30 Aralık 2010 Perşembe

2010 sona ererken dileklerim..

Tatlı cadımla boyu kadar ağacını süsledik.. Koşa koşa gidişim mi, yoksa onun beni çığlık çığlığa karşılaması mı anlatabilir aramızdaki bağı, bilemedim.. Ve bir de tabi ki bakışı, gülümsemesi.. Yanı başınızda an be an takip edebildiğiniz bir çocuğun büyümesi çok heyecan verici.. Ona endekslenmiş bir çok hayatın arasında, benim için o; ilk göz ağrısı, bitanesi, kıymetlisi.. Beni gördüğünde bu kadar sevinmesi, beni kendine arkadaş görmesinden belli ki.. Özel bir çocuk, ya da bana öyle geliyor.. En tatlı, en komik, en eğlenceli, en sevecen o.. Bir yanım onunla çocuk, bir yanımsa onunla büyüyor, onunla ağlıyor, onunla gülüyor.. O da beni büyük olarak görmüyor.. 2011'de ve sonrasında an be an onun büyümesini keyifle izlemek dileğim.. Bir de her gün onu daha da çok sevmek, onunla hep katıla katıla gülmek..

2010 beyaz odalardan çıkış dualarıyla geçti ya, 2011 de sadece iyi haberlerle hastaneye gitmek dileğim..

Yeni yıl sağlık mutluluk başarı huzur getirsin, sevdiklerimizle geçecek güzel bir yıl olsun.. Kötü haber hiç olmasın, çevremizde hep güler yüzler olsun..

Benden uzak kalsın dediklerim hep uzak olsun.. Hayallerimiz gerçek olsun..

2011'de herşey gönlünüzce olsun, Yeni yılınız kutlu olsun ..

26 Aralık 2010 Pazar

Ne mi lazım?

Yüksek tavanlı bir daire lazım.. 3 oda 1 salon.. Az eşya.. Tavandan yere kadar cam lazım, bir de fransız balkon.. Önüne sadece saksılar sığacak kadar..

Bir oda komple kitaplık olması lazım.. Kitaplar rengarenk sıralanmış, duvardan duvara, yerden tavana raf.. Bir de rahat tek kişilik koltuk, önünde bir puf.. yanında bir sehpa, üzerinde kahve.. Kahvenin mis gibi kokması lazım..

2011 de bana bu  görüntü lazım =)

25 Aralık 2010 Cumartesi

Kısa bir mola

Oradan oraya savruluyoruz, gün yeni ne haber ile doğarsa ona göre şekilleniyor.. Herşey çoğu zaman başladığı yere dönüyor.. Tüm bunların arasında; tesadüfen, öyle bir şarkı karşıma çıktı ki, melodisiyle beni alıp bambaşka yerlere götürüyor.. Anthony and the Johnsons -Kiss my name ( dinlemek için )
Nasıl olsa her şey yine başladığı yere dönüyorsa; bari bu keyifli melodi ile dönsün..

22 Aralık 2010 Çarşamba

Hastane günlükleri

Hastanede geçen 4. gün.. Kendi aramızda gülmeye başladık artık.. Hemşirelerin kod adları var, suratsız, çok konuşan vs .. Çocukluğumuzda çok fazla Şirinler seyretmenin getirdiği garip ve bence çok eğlenceli bir gelenek.. Uykucu Şirin, Huysuz Şirin gibi .. Suratsız Hemşire, Asabi Hemşire, Deli Doktor, Huysuz Hasta..
Benim canımın içi de hastanenin 4. gününde artık Huysuz Hasta seçildi.. Doktor azarlar, hemşire kovar oldu.. Yarın onu görmeye giderken özel bir sertifika hazırlayacağım.. 'Hastanemizin Huysuz Hastasına teşekkürlerimizle , bir daha hiç gelmemeniz, sağlığınızın hiç bozulmaması dileklerimizle' yazılı =)
Çok sıkıldı, canı yanıyor biliyorum, anlıyorum.. Odasının o huzursuz havasını bozmak için; bambaşka şeylerden bahsediyorum.. Pek ilgilenmiyor.. Twitter dan tweet atıyorum.. Gülüyor.. Bir yandan Aidasalem de bizim hastane odası muhabbetlerimize tweeti ile katılıyor.. (Teknolojinin bizi ayrı mekanlarda olmamıza rağmen biraraya getirebilmesini seviyorum..)

Ben bu nasıl bir yıl diyorum, o hastane odasında olmasına rağmen, güzel bir yıl , birçok dileğim gerçek oldu diyor.. Ben sağlık açısından bakıyorum, 2010 Sağlık Bilançosunda; Mart ayı kazalarla başlamış, Nisan  hastane günlükleri ile devam etmiş sonra Mayıs sonu Haziran başı  hastane günlüklerine geçmiş, Aralık ayında da canımın içinin hastane günlükleri ile bizi bulmuş.. 

Tabi tüm bunların arasında Susan Miller 21 Aralık büyük gün demiş.. Hiçbir şey olmamış derken, Hemşirenin odayı basıp kibarca kovması ile ben de tarihe geçen ziyaretçi oldum sanırım.. Nasıl mı? Yatağın üstünde otururken, gözlerimi kocaman açıp; Burhan Altıntop klasiği bir replikle hemşireye : ''Ben aslında yoğuuummm'' diyerek .. Tabi buna hemşirenin bakışı da eklenince en çok canımın içi güldü..

Hadi çabuk iyileşsin, onu çok özledim..



21 Aralık 2010 Salı

Bayılıyorum ..

Kendini akıllı sanıp geri kalanın tamamını aptal yerine koyanlara,
Adam kullananlara, kullandığını zannedenlere,
İşine gelince konuşanlara,
İşi varsa güler yüz gösterene,
İşi olmayınca tanımayana,
Söylediği yalanlara herkesin inanacağını sananlara,
Olmayanı var gösterenlere,
Kendini övenlere,
Hiç kimse anlamıyor zannedip, kendini komik duruma düşürenlere,
Kötülüklerini sakladıklarını zannedenlere bayılıyorum..

Tebrik ediyorum ve gülüp geçiyorum..  Hayat siz olmadan da olurdu..

20 Aralık 2010 Pazartesi



Z. kendi havasında, ne yaptığı belirsiz.. bir adım ileri iki adım geri.. Biraz rutin, biraz durgun.. Tam yokoldu derken bir anda beliriveren cinsten.. Belki biraz; ne yardan ne serden..

N. Hayattan kopmuş.. Varlığı ile yokluğu bir.. Nefes aldığı bile şüpheli.. Uzak ama yakın, var ama yok.. Sahte samimiyet ve ilginin arkasına saklanmış, oysa odak hep başkaymış..

M. ise dünyası durmuş.. Herşeyi bir yana koymuş.. Z ve N nin oyununa katılmış, kolaya kaçmış, anlamamazlıkları oynuyor, bazen hayat kolaya kaçıyor..

M. yanlışa meyilli, bile bile hata yapmaya istekli, anlayışı kayıp, ruhu fırtınalı.. Hata üstüne hata, yanlış üstüne yanlış yapası var.. Kuralları yıkası, etrafı altüst edesi var.. Ama en çok Z ve N ye aslında aynada baktıklarında yüzlerini görmelerinin ne kadar zor olacağını gösterme isteği var.. Sahte sözleri ve maskeleri arkasında, bilseler keşke, aslında bir hiç var..


19 Aralık 2010 Pazar

Bu yıl bana yaramadı diyorum.. Anlatamıyorum..

Herkes görmek istediği yanını görüyor..
Evet, 2010 da bol bol tatil yaptım, çünkü her tatil sonrası veya öncesi onu unutturacak, etkisini silecek bir şey çıktı..
Ne uğursuz bir yılsın sen 2010 ben anlamadım, bu yıl beyaz odalardan çıkamadım..
Buna da şükür! Daha kötüsü olmasın ( nolur ) diyorum , bir yandan da ( artık ) bu son olsun istiyorum..
2010 düş yakamdan !!, bütün tatsız günlerin & gecelerin ve hastalık & üzüntülerinle..
Artık seni istemiyorum..

Not: 2011 e son 12 gün, beklentim büyük, söylemedi deme..

İyi haftalar, iyi pazarlar, veya her ne ise..

16 Aralık 2010 Perşembe

In other words..


Gülümsemek güzeldir..

Tek ihtiyacım olan, görmek istediğim bir sürü gülen yüz.. Gerisi boş.. Bunca karmaşanın arasında, günler birbirini takip eder, her yeni gün beraberinde büyük - küçük sorunlar getirirken, ve ben sürekli birilerine, birşeylere yetişmeye çalışırken, gösterdiğim güleryüzün yansımasını görmek istiyorum..

Eğer göremeyeceksem asık suratlı yüzlere bundan sonra bakmayı reddediyorum =) Bu kadar mı zor canım, güler yüze karşılık vermek ??

Bir de; kişiye özel not..
Vereceğin mesaj ne olursa olsun, kullandığın kelimeleri özenli seçer, doğru ifadeler kullanır ve güler yüz gösterirsen , mesajın daha iyi algılanır, gerçekleştirmek için çaba gösterilir.. Bilgine.. İlk defa duymuş gibi davranmana şaşırmayacağım..
Sevgilerimle
Milagros

15 Aralık 2010 Çarşamba

Hayallerimi yıktın, çok da iyi yaptın..

=)

Hayallerimi yıktı, ve buna bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmemişti..

Dahil olduğu bütün hayalleri sildi bugün, varlığının ne kadar anlamsız olduğunu gösterdi.. O olmadan hayallerin daha güzel olacağını gösterdi.. İki yabancı olduk, yabancı olduğumuzda sempati kazandı gözümde..

Bazıları hayatın dışında, davulun sesi uzakta güzel..

Hayallerimi yıktın, bana yapabileceğin en büyük iyiliği yaptın.. =)

14 Aralık 2010 Salı

Of ya da Off =)

Yoruluyorum, hafta ayrı, ay ayrı, yıl sonu ayrı yoruyor.. 2010 çabuk geçti diyemem, iyisiyle kötüsüyle, sonu geliyor ve ben heyecanla 2011 i bekliyorum.. Stresi, telaşı, yılı kapatıyoruz derken de; 2011 hayallerimi işte bu şarkı ile kuruyorum.. Monica Molina - Como el aire

Monica Molina nın ilk dinlediğim, en çok sevdiğim, sayesinde bütün albümlerini indirip, hepsini ayrı sevip, yeri en özel olan, dinlemekten sıkılmadığım şarkısı..
Her dinlediğimde yıllar öncesine gidiyorum.. Marmarisle başlayıp, Fethiye, Kalkan, Kaş  sonrasında Antalyada sona eren bir haftalık keyifli tatilimizdeki huzuru tekrar buluyorum.. Güneşe, denize doyduğum günleri hep bu şarkı ile hayal ediyorum.. Havalar soğudu ya, ben her zamankinden daha çok tatili, denizi, kumu , güneşi , yaz tatillerimi özlüyorum..

Ben bu iki gündür of durumundayım, ya da off modundayım, yorgunum, ama bu şarkı ile modumu değiştiriyorum... Kış çabuk geçsin bitsin, nolur, ben yaz gelsin istiyorum =)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Cumartesi - Lounge - Earl Grey - Dağ Evi

Bu cumartesi sabahı, huzura günaydını ekleyerek başladı, lounge ile devam etti.. En sevdiğim müzik tarzı olmasının yanı sıra, tüm gün elde çay favorim Earl Grey, bir diğerinde kitapla; Lounge huzur verir, ilaç gibi gelir.. Benim için en kıymetlisi, en dinlenilesidir.. Kütüphaneden Aralık 11 in şanslı kitabı ise filmini henüz izleyemediğim; Ye, Dua et, Sev seçilir.. Önce kitabı okunacak, sonra dvd si izlenecektir..

Gün öyle keyifli sürüp giderken, cam kenarında, dışarıyı seyretmek, sonunda beklenen soğuğu hissedip ürpermek, 2010 bir bitse demek , 2011 için dilekleri belirlemek, sohbet etmek, hayal kurmak ayrı keyiflidir..

Nasıl mı? Şimdi bir dağ evinde olmak mesela.. Yandaki gibi.. Şömine başında uyuklayan, heyecanlı bir köpek, adı tarçın.. Cinsi Golden .. Olmazsa olmaz ailem.. Bir de yılbaşını kutlamak için sevdiğimiz dostlarımızı , akrabalarımızı heyecanla beklemek mesela.. Bir de bizim tatlı cadıyla ağaç süslemek tabii ki.. Ve de hediyeleri köşe bucak saklamak yılbaşı sabahına dek =) Onun bir yaş daha büyümesini keyifle izlemek.. Kardan adamı üşümüştür diye ona çay götürme fikrinden vazgeçirmeye çalışmak bir de.. Dışarı çıkmak için bulduğu bu bahanesinden vazgeçirip, üst kattaki atölyede resim yapmaya ikna etmek en güzeldir.. Ya da en sevdiği çizgifilmi onunla ilk defa izliyormuşcasına gülmektir..
Bu yıl sözüm var, kurabiyemle boy boy kardan adam yapılacak, her fırsatta çizgi film izlenecek, daha çok kitap okunacak, daha çok zıplanacak ve daha çok gülünecek.. Onunla tekrar çocuk olmak çok heyecanlı..
Bir de bu yıl daha çok kayak tatili yapılacak =) Dağ evi olmasa bile, dağda kahve / salep / sıcak şarap keyfi yapılacak..

Sonra birden; hayaller, kitapla birlikte bir kenara, evden çıkma vakti gelir =)

7 Aralık 2010 Salı

Güneşli Günaydın

Hafta ne kadar yorgun başlarsa başlasın, Salı sabahı , günün neşesi ile geldi.. İlaç içmekten bıkkın, hala iyileşmeyen bünye, güneşli salı sabahına Frank Sinatra ile günaydın dedi..  Ne kadar güzel geldi.. 2011 planlarına New york, New york '  u ekletti, Fly me to the Moon ile haftayı ödüllendirdi..



Bir de, onun yüzü gülünce, sesi böyle neşeli gelince gün güzel devam etti, etrafa renk geldi.. Ne yaparsam yapayım, ne kadar dikkat edersem edeyim değişmiyor, onun neşesi , onun modu hep bana geçiyor.. Yanlış biliyorum ama engel olamıyorum.. Özetle; bünyem iyi olmamasına rağmen ruhum  iyi ,  iç huzurum yerinde..
Bir de kütüphanede sırada bekleyen kitaplar okunabilse :) Sonra D&R a gidip yenileri alınabilse..

Yorum-suz // Bir de ekleme; blog paylaşmak için varsa, paylaşmak güzelse, paylaşmak mutlu ederse; siz de yorumlarınızı paylaşın olur mu? Yorum-suz kalmasın perfect colors, sizin de renkleriniz yansısın.. Renkler iyidir, renkler güzeldir =) Eminim sizin renkleriniz; çok çok güzeldir...

5 Aralık 2010 Pazar

Buz gibi Aralık + Sıcak Çikolata & Rüya

Buz gibi bir pazara günaydın derken, sıcak çikolata kokusuyla uyandım bu sabah.. Özlemişim.. Pazar klasiği evde gazete keyfi ile devam etti.. Geç kalkmak,rahat rahat gazete okumak ne büyük keyif..
Aklımda nedensiz; Yalın - ki sen
Bir de uyanır uyanmaz zihnimde dönmeye başlayan o rüya..
Anlam verememe üzerine kurulu, karman çorman..

Böyle günlerde içimde hep dışarı çıkıp soğuğu hissetme telaşı .. bir de parmaksız eldivenler & starbucks Latte.. Doya doya hissettim bugün soğuğu.. Yürüdüm keyifle.. Bir de sinema keyfi, film merak ettiğim Av Mevsimi.. Beğendim mi? Oyuncuları, oyunculuklarını evet, senaryoyu hayır.. Beklediğim bu değildi..  Beğenenlere saygım sonsuz..

Bir yandan yılbaşı hazırlıkları her yerde, tabi bende de =)  Ne güzel, yılın bu zamanı ayrı keyifli, bir de kar yağsa.. Tabi evsizlere yatacak sıcacık yerler de olsa.. Kışı seviyorum bir yandan , karla örtülü sokakları da.. Ama bir yanım üzülüyor, evsiz bunca insan var sokaklarda..

Ben bu yıl tüm evsizlere ev, tüm kimsesizlere aile, sıcacık yuva, tüm hastalara şifa, gönülden istenen tüm isteklerin ise gerçek olmasını diliyorum..

Bakalım 2011 kime ne getirecek =)


4 Aralık 2010 Cumartesi

Ah bu şarkıların...


Masada rakı, deniz kenarı.. Sohbet güzel, keyfimiz yerinde..
Kadehler tokuşuyor, sağlığına dilekleriyle..
Rakı gün batımında, deniz kenarında, dostlarla ve keyifli sohbetleriyle güzel.. Söylemeden anladıklarıyla, tekrar tekrar anlatmak zorunda kalınmayanlarla anlamlı ve özel..
Bir bakış yetiyor nasılsa anlamaya..
Belki de rakı sofrasına hep az kişi oturmamızın sebebi bu.. Rakının tadını, sohbetimizin sözsüz anlaşılmalarını korumak amacımız.. Dilimize dolanmış bir şarkı;


hadi dinleyin, Ah bu şarkıların gözü kör olsun..

Öyle dudak büküp hor gözle bakma
Bırak küçük dağlar yerinde dursun
Çoktan unuturdum ben seni, çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Güzelsen güzelsin yok mu benzerin
Goncadır ilk hali bütün güllerin
Aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
En sıcak sözlerin azarlar gibi
Hiç bağlanır mıydım çoçuklar gibi
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Sonunda tuz bastım gönül yarama
Nice dağlar koydun nice arama
Seni terkedip de gitmek var ama
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Bu haftasonu sizin de keyfiniz ve dostlarınız bol olsun.. =)

30 Kasım 2010 Salı

Bugün, o gün..

Bugün, o gün.. Sözlerim tükendi.. Yazıp yazıp siliyorum.. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor, kafamda kelimeler toparlanmıyor.. Soru üstüne soruya cevap vermek yoruyor.. Kasım bitmek bilmiyor.. Lodos etkisi midir nedir, her şeyi bu aralar Lodos a bağlıyoruz nasılsa..

Varsın benim nedenim de Lodos olsun.. Enerjimi aldın götürdün Lodos, helal olsun..

27 Kasım 2010 Cumartesi

Bu aralar..

Elimde keyfegezer ve Avrupa da görülecek 101 yer, burnumda mis gibi kahve kokusu, gözlerimi kapadığımda aklımda Poble Espanyol, hayallerimde upuzun tatiller, kulağımda Buika, keşkelerimde ise çok az şey var..

Günler bu aralar birbiri ardına & hızla, bazen gergin, bazen umursamaz, bazen keyifle geçiyor..
Haftasonu nasıl geliyor, salı ne zaman gelmiş, ne zaman perşembe olmuş anlaşılmıyor..

İnsanlar bazen iyi, bazen kötü niyetli, sözleri bazen önemsiz, bazen gereğinden önemli..
Hayat bu aralar kendimi dinlediğimde huzurlu, çevrenin sesine kulak verdiğimde yorucu, çoğu zaman düzenli, bazı zamanlarda karışık..

Hepsi bir yana, bu aralar yeni planlar, uzun uzadıya listesi ile yapılacaklar, özlenenler, beklenenler, iyi ki varlar, kutlanacaklar ve 2011' e geri sayım var..  Bir de 2011 de olması istenen işte bu hamak var..


25 Kasım 2010 Perşembe

t/uzak

Bugün twitterda gördüm bu tweeti, hoşuma gitti..
Hayatta birçok şey t/uzak.. Ya tuzak, ya da uzak.. Ne garip! Önemsenen şeylerin biri için uzak, bir diğeri içinse tuzak olması.. Aynı masada oturan 4 kişinin farklı açılardan etrafı görmesi gibi..

23 Kasım 2010 Salı

Bir benmişim gibi..

Bir ben miyim sözlere sadık kalan? Sadece benim için mi önemli yani?

Bugün garip ilan edilen bir gün olsun. Bu garip günde bütün söz verip de tutmayanlar, önceliklerini belirleyemeyenler bir bir uzaklaşsın.. Uzaklaşmamakta direnenler de; söz vermekten vazgeçsin..

Ya da ben kulaklarımı kapatayım, onların sözleri duyulmasın.. Varsın kendi kendine sözler versinler, sözleri havada uçuşsun, oturup izlesinler..

Bugün verilip tutulmayan sözlerin son günü olsun.. ya da Toleransımı kaybettiğim, hükümsüzlüğünü ilan ettiğim gün olsun.. Ya da.. tüm sözler geçersiz olsun..

22 Kasım 2010 Pazartesi

Tatil bitti, mutluluğu bitmedi..

O kadar güzel, o kadar keyifli, o kadar beklenesi, o kadar özlenesi ve o kadar hakkı verilen bir tatildi ki..
Düşünüyorum da; onlarla güzeldi, onlarla özeldi.. Her günü birbirinden keyifli..

Barcelona sokakları, Sangria,Sagra da Familia, Gaudi, Mont Juic, Picasso, La Ramblas, Parc Güell, Poble Espanyol, güneş, hava, dostlar, bol kahkaha, yerleşme, toparlanma, hava alanına yetişme telaşı..
St Germain, Seine Nehri gezintisi, Notre Dome, ışıl ışıl Eiffel, Paris'te bayram kahvaltısı, samimi ve keyifli sohbetleri, sıcacık bir ev, Sacre Cour, soğuk hava, üşümek, bol bol yürümek, sıcacık gülümsemeler, Louvre, Champs Elysees, Laduree, Luxemburg Bahçeleri, Moulin Rouge, son akşam hüznü, İstanbul özlemi..

Teşekkür edecek o kadar güzel an, o kadar çok insan.. İyi ki varlar dedirten.. Hangi birini yazacağımı, hangi birine teşekkür edeceğimi şaşırdığım zamanlar..

Güzeldi, hem de çok.. Pazartesi sendromunu silecek, hatırlandıkça gülümseten anlarla dolu.. Valizin eşyalarla dolup taşması ve benim hepsini sığdırma çabalarım mı , yoksa aklımın bunu hep hatırlamak istiyorum, gözlerimi kapatıp bu anı ölümsüzleştirmenin bir yolu olmalı çabalarım mı daha zorluydu bilemiyorum.. Fotoğraflar, videolar bile yetmeyecek aynı hissi yaratmaya, bu huzuru anlatmaya biliyorum..

Bu da tatilin müziği, zihnimde dönüp duran.. Bir çok anı daha hatırlanası kılan..
Buika No Habra Nadie en el Mundo

=)

11 Kasım 2010 Perşembe

Heyecan Dorukta..

Bu aralar heyecan dorukta.. Bayramda burada olmayacağım.. 7 günlük güzel bir tur planladık arkadaşlarla, bir yandan bavul hazırlıkları, check listler, bir yandan gidince görülecek yerler, googlemaps ile sokak sokak şimdiden gezmeler, alınacakları planlamalar heyecan katsayımızı sürekli arttırmakla meşgul.. Bir de tabi hatırlatmalar =)

Bir yandan mutluyum, bir yandan da geçen yıl bu bayram olduğu gibi içim buruk.. Bir yerlere giderken sevdiklerimi geride bırakmayı sevmiyorum.. Geçen yıl Roma Floransa gezerken de böyle olmuştu, aşk çeşmesinde dileğim yine gelmek, onlarla gelmek, söz verdim bak geldim demekti.. Biliyorum 2011 de o da olacak..

Bir yandan gitmeye , bir yandan da dönmeye heyecanlanmak bu olsa gerek.. Dönünce kavuşmaya sabırsızlandıklarım, beklediğim güzel haberlerim, dönmesini beklediklerim , Yılbaşı telaşım, 2011 tatil planlarım, anlatacaklarım, dinleyeceklerim, paylaşacaklarım olacak..

Huzurla gidip, huzurla dönmekse tek dileğim..

Bu bayram, önceki her bayramdan daha keyifli olsun..

Aynı gökyüzünün altından ; şimdiden iyi bayramlar..

7 Kasım 2010 Pazar

böyle olsun istemezdim..

Sustum, çözüm üretmedi..
               Konuştum, kelimeler ifade etmedi, o olduğu gibi anlamak istemedi..
Ben uzak dursun benden , huzur kalsın sadece dedim.. Sanki ben hiç böyle dememişim gibi, huzuru kovdu, gürültüyü getirdi..
              İnsan içinden nasıl avaz avaz bağırır, çığlık atarmış,öğretti..
                                                                                              ben buraya ait değilim ..
Fikirlerin sana , huzur bana kalsın..
                                                 Bilirsin böyle olsun istemezdim..

3 Kasım 2010 Çarşamba

Forever Young

Ekim bitmiş, Kasım gelmiş farkına bile varmadan..
Yapılacaklar listesi henüz yarılanmadan..
Günün kıymeti hakkı verilerek bilinemeden..
Güneşin tadı çıkartılamadan..
Uzun kahve sohbetleri sabahları yapılamadan..
Gazete uzun uzun okunamadan.. 
Olsun , daha vakit var..
Forever young I want to be forever young.. =)





















Let's dance in style, lets dance for a while

Heaven can wait we're only watching the skies

Hoping for the best but expecting the worst

Are you going to drop the bomb or not?

Let us die young or let us live forever

We don't have the power but we never say never

Sitting in a sandpit, life is a short trip

The music's for the sad men

Can you imagine when this race is won

Turn our golden faces into the sun

Praising our leaders we're getting in tune

The music's played by the madman
Forever young, i want to be forever young

Do you really want to live forever, forever forever

Forever young, i want to be forever young

Do you really want to live forever

Forever young

Some are like water, some are like the heat

Some are a melody and some are the beat

Sooner or later they all will be gone

Why don't they stay young

It's so hard to get old without a cause

I don't want to perish like a fading horse

Youth is like diamonds in the sun

And diamonds are forever

So many adventures couldn't happen today

So many songs we forgot to play

So many dreams are swinging out of the blue

We let them come true

Forever young, i want to be forever young

Do you really want to live forever, forever forever

Forever young, i want to be forever young

Do you really want to live forever forever forever

Forever young, i want to be forever young

Do you really want to live forever, forever forever

Forever young, i want to be forever



31 Ekim 2010 Pazar

=)

Güzeldi..

Çabuk geçti gitti, ne yazık ki..  Perşembe yağmurla başladı , evet ama güneşli bir pazarla sonlanması ayrı keyifliydi..

Yine az uyku, çok gezme, bol kahkaha reçetesi uygulandı, tavsiye ederim.. Şu ana kadar hiç yanıltmadı..

Şimdi ise bayram tatili için geri sayım vakti..

Aynı yere farklı gözle bakarken hatırlanması gereken, geride bıraktığı his unutulmasın istenilen, bu kısa tatili en güzel ifade edecek, hep mırıldanılan şarkı ..
                                                                              Michelle - dinlemek için..


İyi haftalar =)

25 Ekim 2010 Pazartesi

Çok yorgun Pazartesi & İstaNbuL

Haftaya uyanamadım, günü kabul etmiyor bünyem.. Kim dedi sana o kadar gez diye? Hava güzel tadını çıkarmak için ardarda planlar yap diye.. Kim?
Kim olacak tabiki içimdeki çocuk..
Vır vır vır konuştu durdu aklımı çeldi.. Dinlemedi..
Hava güzel, Ekim bitiyor , Kasımda bu günleri ararsın dedi..

Ordan oraya gezip durduk haftasonu, özlediğim Ortaköyle biraraya geldik, Tomtom da terastan Sarayburnunu seyrettik.. Aklım hala orada.. Manzara inanılmazdı..

Orada anladım ki deniz görmeden geçen bir günüm yok ve olmasına da izin veremem..
O an anladım ki hafta sonları olmadan haftaya tahammül edemem..
O gün hissettim ki İstanbul gibi hiçbir şehri sevemem..

20 Ekim 2010 Çarşamba

Veda / Onun gözüyle

Ve birgün gitti.. Arkasında hiçbir not bırakmadan..
Ansızın..
Düşünecek, öğrenilecek birçok cevap ve cevapsız soru, dinlenecek şarkıları bırakıp..
Gitme dememe fırsat vermeden..
Aldırmadan..

Veda etmeden gitti..
Soru bile sormadı cevabını artık merak etmediğinden..

Belki de anlamalıydım, uzaklara dalıp gitmesinden..
Ben burada olmasam ile başlayan  cümlelerinden..

Ve birgün gitti,
ansızın geldiği günkü gibi..

Geriye bir şarkı bir de rüzgarı kaldı, balkondan içeri süzülüp perdeleri inceden hareketlendiren..

'We don't get two lives to live'.. dinlemek için

19 Ekim 2010 Salı

'We don't get two lives to live'..


'We don't get two lives to live'..

Farkettiğimde çok geç kalmamıştım.. hatta farkettiğimde onla geçecek bir hayat da olmadığını anlamıştım.. Ve onun aslında yaşamadığını da.. Nefes alıp vermeyi yaşamakla karıştırdığını da..
Bizim onla yaşanacak bir hayatımız yok, ama ne güzel ki onsuz yaşanacak/devam eden çok güzel bir hayat var..
Vedalaştık birkaç gün önce, farkında bile değil.. Ben yola devam ettim, onun geride kalması önemli değil.. Benim gittiğimi de çok uzun zaman sonra anlar biliyorum..  Umursamıyorum..

Yaşanacak ikinci bir hayat yok, hissediyorum.. Artık vakit kaybetmek istemiyorum..




18 Ekim 2010 Pazartesi

Pazartesi Reçetesi

Bu pazartesi bünye hastalığa yenik, halsiz bir günaydınla başladı..

Ne yaptıysam, ne içtiysem olmadı..

Damarlarımda dolaştı durdu halsizlik..

Biliyordum hafta sonu bu kadar gezmenin ve uykusuzluğun bir yerden çıkacağını..

Bile bile yaptım, cuma akşamdan pazar akşamına ucuca ekledim planları, aralıksız.. Hatta çok sevdiğim için / çok sevdiğimi bildikleri için pazar günü 3 farklı yerde kahvaltı sofrası ile karşıladılar beni..
 Cihangirdeki ayrı keyifliydi..

Pazar gece eve girdiğimde artık belliydi, ben bünyemi bu kadar yorunca meydan mikroplara kaldı..

İlaçların yanında bu pazartesi reçetemde Before Sunrise & Before Sunset yazılıydı..

Ruhum dinlendi,  ne kadar güzel iki filmdi..

Birinci filmde Viyana sokakları ayrı ama ikinci filmde Paris sokaklarında gezmek çok keyifliydi..

Koşturmacalı geçen hafta sonuna inat, pazartesinin süprizi / iyiliği / jesti sanki hep beklenendi.. Bu süpriz de tabi ki Kelimelerin büyülü prensesine aitti.. 


- Sana bir vals söyleyeyim.

- Birden bire aklıma geliverdi.

- Sana bir vals söyleyeyim

- Bir gecelik bir ilişki hakkında

- O gece benim için yaratılmış gibiydin

- Hayatta hayalini kurduğum her şeydin

- Ama artık yoksun

- Çok uzaktasın

- Yağmur adana gelen kadar

- Senin için sadece bir gecelik bir şeydi

- Ama benim için çok daha önemliydin

- Bunu bilesin

- Ne dedikleri umurumda değil

- O gün benim için yaratıldığını biliyorum

- Bir daha denemek istiyorum

- Bir gece daha istiyorum

- Pek dogru görünmese de

- Benim için çok önemliydin

- Daha önce tanıstıklarimın hepsinden daha önemli

- Seninle bir tek gece küçük Jesse

- Baska biriyle geçen binlerce geceye bedel

- içimde acılık yok, tatlım

- O bir gecelik seyi hiç unutmayacagım

- Yarin baskasının kollarında olsam bile

- Kalbim ölene kadar senin olacak

- Sana bir vals söyleyeyim

- Hiç beklenmedik bir anda, aklıma geliverdi

- Sana bir vals söyleyeyim

- Harika bir, bir gecelik ilişki hakkında[Son sahne repliği]


Celine: Bebeğim, uçağı kaçırmak üzeresin.


Jesse: Biliyorum…





14 Ekim 2010 Perşembe

Yeni favorim..

Tanıştırayım, yağmurlu Cuma akşamında D&R da zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir anda karşıma çıktı.. Elimden bırakamadım..

Benim aklım bir karış havada, ruhum orda burda gezer, elimde de Saffet Emre Tonguç Avrupa' da görülecek 101 yer..

Kitabı açar açmaz karşıma çıkansa Barcelona Las Ramblas.. İşaret gibi =)

Nerede yenir? Nerede kalınır? bilgiler süper, resimlerse inanılmaz..

Tavsiye ederim


11 Ekim 2010 Pazartesi

Günün Önemlisi

Yazılacaklar uzun zamandır aklımdaydı, bir türlü fırsat olmamıştı..

Güzel geçen doğum günü kutlamalarının ardından gezmeyi ne kadar çok sevdiğimi bilen bir dostum bana Keyfegezer i hediye etti..

İnsan bir kitabı eline aldığında bu kadar mı heyecanlanır?? Valiz & uçak bileti hazır okunması gereken bir kitap Arzu Çağlan' ın kitabı..

Şimdi kitapta sayfa 140, Paris ' te olma zamanı..

İçimde ise Kasımda Paris' i seneler sonra tekrar görecek olmanın heyecanı..

Beni ararsanız; bu akşam Champs-Elysees de yürüyorum..

Sevgilerimle,

Milagros

Dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan herkese itafen..

Hani küçük dağları yaratan, bire bin katan şu efsanevi geçmişe sahip , yıldızlı , rütbeli, sevgili , eğlenceli, nadide, eşsiz, tarif edilemez varlıklar..

Dünya sizin etrafınızda dönüyordu ya hani, herşey sizin varlığınızla anlam kazanıyor, sizin ışınızla aydınlanıyordu ya.. O dünya artık dönmüyor.. Duralı da baya bir zaman oldu..

O yüzden boşuna kendi etrafınızda dönüp, dünya benim etrafımda dönüyor demekten vazgeçin..

Dünya sizin etrafınızda dönmüyor, siz olduğunuz yerde dönüyorsunuz..

Bu pazartesi yazısı kendini asla imha etmeyecek, siz varolduğunuz sürece buradan size seslenecektir =)

PS:  me, myself &my (B)ego yazılarını çok özledim..

Karmaşık teşekkür

Kısa bir zaman önce risk almış, fikrine değer verdiğim/önemsediğim birine blogumdan bahsetmiştim..
Onun gözünden yorumlar geldi sonunda,

Blog karmaşık, fazla duygusal / romantik ve ağır...
Sonuç mu: Beğenmedi..
Beklediğim tepki miydi? Hayır, kesinlikle değildi..

Cümleler daha basit olabilirmiş, cümleler karmaşıklaşmaya başladıkca anlamdan uzaklaşıyormuş..

Bu da bir yorumdur, değer verdiğim biri dedim ya, karşıt görüş de güzeldir..

İşte buyrun size basit anlatımlı bir yazı..

Teşekkür ederim.

10 Ekim 2010 Pazar

PerfectColor

Tanto Project Perfect Color dinlemek için...

Hakkı verilen bir haftasonu daha geçti gitti, yağmura , soğuğa, kışa aldırmadan..
Bu sefer farklıydı aslında, anlatacak çok şey vardı, ama kelimelerle sınırlandırılamadı...

Haftasonunun özeti Tanto Project Perfect Color olabilir sadece..

5 Ekim 2010 Salı

Ekim, Yağmur, Rüzgar & Soğuk

Yapraklar dökülüyor, engel olamıyorum, sanırım olmak da istemiyorum..
Bir rüzgar esiyor, toplayabildiğini alıp götürüyor, savuruyor uzaklara..
Bu kaçıncı sonbahar, bu kaçıncı gidiş.. Artık saymıyorum..
Yenilerini savurdum bugün rüzgarla, gökyüzüne karıştılar..


Ben her sonbahar, bu son diyorum,son bu bahar diyip, terkediyorum..

3 Ekim 2010 Pazar

Haftanın sonu, bence haftasonu..

Benim haftasonundan anladığım;

Her dakikanın kıymetini bilmek, keyifle geçirmek..

En sevdiğin , hep dinlediğin albümde saklı şarkıyı bulmak..

Sabahtan akşama ordan oraya gezmek ama asla yorulmamak..

Dostlarla olmak, bol bol gülmek, süprizler yapmak, süprizlerle karşılaşmak..

Uzaklardaki eski bir dosttan güzel haber almak..

Samimi bir maille , küçük bir sır paylaşmak..

Bir şans daha tanımak..

Huzurlu olmak, güneşle uyanmak, arada yağmurla ıslanmak.. Biraz üşümek, biraz gizlemek..

Biraz geri saymak, biraz hayal etmek..

Benim hafta sonundan anladığım, günü hayatının son günü gibi yaşamak..

30 Eylül 2010 Perşembe

Onun Renkleri

Elimizde fırçalarımız yanıbaşımızda gökkuşağı, bu aralar kendi hayatımızı renklendiriyoruz..

Onun renkleri hep canlı, hep umut dolu..  Her sabah gökyüzünü farklı bir renge boyuyor, gülüyoruz..
Bazen pembe gözlüklerle bakmalı hayata diyor, her yanı toz pembe görüyoruz..

Yarın sabah uyandığınızda benim gözümden bakarsanız hayata, gökyüzü yeşil olacak, ağaçlar mavi, yollar lila, çiçekler sarı , bordo , turuncu..

Deniz yarın beyaz, bulutlar kızıl..

Rengarenk çakıl taşları ile oynuyoruz, biz bu aralar hayatımızdaki herşeyi renklendiriyoruz..

=)

24 Eylül 2010 Cuma

Nasıl..


Nasıl geçmiş bunca vakit, nasıl anlamamışım..
Dönüp baktığımda yaşanan bir sürü an, hüzün dolu bazen, çoğu zaman mutlu, her zaman umutlu, kahkaha dolu..
Nasıl geçmiş bunca vakit, ben bir yılı daha devirmişim..
Bir önceki yaşımı ve yaşadıklarımı, bir önceki kadar çok sevmişim..
Her geçen gün daha da sıkı bağlanmışım hayata, bir önceki günden daha derin nefes almışım, bir sonraki gün uyandığımda..
Her gün aynı gibi gelmiş bazen, ama her günüm farklıymış, kendine hasmış, çok özelmiş aslında..
Her sorana 22 demişim, dostlarla sohbet ederken nasıl da 10 yıl öncesinden bahsetmişim..
Özlediklerim hep aynı özenle kalmış, hep dönmek istemişim.
Vapur sefalarımızın yerini hiçbir şey tutmaz demişim, bir yandan iş çıkışı buluşmalarımızın vazgeçilmezliğini ilan etmişim..
Hepsini çok sevdiğimden belki de, her gittiğim yerde yanımda olsun anılar demişim..
Ben bir yaş daha büyüdüm, içimdeki çocuk bana inat büyümemeye yeminli..
Tek isteğimse geleceğin bu günümü aratmaması ve onun bu yemininden vazgeçmemesi..

Huzur kocaman bir gülümsemedir, aniden gelir kapınızı çalar..
Süprizlerle dolu iki günün ardından;
                                                                   'Onlar benim şansım, iyi ki varlar..'









22 Eylül 2010 Çarşamba

Son yolculuk

Elimde biletim, havaalanında bekliyorum..
Uçaklar birbiri ardına havalanıyor..
Biletime bakıyorum,  aslında görmek istediğim neleri bıraktığım..
Herşeyi arkamda bırakıyorum sanırım, bir kağıt parçası aynı bekleme salonunda aynı bilete sahip insanların her birinde farklı bir anlama sahip..
Benimki herşeyi temsil ediyor..
Hiç düşündün mü?

Ya gidersem..
     yeniden başlarsam..
        ve seni hiç özlemezsem..

14 Eylül 2010 Salı

Tatil Fotoromanı

Yol uzundu, en sevdiği kahve elinde yola koyuldu
Tatil başlangıcı, her yılın klasik ziyareti Gökova favori balıkçısına vardıklarında masadaki ekmekler yemek için değil, ördekleri beslemek için kullanılacaktı..

Bir anda hepsi toplandı, Ördek ziyafeti başladı..

Tatilin en keyifli yanı, tertemiz, sessiz koylar,

Elinden düşüremediği dergileri,

Masmavi gökyüzünün verdiği özgürlük hissi,

İskele ve ışıl ışıl deniz,

Olmazsa olmaz çakıl taşları,

Sofranın tadı,

Hep orada kalabilme isteği,

Hep doğa ile içiçe olsak keşke dilekleri,

Günübirlik Rodos Kaçamağı,

Tatilin sonu,

Ve tatil dönüşü, kahvaltı..

Bu da bayram tatili fotoromanı..

...

Uyanmak zor, güne başlamak zor..
Kapalı havaya alışmak zor..
Konuşmak zor, dinlemek zor..

Güzel özetliyor, aslında herşeyi anlatıyor.. Zor..

12 Eylül 2010 Pazar

Döndüm..

Döndüm..
İyi mi kötü mü..
Yarın beni ne bekler, bilmiyorum..
Kafamı toparlayıp uzun uzun, 2010 yazımın son deniz tatilinden ve amatör fotoğraflarımdan bahsedeceğim..
Şimdiden iyi haftalar,
Sevgilerimle
Milagros

5 Eylül 2010 Pazar

Neşeli Günler


Eylül ayını Marmaris'te ikinci evim & buradaki ailem dediğim dostlarla karşıladım, yılın yorgunluğu , yazın sonu  derken ani bir kararla canmdan çok sevdiğim ve kıymetlimle kendimizi Marmaris te bulduk..

Bayramı buradaki ailemizle geçirmek ayrı, Marmariste 8 gün kalmak ayrı bir sevinç kaynağı..

Buradaki neşeli günler başladı, hepinize keyifli bir bayram dilerim şimdiden...

İstanbulda bıraktığım tüm sevdiklerimle dönünce , keyifle görüşmek üzere , beni merak etmeyin keyfim yerinde =)

Not: Fotoğrafçılık denemelerime başladım..

Sevgilerimle

31 Ağustos 2010 Salı

Boşvermişlik rüzgarları


Bir adım atarsın yarınlara, uzun ve sessiz bir yolculuk olur, uzaklaşırsın gündelik hayatın oyaladığı yanıltan durumlardan.. Düşünür taşınır, bir adım atarsın kendine, olan biten arasında önemlileri seçer, uzun uzadıya plan yapar, toparlarsın.. Keyifle geçecek bir haftasonu planlar, güzel yarınlar düşünür, yapılacakları, gezilecekleri sıralarsın..
Gündelik hayatın içinde bir gün, bir zaman, aniden esiverir, risk alırsın..
Gün gelir, adım atarsın bir bilinmeyene, kendini başka bir gözle görür, yeniden tanışırsın, yeniden tanır, anlam ararsın...
Ve bir gün, aniden; anlarsın..
Havaymış, tatilmiş,niye bitmiş, işmiş, o ne demiş, bu niye böyle olmuşmuş.. Ne önemi var dersin..
Boşvermişlik rüzgarları esiyor etrafımda bu aralar,
Hep aynı soru ' Ne önemi var?' koskoca bir hiç aslında..
Hiç önemi olmayan şeylerle günleri dolduruyorlar, ne hakları var..
Küçük şeyler birikiyor, kırmaya yetiyor bir anda, ne gereği var..
Boşvermişlik rüzgarları esiyor etrafımda bu aralar..
Konuşmak bile anlamsız geliyor.. Bazen hiçbir şeye değmiyor, insan sadece boşveriyor..

25 Ağustos 2010 Çarşamba

28/08/2010


28/08/2010
Perfect Colors
1.yılı =)



Fotoğraf merakı başlar..



Bu fotoğrafı bir dergide gördüm.. Bayıldım..
Herşeyi anlatan, söze gerek kalmayan bir fotoğraf, her ne kadar reklam olmasına rağmen , altındaki yazı ile alakasız olsa da..

Benzer fotoğraflar çekmek istedim, kelimelerle ifadenin yersiz olacağı fotoğraflar..

Araştırmaya başladım, canoncularla nikoncular varmış meğer.. Önemsiz..
Gelecek hafta, tatil dönüşü araştırmalarımı hızlandıracağım.. Ne canon ne nikon, muhtemel bir şekilde Fuji alacağım..

Sonra da başlasın hayat ayrıntılarda gizlidir fotoğrafları.. ve ona özel bir blog...

Linkini buradan paylaşırım.. =)

Elephants


If the elephants have past lives yet are destined to always remember
It's no wonder how they scream
Like you and I they must have some temper
And I am dreaming of them on the plains
Dirtying up their beds
Watching for some sign of rain to cool their hot heads
And how dare that you send me that card when I'm doing all that I can do
You are forcing me to remember when all I want is to just forget you
If the tiger shall protect her young then tell me how did you slip by
All my instincts have failed me for once
I must have somehow slept the whole night
And I am dreaming of them with their kill
Tearing it all apart
Blood dripping from their lips and teeth sinking into heart
And how dare that you say you'll call
When you know I need some peace of mind
If you have to take sides with the animals
Won't you do it with one who is kind
And if the hawks in the trees need the dead
If you're living you don't stand a chance
For a time though you share the same bed
There are only two ends to this dance
You can flee with your wounds just in time or lie there as he feeds
Watching yourself ripped to shreds and laughing as you bleed
So for those of you falling in love keep it kind
Keep it good
Keep it right
Throw yourself in the midst of danger but keep one eye open at night


20 Ağustos 2010 Cuma

Uzak..



Buradaydım..
Kendimi herşeyden soyutladığım, dinlediğim şarkıların sözlerinden başka hiçbir şey düşünmediğim, keyifli bir pazar günüydü..
Kendime verebileceğim en güzel hediyeydi uzakta olmak..
Sıcaktı hem de çok..
Ve inanılmaz keyifliydi..

Benim dışımda gelişen ve değişen bir çok şeye verilecek tepkiler, sevinçler öncesinde, insanın ruhunu dinlendirmesi, suyun üstünde sırt üstü uzanıp, sadece dalgaların sesini dinlemesi,  ara ara okuduğu kitaptaki kısa hikayelere odaklanması ne kadar büyük bir lüksmüş meğer..
Her istediğimde elde edemediğim..

Keyifli 5 günün ardından; kararlar aldım, yeni başlangıçlar yaptım, şükrettim, iyi dinlendim, güldüm, gezdim, yapılması gerekenleri hallettim, çok sevdim, çok özledim, bol bol ' iyi ki.. ' dedim, ümitlendim, heyecanla bekledim, planlar yaptım, beklemediğim süprizlerle karşılaştım, beklemediğim dostlarla buluştum, yeni yeni bir sürü gülen yüzle tanıştım, oralara da alıştım, bir yandan zaman çabuk geçsin istedim, bir yandan hiç dönmemeyi diledim.. Orada olmayı, burada olmayı sevdiğim kadar sevdim..

Bu kadar iyi geleceğini, bu kadar keyifli geçeceğini bilseydim, çok daha önce, onu alır giderdim..



12 Ağustos 2010 Perşembe

Kumdan Kaleler

Hayat bu, yaptığın, söylediğin sözler duyulur da görmezden gelinir bazen..
Sen anlaşılmadı zanneder, birden çok tekrarlarsın, birden farklı zamanda...
Nasılsa anlaşılmaz dersin, iyisi de kötüsü de anlaşılır aslında..
Ve bir gün gelir, bu lafların binde biri etmez bir lafla yıkılır kumdan kaleler, anlamazsın..
Sen safsın..

10 Ağustos 2010 Salı

İskele

                                                                                         Frosti - Björk

Söylemişti.. 'İskelede yüzüstü uzanıp suyla oynayacaksın uzun süre.. Sakinliğini bozmaya çalışacaksın suyun.. Olmayacak..  Hava kararacak , sen iskeleden uzaklaşmak istemeyeceksin.. Her dinlediğinde bu şarkıyı, gözlerini kapayıp, kendini yine orada hissedeceksin, parmakların suda, yazdıkların silinip gittikçe, sen tekrar suya yazı yazmak isteyeceksin, kimsenin bilmediği harflerle.. '