29 Mayıs 2010 Cumartesi

Zor günlerden kalan teşekkür

Mayıs ayının unutulması gereken zor günleri, umuyorum ki ayın bitmesi ile geride kalacak..
Bir önceki yazımı hastane odasında yazmıştım, babam uyurken..  Çok şükür geçti, umuyorum ve dua ediyorum ki bu son oldu..

Hafta hastanede beyazlar arasında, korkuyla, dualarla, dostlarla, ziyaretleri ve telefonları ile , moral bularak ve bir yandan kıymetlime / canımdan çok sevdiğime moral vererek geçerken.. Ben bu zor günlerde bir kez daha tanıştım/ yeniden tanıdım çok değer verdiğim saygı duyduğum biri ile.. Çok ama çok sevdiğim bir dostumun/ iyi ki var dediğimin eşi o, o kadar içten, o kadar samimi, o kadar anlayan biri ki..

Tanıyanlar , birlikte çalışma fırsatı bulanlar hep söylerdi, hepsi de o çok başkadır derdi zaten..
Gerçekten çok başka biri ..
Hatırlanmak istenmeyen anların arasında o kadar hatırlanması gereken bir destek ki..

Tüm dostlarıma ayrı ayrı teşekkür ettim ilgileri, yanımda oldukları için.. İyi ki varlar dedim..

Ama bir yandan bu vesile ile bu zor günlerde desteği ile daha yakından tanıma fırsatı bulduğum dosta burada teşekkür etmek istedim, çok ama çok teşekkür ederim, içtenliği, pozitif enerjisi , duaları, mesajları.. herşey ama herşey için..
Beni kendime getiren mesajları belki de herşeyi, hastane odasındaki havayı bile değiştirdi..

Kendimi çok şanslı hissettiğim bir dönemdeyim yine, şanslıyım ki onları tanıdım, şanslıyım ki onlarla atlattım..

Teşekkür ederim, sayenizde kötü günlerin nasıl atlatıldığını, dostların kıymetini, sağlığın önemini, bir mesajın herşeyi değiştirebildiğini, aile olmanın gücünü, gülümsemenin değerini bir kez daha anladım..

27 Mayıs 2010 Perşembe

uyanmak istíyorum...

Suyun altında nefes almaya çalışmak gibi uyanmaya çalıştığım kabuslarım...
Uyanmak istiyorum..
Sabah olsun, korkular geçsin, hayat devam etsin istíyorum...
Beyaz odalardan çıkış duası bu, beyaz odaların içinde kalması gereken anlara sahip..
Uykular böyle geçecekse eğer, geçmesin, uyumayalım..
Hep gündüz olsun, etraf hep aydınlık..

23 Mayıs 2010 Pazar

Yağmur sevmez benim pisicim..

Yağmur sevmez, ıslanmak istemez..
Kendi dünyasına kapanır, hava kapadığında.. Yağmur gelmesin ister..
Görür , bilir geleceğini, ama görmezden gelir..
Anlar ama anlamamazlıktan gelir..
Akıllıdır benim pisicim, yağmur sevmez, soğuk istemez..
Gözünü kapattığında, herşey biter zanneder..
Bitmezse eğer;
Bir an gelir, herşeyi bırakır gider..




22 Mayıs 2010 Cumartesi

Çocuklar gülsün, nolur..

Onlar sadece gülsün.. Gözleri ışıldasın yeter.. Bir şey söylemelerine veya yapmalarına gerek yok.. Teşekkür etmesinler, gülümsesinler içten, yeter..

Biz çocukları sevindiriyoruz, Dilovasında küçücük yürekleri ile bizi ısıtan, sıcacık gülümsemeleri ile bizi ve günümüzü aydınlatan 70 güzel gülen yüz..


Paylaşmak istedim çünkü şimdi onları siz de sevindirebilirsiniz..
Katılmak isterim demeniz & yorum yazmanız yeter..

Bir peçete veya bir magnet satın alarak destek olabilir, onarılması gereken okul bahçe duvarının yapılmasına katkıda bulunabilirsiniz..

21 Mayıs 2010 Cuma

Ve işte başlıyoruz..

Kısa bir süre yok oldum, izledim, biriktirdim, hissettim , geri geldim..

Özlediğim vapur sefamı dostlarla, kalabalığını özlediğim Eminönünü tek başıma , içtenlikle selamladım..
Mısır çarşısında turist gibi gezip, usulca güneşe gülümsedim, kapalıçarşıya dostlarla yol aldım..

Kalabalığın arasında kendime yol bulmaya çalışırken gözümü kapattım, derin bir nefes aldım, zamanda yolculukta; 6 yıl önceki beni gördüm, o günlere döndüm..

Elimde üniversite kitaplarım, yine aynı ; esnafın & kalabalığın sesi, yine aynı emin adımlarla yanımdan geçip gitti.. Aynaya baktım, değişmemişim, zaman hiç geçmemiş, içim kıpır kıpır..

İlk defa kapalıçarşıya geldiğim gündeki gibi...

Özlemişim, söylenebilecek , hatırlanacak en güzel anılarımla..

Güne & zamana döndüğümde dostlarla keyifle gezerken, İstanbul' u yeniden ve aynı heyecanla fakat farklı bir gözle keşfettim, turisttim, dikkatle inceledim, hayran oldum bir kez daha, hüzünlendim, sevindim..

Karmakarışık duygularla tramvay a binip rotamızı Beyazıttan Karaköye çevirdiğimizde durakta 6 yıl önceki halimi tekrar gördüm, elinde yine kitaplar, bu sefer etraftan kendini soyutlamış, saate bakıyor, bir yerlere yetişmeye çalışıyordu.. Gülümseyip yanından geçtim.. Bir yanımın hep orada olacağını , orada yaşamaya devam edeceğini biliyordum..

Tünelden çıkıp İstiklale adım attığımda İstanbul bir günde biter mi dedim , zaman çok olsun doya doya gezmek istedim..

Markizde İstanbulu bir kez daha sevdik dostlarla, Çukurcuma' ya çabucak geçmenin heyecanı ağır bastı, çaylar, kahveler içildi tatlılar hızlıca yendi, hızlı adımlarla yola konuldu ve işte Çukurcuma, hem eski hem yeni, zamana yolculuk gibi.. Bir parça pembe, bir parça gri.. Hem gelecek hem geçmiş gibi..

İstanbul en güzel yürüyerek yaşanır bir kez daha anladım Çukurcuma dan Tophaneye indiğimizde..

Her köşe başında, her sokakta ayrı bir hayat, ayrı bir heyecan.. Hepsi yaşanabilir mi, hepsi keşfedilebilir mi acaba?

Her defasında İstanbul'a aşık olunabilir mi?

İstanbuldan başka bir yerde yaşayamayacağını bir kez daha anlamak insanı bu kadar mutlu eder mi?

İstanbul'a , teşekkürlerimle.. ( Sıla - Bana biraz renk ver )

14 Mayıs 2010 Cuma

Cheese Cake , Filtre Kahve ve kendini Cuma zanneden Perşembe...

Kendini Cuma zanneden yorgun Perşembe' den merhaba..

Öğleden sonra ödülü filtre kahve ve cheese cake eşliğinde geri sayım başladı, havanın güzelliğine inat zaman hızlı adımlarla ilerliyor.. Yapılması gerekenler ve yetişilmesi gerekenler yarış halinde.. Karmakarışık..

Hava ruh halimi yansıtıyor, sabahları güneşli ve umutlu, öğleden sonralar neşe dolu, akşam serin, yorgun..
Gün yoruyor sonlara doğru..

Bir sürü yapılacak iş, gidilecek yer, görülmesi ve izlenmesi gerekenler var, hayat bu değil...

Hep bir koşturmaca kapanının içine sıkışıp kalarak hayat geçmez ki??

Hep öncelikler benim istediklerimin dışında ilerlerken, zamana yetişme çabası içinde ömür geçer mi??

Önceliklerim farklı benim, beklentilerim farklı..

Huzur istiyorum, telaş değil.. Zaman istiyorum, acele yetişmesi gerekenleri değil.. Bir kere gün 24 saatten uzun olsun istiyorum, daha geniş zamanlar lazım bana..

Her saate baktığımda; geçen zamana yazık diyorum, bu zamanlar en güzel zamanlar, dışarı çıkıp güneşin tadını çıkarmak varken, bu telaş neden..

Anlamıyorum, anlayamıyorum.. Her istediğimi , istediğim an gerçekleştirebilme lüksüne sahip olmak istiyorum.. Anı dilediğimce yaşamak, sınırlandırmamak, ertelememek istiyorum..

Yorgun perşembenin zamana isyanındayım, her zamanki gibi hızlı geçmemesini istiyorum..

Zaman.. Biraz daha zaman istiyorum..

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Havalar güzelleşti, benim yaz(ım) geldi

Havalar ısındı, içim kıpır kıpır.. Bir yandan sonu olmayan tatil planları , bir yandan denizin üstünde sırt üstü uzanıp gözlerim kapalı saatlerce kalma isteği..

Deniz Kum Güneş üçlüsünü bu yaz farklı mekanlarda ziyaret ve hamakta harcanacak kelebekler zamanı..

Dertsiz, amaçsız, sahilde uzanıp hiç kalkmamak..

Tek bir soru bölebilir bu eşsiz anı :
-Bir portakal suyu daha ister misiniz??
-Evet, bol buzlu olsun lütfen :)

Benim tatil(im), benim yaz(ım) geldi.. Ve korkarım bu yıl bu istek hiç bitmeyecek..

Heyecanla valiz hazırlamak, tatil için gün saymak, okunacak kitaplar seçmek, tatile özel playlist hazırlamak, sandaletler, parmak arası terlikler, rengarenk havlular, bikiniler, güneşlenmek, denizde serinlemek, yüzmek, uyumak, bitmesin nolur demek, dönmek istememek..

Okurken sizin de tatiliniz geldi değil mi? :)

Keşke hep yaz  ve istediğimiz zaman tatil olsa..


10 Mayıs 2010 Pazartesi

Onlar yaratıcı olanlar ve bence izlenmesi gerekenler

Alice in Wonderland mi dedi biri? İçimizde barınan iki karakterle tanışma vakti mi geldi?
Öyle bir adres ki; B(ego) & Burcu' dan tavsiyelerle; dinleneceklerle , izleneceklerle dolu..
Eğlenceli & heyecan verici!


Ve bu adres de öyle bir adres ki ; özel hediyelerle, yaratıcılıkla dolu..


Benim kendime ait bir bebeğim var.. Geçen yıl çok sevdiğim bir dostumun düğününde gelin çiçeğini kapınca hediyem, bana özel bebeğim böyle özel ve mesaj dolu oldu, tanıştırayım , bu benim bebeğim, bu bebek benim..

Neden sizin de olmasın? :)


Güzel bir hafta dilerim..


9 Mayıs 2010 Pazar

Anlatılmaz, yaşanır..

Öyle bir hafta sonuydu ki, içinde tüm özlenenleri barındırdı..
Çok güldüm, çok eğlendim, çok gezdim, çok öğrendim, çok yaşadım , tadını çıkardım, dolu doluydu, çok çocuktum, çok mutluydum..
Özgürdüm, kanatlarım vardı sanki, gözüm hep gökyüzünde..

Haftasonu bitse de ruh halim değişmedi, haftaya enerjik başlamanın en güzel yolu, hakkı verilmiş haftasonudur bence..
Haftasonu anlatılmaz yaşanır ama az da olsa hissi tarif edilmeliyse, benim için budur :


Anneler günü ise bu haftasonuna yakışan en anlamlı gündü bence, ailece bir arada yapılan brunch ve annemle doya doya pazarın tadını çıkarmak..
İyi ki varsın annem, iyi ki birlikteyiz..




4 Mayıs 2010 Salı

Çok Özledim..

Üniversite yıllarımı, dertsiz tasasız günlerimi, vapur sefalarını, taksim kaçamaklarını, bilardo oynamayı, güneşin tüm gün tadını çıkarmayı çok özledim..

Vakit öldürmeyi, sabahlara kadar kitap okuyabilmeyi, istediğim saatte kalkmayı, anlık kararlarla günümü şekillendirmeyi, istediğimi istediğim anda yapabilme özgürlüğümü, ders kırmayı, dostlarla uzun uzadıya muhabbeti, zaman sınırı olmamasını.. çok özledim..

Her günü tatil ilan etmeyi, sorumluluk taşımamayı, saatlerce sohbet etmeyi, eh hadi artık eve gidelim demeyi, yarın ne yapsak acaba sorusuna 50 tane cevap bulup, sonra alternatifleri günlere yaymayı, üniversite bahçesinde çimlere uzanmayı, vapura son dakika yetişmeyi... çok özledim..

Üniversite arkadaşlarımlaydım bugün... Her ay buluşuruz, mezun olduğumuz günden bu yana geçen zamana inat, her buluşmamızda daha da kenetleniriz birbirimize.. 6 sene oldu mezun olalı, zaman su gibi akıp geçmiş, anlamamışız bile..

Gerçek dostluk bizimkisi, iyi günde kötü günde.. Hep anlatacak birşeyler bulan 5 çocuğuz hala.. Hayat bizi farklı alanlara sürüklese de...

Bugün düşündüm de, hiç değişmemişiz birbirimize karşı.. İyi ki varlar dedim içimden... İyi ki büyümemişiz dedim bir de..

Büyüsek hayat daha zor olurdu, bu kadar eğlenemez, buluşmalarımız için bu kadar heyecanlanamazdık..

Buluşma maillerimiz kısa ve net olur, görüşmek üzere mesajı ile sonlanırdı.. Oysa bizimkiler bitmek tükenmek bilmeyen maillerle dolu, hep verecek bir cevap, hep bir ekleme..

İyi ki varlar , hayatımda hep olmalılar ve biliyorum hep olacaklar.. Yılların eskitemediği dostlar onlar..

2 Mayıs 2010 Pazar

Yeter - mi yetmez

Haftasonunu özetleyecek şarkımı buldum..
Bu kadar neşeli, bu kadar kıpır kıpır, bu kadar güzel bir haftasonuydu..
Hava güzel olduğu için uykudan vazgeçildi, güne erken ve yarı kapalı gözlerle başlandı, dost sohbetiyle gün aydınlandı, gezildi, kahkahalar havada uçuştu, güneşin tadı çıkartıldı, hiç bitmesin dendi, yine bitti, geri sayıma başlandı, planlar yapıldı..  

Yeter mi yetmez, canlandım , canlandım :)

Yeni hafta, haftasonu tadında, havasında, keyfinde olsun, hepiniz için..


Fatima Spar und die Freedom Fries - Bosa Noga Dinlemeli :)

yollarda ... ayakaltı düztaban
açmışlar birer birer bana gülümsediler
şeffaf gümüş sisli sular
kokulu dar sokaklar, fıkırdar durur tenim
inanıyorum her yerim
du day du da du day du da
yeter - mi yetmez
canlandım canlandım
üşümüştüm - ısındım
solmuştum - doğruldum
güneşi yola yola, yaz başı yakınlarda
bahar geldi kapımıza, hey merhaba
içime doğa doğa, duydu beni bir anda
bahar geldi kapımıza, hey merhaba
coşkun pınarlar akar, şafak ... sisli sular
fikirler filizlenir, hadi umut yuvarlan
ekşimiş eskileri; hücreler yeniledi
tüyden hafif ben oldum
tırtıldım kelebek oldum
du day du da du day du da
yeni midir bilmek
canlandım -canlandım
darılmıştım - solmuştum
dilsizdim - açıldım
güneşi yola yola, yaz başı yakınlarda
bahar geldi kapımıza, hey merhaba
içime doğa doğa, duydu beni bir anda
bahar geldi kapımıza, hey merhaba