21 Aralık 2009 Pazartesi

Masal Kahramanım

Ben dizine yattım, sen bana yine aynı masalı anlattın..

Bitmek bilmeyen koşturmacanın, zamanın durduğu yerde, sen bana bir şarkı fısıldadın..


İçimden geçenleri duy istedim, içimden geçenler masala karışsın, ''masal gerçek, gerçek masal olsun'' dedim..

' Eli değildi kalbine dokunan, aslında varlığını hissetmekti , aynı havayı soluduğunu bilmekti, onun gibi gülümsemesini sağlayan..
Suya yazı yazmaktı hatırlayabildiği, ve hep yazmak istediği suydu özgürlüğü.. '



Fısıldadığı şarkı , sözleriyle masalın bir parçası , kim bilebilirdi ki ruhu uzak diyarlarda, bir kuş misali hızla kanat çırparken, aynı masalı yaşayan başka masal kahramanları vardı..


Ben o oldum, o masal kahramanı..


Ben neden dedim, sadece masallar hayallerimizin bir parçası olsun , hayaller gerçeğin ta kendisi olsun istedim..


Suya yazı yazmaktı hayat, suda iz bırakanlar arasında olabildiğin müddetçe sen sen olursun dedi..


Masal hiç bitmesin , o gizli bahçe gerçek, bahçedeki anı çiçekleri ve kelebek kafesleri benim olsun istedim..


''Bitmesin''


Anı çiçekleri her dokunduğunda gerçek, gerçeği her gördüğünde zamanda yolculuk olsun istedim..


Ben dizine yattım, sen bana yine aynı masalı anlattın, ben masalın devamını hayal ederken uyuyakaldım, uyandığımda ordaydım..

15 Aralık 2009 Salı

anlatma

bana beni anlatma, sadece ben bilirim ben olmanın ne olduğunu...

bana beni anlatma, dünya yıkılsa bilirim aslında beni yıkamayanın nasıl olduğunu..

bana beni anlatma..

Sen bana beni anlatmaya çalışırken aslında bilirim anlatmaya çalıştığının görmek istediğinle sınırlı olduğunu..

bana beni anlatma, rüzgarın ne yöne eseceğine hükmedemediğinde, ben hissederim, aslında bana hükmetmeye çalışmanın nasıl olduğunu..

Sen kendi dünyanda aslında hep görmek istediğin duvarlarını boyarken, ben kendime binlerce duvar ördüm, binlerce farklı renkte, binlerce farklı hikayemle..

Bana beni anlatma, ben zaten anlattıklarının fazlasıyla vardım, anlatmaya çalıştıklarınla var olmayacak kadar var oldum..

Bana beni anlatma, senin görmek istediğin yerde durmadım hiçbir zaman, baktığın yerden görebildiğinde de gördüğün ben olmayacağım..

İşte bu yüzden ; bana beni anlatma.. ben aslında hiç yoktum, senin anlatmaya çalıştıklarında..

Ve olmayacağım başka kelimelerin yüklediği başka başka anlamlarda..

10 Aralık 2009 Perşembe

Keşke..

Tatlı bir gün ışığı, sanki aydınlatır , bastırır içimdeki karanlık yanını..

Hani hep derdin ya saçlarının kardeş kokusu, içimi ısıtan tatlı bir esinti misali..

Küçük mutluluklardır günümüzü aydınlatan, tatlı bir gün ışığı ,  tatlı bir gülümsemedir, pervasızca kayıp geçen gözlerinden..

Eski günlere dönsek bugün, bir kitap ayracında, işaretlediğin geçmişi yansıtan , anlamı asla kaybolmayacak sayfalarında..

Zamanı geri alsak birlikte, güne vapur sefamızla başlasak.. Aynı çayı yine aynı keyifle yudumlasak, anlatacak şeylerin sırasını birbirine karıştırıp, daldan dala atlasak..

Yapılacaklar sıralamasında öncelikli olanların hepsini erteleyip, yine sadece ve sadece bizi sonsuz güldürenleri seçsek aralarından..

Ve sen yine gülüp geçsen, tüm olan bitene rağmen.. Yine umutla baksan geleceğe, zamanı durdursan..

Keşke..

Zamanın hızla akıp gitmemesi, dostlukların hep böyle keyifle sürmesi dileğimle..

5 Aralık 2009 Cumartesi

dilek

Bir dilek tuttum bu sabah, içinde keyifle güne uyanış, tatlı bir günaydın, güzel bir kahvaltı vardı..

Bayram sabahı burada olamamanın verdiği hüznü silecek, bayramda orada olmanın, dostlarla keyifle yapılan kahvaltının neşesini getirecek, aynı gökyüzünün altında, uzakta olsakta birlikteydik düşüncesinin gerçekliğini gösterecek..



İnsan her mutluluğu yanında taşıyabiliyormuş, mutluluklarla gittim, yanlarına yeni mutluluklar ekleyip geldim bayram dönüşü..

İlk geçen ayrı bayram, getirdiği burukluk, bir dilek tuttum bu sabah, bir daha gitmek ve birlikte gitmek için..

Umarım bu dilek diğer tüm dileklerden daha önce gerçek olur..