..

Bu aralar şükredecek, iyi ki varlar dediğim ne çok güzel an var, yazdıklarım sadece en özel ve en çok hatırlanması gerekenler.. Hepsi ayrı renkler, hepsi cıvıl cıvıl..

Haftam inişli çıkışlı, çok sesli, güzel bir senfoni, elimde bir yan flüt, gözlerim kapalı, müziğe ayak uyduruyorum.. Birazdan perde kapanacak, biraz mola, pazartesine dek... Sonra kaldığı yerden devam..

Şimdi yapmak istediğim tek şey ise , molanın keyfini çıkartmak, çok okumak, çok dinlenmek ve dinlemek..

13 Haziran 2010 Pazar

Eskilerden..

Niçin fırsatlar kaçtıktan,
Sevgiler yitirildikten,
Ve insanlar öldükten
Sonra anlaşılır değerleri..
Niçin elde tutamadılarımız,
Kabus olur dikilir önümüze,
Anılara sarılırız,
Şahit olduğumuzda bir dostun beklenmedik ölümüne
Ve parmak uçlarımıza dek pişman oluruz
Ona söyleyemediklerimize..

1996

7 Haziran 2010 Pazartesi

Yol ayrımı



İşte bütün mesele bu ;
yol ayrımında, seçimlerimizde yatar başlangıçlar..
Iyi ve kötü arasında..
Bazen savaşasım var, bazen olduğu gibi bırakıp affedesim..
Oysa olduğum yerde kalıp, düşünesim var..

6 Haziran 2010 Pazar

Mecburi ortamlar, yarı kalıcı sakinleri ve yağmur

Yağmurlu hafta sonu, yorgunluğumu, üzüntülerimi damlalarıyla sildi götürdü.
Özlediğim Monica Mollina şarkıları ise ruhumu tamir etti tüm haftasonu, yavaş yavaş, ağır ama emin adımlarla..

Başımı kaldıracak gücü bulamazken, mecburi ortamlarımın yarı kalıcı sakinleri beni görmek istedikleri gibi değil, olması ve görülmesi gerektiği gibi gördüler.. Tanıdılar mı bilmiyorum, önemli de olduğunu düşünmüyorum.. Samimi olduklarına inancım olsaydı şayet, duyacakları farklı olurdu..

Ben geçen hafta aslında bedenim ve ruhumla farklı mekanlarda yaşadım, ikisi birbirinden farklı yerlerdeydi.. Bilmiyorum iyi miydi, değil miydi ama, olması gerektiği gibiydi..

Olunması gereken ortamlarda, sadece konuşulması gerekenleri konuşma oyunu benim yazılı senaryomun provasıydı sanki..  Replikleri binlerce defa okunmuş, inandırıcılıktan uzak.. Ben kendi cümlelerimi ezberden tekrarladım, ezbere bildiğim cevapları aldım..

Gerçek benle uzun uzun konuştuk tüm sessizliklerde, o olması gerekenlerı söyledi, ben uyguladım..  Ruhumun olduğu yerlerde ise, bahçelerden kır çiçekleri papatyalar topladım.. Kararlar aldım, uygulamaya başladım..

Gereksiz tasalarla, mecburi ortamlarla, yarı kalıcı sakinleriyle yormasın istedim hayat, aynı dili konuşmadıklarımın sesi duyulmasın istedim, duyacaklarım iç mevsimime müdahale etmesin, ritmi bozulmasın dedim..

Kalabalık ve karmaşadan uzak , sade mekanlarda, elimdeki kır çiçeklerim içimden geçenler olsun, her dokunduğumda gerçek olacak umudum olsun istedim..

Ben umudumu - kır çiçeklerimi hiç kaybetmedim..