27 Mart 2010 Cumartesi

Hoşçakal

Ben hiç 'Hoşçakal' demedim..
Diyemedim bir türlü, kelimelerimde yok benim..

Veda ve hüzün yüklü geldi hep, veda ve hüzünle gitti belki de..
Bir çırpıda, bir nefeste..

Ben hiç Hoşçakal diyemedim,
Gidersin dönmezsin diye belki, belki de ben bir daha dönemem diye..

Hoşça kalmanı istemediğimden değil, hoşçakal a yüklediğim anlamdandı nedenim, bilirim...

Oysa ne kadar mana yüklü bir kelime, barınamadı benimle, içinde veda saklı zannettiğimden belki de..

Ben onun yerine Hoşgeldini sevdim, anlamını, içinde barındırdığı hafif esintiyi, yüze yerleşen gülümsemeyi...

Hep hoş gel istedim belki, ya da her dediğimde hoş haberler getirmesini..

Hoşgeldin bahar, sen de diğerleri gibi, hep burada & hep benimle ol, tüm sevdiklerim gibi..

18 Mart 2010 Perşembe

Kelebekler Zamanı

Sırt üstü uzanmışım çimlere, ellerim başımın altında kavuşmuş, gözlerim kapalı..
Havada deniz kokusu,  kulağıma gelen dalga sesi...

Gökyüzü masmavi, içimde bir huzur, aklımdan yapılması gerekenler kovulmuş, ikinci bir emre kadar dönmemek üzere...

Yarın olacakları biliyorum, ve ondan sonrasını ve ondan çok daha sonrasını...

Hayatın ne getireceğini umursamadığım anlardan biri bu, dünya yansa yıkılsa, şöyle bir kalkıp etrafa bakmayacağım nadir anlardan biri...

Hayata ayak uydurmamak, kendi zamanını kendin yaratman gerek diyenlere katılıp,  Kelebekler denen zamanlar yaratmak lazım dedim birden...

Benim zamanımın adı bu, Kelebekler zamanı...

Amaçsız, keyifli & boş geçen , sadece kendini dinlediğin zamanlar...

Kendini arada bir dışarıya kapatıp, beynin tatil ilan ettiği, çalışmayı düşünmeyi bıraktığı zamanlar...
Kelebekler zamanı, ömrü kısa zamanlar...

Yaşaması keyifli, hayattan  ve koşturmacadan bağımsız zamanlar...

Kelebekler zamanı, kendinle başbaşa kaldığın , kendini huzurlu hissettiğin, telaştan uzak zamanlar...

Ömrü kısa, hissi uzun zamanlar...

16 Mart 2010 Salı

Bir parça mavi & bir parça gri

Hüzündü onun rengi.. Renkler arasında en çok onu sevdi...

Çok değildi, ya da zaman nasıl akıp geçti bilemedi.. Tek istediği bir parça mavi, belki yanında bir parça gri..

Hüzündü rengi, hiç birşeyi sevemedi, onu sevdiği gibi..

Mavi umuttu, güzel günlere işaret, inadına isyandı bir zaman, çok değildi..

Gri ise o gitti gideli herşeydi, baktığı her yer, gördüğü herkes gibi..

Hüzündü onun rengi, bir parça mavi, yanında bir parça gri..

Yüzünde yılların, geçmişin sayfalarında siyah beyaz fotoğraflarla eskitilmiş mazinin izleri,

Duvardaki saat zamana değil, anılara nöbetçiydi..

Çizik dolu plaklar, kenarı yanmış fotoğraflar, küf kokan sandığından kıymetli,

O bir tek griyi sevdi, anılarının hepsi gride gizliydi..

2 Mart 2010 Salı

Huzur kocaman bir gülümsemedir, gelip aniden kapınızı çalar..

Neden aramaya gerek yok hayatta, mutlu olmak , huzurlu olmak için..
Küçük şeyler yeter..

Benim için hayat ayrıntılarda gizlidir zaten..
Son 3 gündür ayrıntım ise Soha'nın  D'ici et d'ailleurs albümü..
Her dinlediğimde mutlu olduğum, tekrar tekrar dinleme isteği uyandıran şarkıları, tam anlamıyla güne güzel başlama rehberi ..

Her dinlediğimde gülümsetti, her dinlediğimde gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldırdı, içimi huzurla doldurdu..

Huzur kocaman bir gülümsemedir, gelip aniden kapınızı çalar, sizi sevindirir..

Beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkar, tıpkı benim karşıma çıkan Soha gibi ..