27 Nisan 2010 Salı

Yeni güne gülümseme

Yeni gün yeniliklerle geldi..

Sabah Ayo ile uyanmak haftanın günümün ilk saatlerini taçlandırdı.. Kendime inanamadım bir an..

Aklımda Mevlana ' dan ;

Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol,
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevâzû ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi ol !

Gün boyu düşündüm durdum bu zamansız dizeleri.. Ait oldukları bir zaman diliminin olmaması ve her zamana her insana hitap edebilme halini..

Bir kez daha aynaya baktım..

Bir kez daha gördüm bugün, meğer ne kadar safmışım, kendime bir dünya yaratıp içinde kalakalmışım..

İyi niyet imparatorluğumda herkesi kendin gibi bilmek, her sözü doğru zannetmek..

Kabul ediyorum , ben safım, başkaları değil..  Ve böyle bir durumda; saf olduğun ispatlandığında, nasıl farkedememişim dediklerinde, artık yapacak tek bir şey var; gülümsemek..
Hayat her gün yeni bir şey öğretiyor.. Yine de.. Mutluyum..
Kör de olsam, apacık yalın gerçeği göremesem de.
Ben buyum, hala içimde küçük bir çocuk elinde oyuncakları , hala iyi niyetli.. Hayatın getirdiklerine inat, değişmiyorum.. İçimdeki çocuğun büyümesine izin vermiyorum, onu dinliyorum, onu izliyorum..

Gülümsüyor ve söylüyor.. Come to the, come to the world


Hindi Zahra - Beautiful Tango (siz de dinleyin)

















İyi niyet imparatorluğumdan sevgilerle..

25 Nisan 2010 Pazar

3 günün özeti

Güzel geçen 3 günün ardından;








http://fizy.com/#s/18v9le
Ayo Joyful albümünden These days





Güzel  güneşli bir hava, tatil, dinlenme, Moda'da gün batımı, dostlarla keyifle ve nasıl geçtiği anlaşılamayan zamanlar, Ayo - Joyful albümü, sıcacık bir gülümseme, geç uyanmalar, uykuya doyulan sabahlar, telaşsız kahvaltılar, upuzun kelebekler zamanı, huzur ve en güzeli ailem..

Bir de yeni haftayı heyecanla bekleyiş..

Bu hafta herşey farklı olacak..

17 Nisan 2010 Cumartesi

Kitaplarım ve ben

Haftasonu evde olmak, kendimi dinlemek iyi geldi. Kitaplarımla kurduğum gizli bağa dönüp, sevdiğim satırları tekrar tekrar okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile..
Kişisel gelişim kitaplarını sevmem fakat; şubat ayında d&r da imza gününe denk geldiğim Evrendel Torpilim var kitabını, bir arkadaşımın yoğun tavsiyesi üzerine almış, kütüphaneme koymuştum.. Ara ara okuyup kenara kaldırdığım kitabımı sonunda bitirdim, kişisel gelişim kitaplarını seven herkese tavsiye ederim, yalın bir dille anlatılmış olmasını, cümlelerde yazarın samimiyetini bulmayı sevdim.. Keşke okuduktan sonra imza gününe denk gelseymişim..

Bir yandan da idefix ten sipariş edip bir hafta heyecanla beklediğim kitaplarımdan İskender Pala Mevlana yı okuyorum.

Yaydan fırlayan ok gibidir ağızdan çıkınca bir söz. Ve hiç geri dönmüş değildir atıldıkta sonra bir ok. Seli başından bağlar ileriyi gören kişi. Ve geçtiği yerleri harap eder baştan bağlanılmayan sel. Ne tükenmez hazinesin sen ey dil ve ne devasız bir dert!
 Dili kontrol edebilmek Mesnevî I,b.1724-1726


Dünya harmanında buğday toplayıcılarıyız biz;
fakat kaybolmada bütün topladığımız buğdaylar.

Aklımızı başımıza aldığımz yok hiç.
Anlayamıyoruz nedense azalan buğdayın ambara giren fareden,
şu düzenbaz fareden olduğunu…
Fare ambarımızı delmiş…Ve hile harap etmiş buğdayımızı…
Ey Hakk’ı isteyen can!
Öncelikle kurtulmanın çaresini ara ambara giren şu fareden de,
sonra buğday toplamaya çalış..

Ambardaki fareler Mesnevî I,b.377-380
(Hz.Mevlana burada buğdayı”güzel huylar,gönül huzuru,güzellik ve iyilikler”,ambarı “beden”,areyi de “nefis ve arzular” için birer sembol olarak kullanmıştır.) 
 
Her okuduğumda bu kadar anlam yüklü olmasına hayret ediyorum, şiddetle tavsiye ederim..

9 Nisan 2010 Cuma

Korkularla yüzleşmek

Söz vermiştim, tatil dönüşü artık kurduğum cümlelerde hayatımdan kesitleri paylaşmaya..

Tatile gitmeden şartların ve planların değişmesine adapte olmaya çalışırken , tatile gidiyor olmanın heyecanını yola saklamıştım, son dakika bir problem çıkarsa üzülmemek için.. Valizimi bile son gece hazırladım.

Korktuğum olmadı, problem çıkmadı, keyifli tatilimiz havaalanında buluşmamızla başladı.

Kendimi şanslı hissettiğim, iyi ki varlar dediğim dostlarla yola koyulduk, ne uykusuzluğum, ne stresim ne de korkularım kaldı.. Onlarla her yer güzel olurdu, her tatil keyifli geçerdi biliyordum.

Keyifle, kahkahalarla geçen dört güzel günün ardından, uçağa binerken içim kıpır kıpır hadi eve dönelim heyecanım vardı.. Özlemiştim.. Tatili anlatıp güzel günleri paylaşmanın sabırsızlığı içindeydim..

Döndüğümde beni karşılayacaklardan habersiz..

Hastanede geçen 5 günden bahsetmemeye kararlıyım, anlatıp tekrar yaşamak, tekrar korkularımla yüzleşmek istemiyorum, çok şükür geçti, atlattık diyorum.. Canımdan çok sevdiğim, kıymetlim , herşeyim, annem düzeldi..

Dostların desteği, zor günde yanımda olanlara teşekkürümü ifade etmek için kelimelerim yetersiz kalıyor.. Sağol kelimesinin anlamını hiç bu kadar derinden hissetmemiştim, hepsi sağolsun.. Duaları, içtenlikleri, ilgileri, ziyaretleri, telefonları ile moral bulduk..

Çok şükür geçti..

Geri dönmek istediğim zamanlar olduğu gibi, hayatımdan silmek istediğim zamanlar var.. Tatilim hep geri dönmek isteyeceğim zamanlar arasında, hastane ise silinsin dediklerimden.. Ne traji-komik ki ikisi de aynı haftaya denk geldi.. İnsan bir an çok mutlu, bir an tarifsiz bir korkuya bürünebiliyor..

Tatil fotoğraflarına bakarken üstünden aylar geçmiş gibi hissettim, oysa döneli bir hafta bile olmadı.. Hayat ne garip..

Şu an tek isteğim bu haftanın bitmesi.. Sanki pazartesi olunca herşey sıfırdan, yeniden başlayacak gibi.. Üzerinden vakit geçince hiç yaşanmamış gibi olabilse keşke..

Hayat iyisiyle kötüsüyle yaşamaya değer, bir de böyle korkutmasa eminim daha da güzel olacak..

Not: Oyuncakevin güzel sahibesi, kelimelerin büyülü prensesi, umarım yazdıklarım sana söz verdiğim gibi olmuştur..

Güzel bir hafta sonu dilerim,bir de kendi adıma çabucak geçip bitmesini.. Hayatımda zamanın hızla akıp gitmesini,  hiç bu kadar istememiştim.


Vazgeçmek

Vazgeçmek dediği yok saymak olsaydı eğer,

Çok değil, bir rüzgar yeterdi silmeye izlerini,

Eğer olsaydı gerçekler, hayallerin çizdiği tabloya karalar bağlatan,

Bir daha ihtiyaç duymazdı renklere, boş tuvallere yazardı sonsuzlarını..

Sislere gömülmek kolaya kaçmak değil, varlığı yok saymak olsaydı,

Bir daha çıkmamak üzere kaybolur arasında, neden demezdi bir daha, arasına karışır, sonsuzu arardı..



Vazgeçmek yeniden başlamaktır hayata, yeni güne yine uyanmaktır..
İster güneşli, ister yağmurlu olsun, inadına iç mevsimi hep baharda tutmaktır..
Ben baharda kaldım, ne ilk ne son,
Sonlar hep başlangıç, başlangıç benim için hep bahardır..